28 Mayıs 2005 Cumartesi       




 

'Eleştiriliyorum çünkü meyve veriyorum'

   
 
İki ay önce Andre Agassi ve Roger Federer, Birleşik Arap Emirlikleri'nin dünyaca ünlü oteli Burj el Arap'ın, kendileri için özel olarak tenis kortuna çevrilen helikopter pistinde tenis oynayarak tarihe geçmişti. Bu organizasyondan kısa bir süre sonra, geçtiğimiz hafta İstanbul Cup'ın açılışı nedeniyle ABD'li tenisçi Venus Williams ve milli tenisçi İpek Şenoğlu Boğaz Köprüsü'nde karşı karşıya geldi. Şenoğlu, böyle bir organizasyona katılmanın gururunu yaşadığını anlattı.

İstanbul Cup için nasıl teklif aldınız?

İstanbul Cup, Garanti Koza tarafından gelişen bir fikirdi. Yapabilir miyiz diye düşünürken ben ilk başlarda biraz umutsuzdum. Bu organizasyon sekiz ayda hazırlandı. Ben sadece Venus ile değil, iki kıta arasında tenis oynamaktan dolayı da çok gurur duydum. Yabancı sporcular çok memnun kaldı. İstanbul'un tanıtımı için önemli bir adım oldu, çünkü yurtdışında katıldığım maçlarda sporcular, 'Oynarken eşofman mı giyiyorsun?', 'Araba var mı?', 'Kadınlar erkeklerin arkasından mı yürüyor?' gibi sorular soruyorlardı. Onlara buranın nasıl bir yer olduğunu göstermenin fırsatını bulduk.

Tenis macerası nasıl başladı?

Çocukluğum Eskişehir'de geçti. O yaşlarda bale yapıyordum ve yüzüyordum. Sonra da asıl sporum basketbol oldu. Tenis hafta sonları ailece oynadığımız bir spordu. Basket oynarken dizimden sakatlanınca bırakmak zorunda kaldım. Kaliforniya'daki Pepperdine Üniversitesi'nden tam kapsamlı burs aldım. Bir yandan uluslararası işletme ve ekonomi okurken diğer yandan da turnuvalara katıldım. Burada üç kez All-American oldum. İki yıl (2000-2001), çiftlerde, ulusal NCAA (National Collegiate Athletic Association) yarıfinallerine kadar çıktım. 2001'de üniversite bitti ve ertesi yıl profesyonel olarak tenis oynamaya başladım. Türkiye'de bu sporu profesyonel olarak yapan olmadığından dolayı düşe kalka ilerledim.

Yolu ben açtım

ABD'de kalmayı neden düşünmediniz?

Aslında tenise devam etmem için Amerikan vatandaşlığı teklifi edildi ama Türkiye için sorumluluklarım olduğunu düşünüyorum. Yurtdışında sporcuya verilen değer farklı. Türkiye'de işler şans eseri yürüyor. Sponsor bulmaya çalışırken dilenci konumuna düşüyorsunuz. Şimdi daha kolay oldu. Yolu açtığımı düşünüyorum. Bir de Türkiye'de sporcu menajeri yok.

Uluslararası kortlarda deneyiminiz var...

İlk kez Haziran 2004'te Wimbledon çift bayanlar elemelerine kabul edildim. Grand Slam organizasyonunun eleme turnuvasında oynayan ilk Türk tenisçi de bendim. US Open'a kadar, sıralamalarda çiftler ana kuralarına doğrudan giriş hakkı kazandım. Fransa, Çin gibi yerlerde de oynadım.

Antrenörüm babam

Şu sıralar sanırım en çok zorlandığınız konu menajer eksikliği...

Evet, turnuvaların yoğun olduğu dönemlerde sıkıntı yaşıyorum. Yurt dışında bir sporcu maça geldiğinde etrafında psikoloğu, antrenörü, menajeri, halkla ilişkiler sorumlusu gibi yardımcıları olur. Ben gittiğimde tek başıma oluyorum. En büyük yardımcım babam. Babam da sporcu olduğu için antrenörlüğümü yapıyor. Tenisçiye menajerlik nasıl yapılır bilinmiyor.

Pahalı bir spor olduğu için mi tenise ilgi az?

Çok para dönen, zor bir spor tenis. En çok seyahatlerde para harcanıyor. Benim sponsorum Genel Sigorta. Artık kulüpler yetenekli çocukları alıp yetiştiriyor. Ayrıca kort azlığı fiyatların yüksek olmasına da neden oluyor.

Maç öncesinde ne gibi hazırlıklar yaparsınız?

Maça çıkmadan önce en önemlisi, psikolojik hazırlık. Özellikle kadınlar daha hassas oldukları için herhangi bir durum karşısında çabuk etkileniyorlar ve odaklanamıyorlar, çünkü tenis oynarken kortta yalnızsın. Üç saat boyunca antrenörünle bile konuşamıyorsun. Ben maçlardan önce en çok sevdiğim müzikleri dinlemeyi seviyorum. Onun dışında hayatıma bir kısıtlama getirmiyorum. Arkadaşlarımla olmak bana keyif veriyor.

Şu sıralar bir sakatlığınız var galiba...

Evet, omzumda sakatlık var, ameliyat olacağım. Dört ay oynamayacağım. İki buçuk yıldır o kadar çok maç yaptım ki bu süre zarfında dinlenmenin yanısıra önceden yapamadıklarımı da yapacağım.

Tenisçi kimliği dışında İpek Şenoğlu nasıl bir insan?

Bilinçsiz eleştiriler beni üzüyor. İstanbul Cup'da konuşmadığım, maça eşofman üstüyle çıktığım için insanlar bana ukala demeye başladı ama kimse bilmiyor ki ben o gün rahatsızdım ve serumla ayakta duruyordum. Eskiden daha güler yüzlü olduğum söyleniyor. Hayır değişmedim, olaya sadece daha profesyonel yaklaşıyorum. Eleştirilere karşı değilim ve açığım. Eleştirilerden korkmuyorum. Meyve veriyorum ki, eleştiriliyorum.

Dalida ÖZATAY /dalida.ozatay@aksam.com.tr


 
 

Diğer CUMARTESİ haberleri

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir