26 Mayıs 2005 Perşembe       




 

Yalçın Pekşen


 
yalcin.peksen@aksam.com.tr
yalcin.peksen@superonline.com

Çağdaş Nasreddin Hoca: Huntington...

   
 
Harvard Üniversitesi profesörü Samuel Huntington bir kitap yazdı, hayatımız değişti: 'Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması'(Okuyanus Yayınları, 1996)

Kitabında 21. yüzyılda çıkacak savaşların taraflarını Hilal ve Haç'la simgeleyen yazar savaşın Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında çıkacağını, ancak bunun bir din savaşı olmayacağı söylüyordu.

Savaş dinlerin etkisiyle oluşan uygarlık farkları nedeniyle ortaya çıkacaktı.

Gerçekten 5 yıl sonra 2001, 11 Eylül'ünde İkiz Kuleler'e saldırı olayı meydana geldi. Ardından Hıristiyan ülkeleri Afganistan ve Irak'a saldırdı.

Huntington'un dediği gibi İslam'ın geri bıraktığı neredeyse Taş Devri insanları ile laik sistemle uzaya yönelmiş Uzay Devri insanları çatıştı.

* * *


Bu durum Huntington'u bir anda uluslararası bir Nasreddin Hoca'ya çevirdi.

Hoca bindiği dalı kesen adamın daldan düşeceğini öngörmüştü. Adam düşünce Hoca'nın peşine düşmüştü:

-Ağaçtan düşeceğimi bildin, öyleyse ne zaman öleceğimi de bilirsin.

Aynı şey Huntington'un başına geldi.

Madem ki, Hıristiyan-Müslüman çatışması çıkacağını bildin, öyleyse savaşın sonucunu da bilirsin?

Huntington şimdi her yerde geleceğe yönelik öngörülerini anlatıyor.

* * *


İki gün önce de Türkiye'deydi. Akbank'ın çağrılısı olarak 'Yeni küresel politikalarda Türkiye'nin rolleri nelerdir?' başlıklı bir konferans verdi.

Böylece kendisine 'Ne zaman düşeceğimizi bildin, ne zaman öleceğimizi de bilirsin' diye sormuş olduk.

Prof. aşağıda özetlediğim görüşlerini, bilimsel kılıflar içinde, kibar bir dille ifade etti:

1) Avrupa Birliği Türkiye'yi bünyesine almaz. Zira alırsa ortada Avrupa Birliği kalmaz. Avrupalı olmayan bir ulus, AB'nin yapısını bozar.

2) Türkiye İslam dünyasına girebilir ve lider olabilir. Ancak bunu yaparsa, Atatürk'ün ulusa kazandırdığı özellikleri kaybeder ve laikliğini tehlikeye düşürebilir.

3) Türkiye hiçbir tarafa yönelmeden milliyetçi tezlere sarılabilir. Kendi kendine kalkınmaya çalışabilir.

Huntington'un söylediklerini hala karmaşık bulanlar için biraz daha sadeleştireyim:

Özetle diyor ki:

-Türkiye Avrupa Birliği'ne girerse AB ayvayı yer.

-İslam dünyasına girerse kendisi ayvayı yer.

İkinci ve üçüncü şıklar bana pek gerçekçi görünmedi:

-Türkiye AB'ye giremezse, sanırım AKP ayvayı yer.




TARİHÇİLERİ SUSTURALIM!...

Ermeni soykırımı konusunda hükümetin tezi bugüne kadar 'Konuyu tarihçilere bırakalım'dı.

Çünkü siyasi açıdan ortada anlaşılmayacak bir durum yoktu.

Ermeniler 'soykırım oldu' diyor, biz 'olmadı' diyorduk.

Bakalım tarihçiler ne diyorlardı?

Bu amaçla Boğaziçi Üniversitesi'nde bir toplantı yapılacak, konu Türk tarihçiler tarafından bilimsel bir platformda tartışılacaktı.

Ancak daha tartışma başlamadan 'Konuyu tarihçilere bırakalım' diyen hükümetin Adalet Bakanı Cemil Çiçek TBBM Genel Kurulu'nda kürsüye çıkıp şunları söyledi:

'Milletçe, devletçe yoğun çaba içindeyken bu çabaları arkadan hançerlemek ne anlama geliyor? Şimdi siz, o zaman falanca ülkenin parlamenterlerini nasıl ikna edeceksiniz. Bunlar diyecek ki 'Siz, bizi ikna etmeyin, gidin Boğaziçi Üniversitesi'nde, Boğaz'a bakarak bu yalanları söyleyenleri ikna edin (...) Keşke Adalet Bakanı olarak dava açma yetkisini devretmeseydim...'

Bunun üzerine bilimsel tartışma iptal edildi.

Anlaşılan konu tarihçilere de bırakılmayacak kadar netameliydi. Cemil Çiçek bu konuşmasıyla Türk iddialarının etkisini bir kalemde sildi. Türkiye'de 'soykırım oldu' demek yasaksa, 'olmadı' demenin de bir anlamı yoktu.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir