Geçtiğimiz hafta pazartesi gecesi Babylon'da özel bir gece vardı. SONY BMG firmasının organize ettiği gecede 70'li yılların altı sanatçısına ait altı adet 'best of' albümün çıkışı kutlandı. Bu sanatçıların (Seyyal Taner hariç) hepsiyle iki hafta önce görüşmüş ve Pazar ekimizin iki tam sayfasını onlara ayırmıştık. Albümlere dair söyleyeceklerimiz orada yazıldı, çizildi. Ancak sanatçılardan bir var ki onunla konuştuklarımın televizyonla ilgili bir kısmını yazının uzun gelmesi dolayısıyla çıkarmak zorunda kalmıştım. Bir çok kişinin anılarında yaşarken son bir yıldır 'Çemberimde Gül Oya' dizisi sayesinde tekrar hayatımıza damgasını vuran bir sanatçıdan, Işıl Yücesoy'dan söz ediyorum. Babylon'daki gecede onunla tekrar karşılaşmak, o olağanüstü enerjisini yeniden hissetmek çok güzeldi benim için. En kısa zamanda tekrar ancak bu sefer sadece müzikle sınırlı kalmadan onunla konuşmak benim için büyük bir mutluluk olacak.
Işıl Hanım gerçekten çok 'enteresan bir aura'ya sahip. Etki alanına girdiğinizde kendinizi ona teslim etmemeniz, bu 'gönüllü teslimiyet'e boyun eğmemeniz mümkün değil. Bunun için kendisi olmaktan başka bir şey yapması gerekmiyor. Bugünlerde yetişen neslin öğrenemediği, onlara öğretemediğimiz bir şey var onda. 'Sevilmek için önce sevmek gerektiği' gibi, 'Önemsenmek için önce önemsemek gerektiği' gibi, 'Kapıları açmak için önce kendi kilitlerini kırmak gerektiği' gibi bir şeyler bunlar. Genç insanlara haksızlık etmemek gerek, eskiler arasında da 'kalender' insana o kadar sık rastlanmıyor aslında. Işıl Yücesoy gibiler her zaman çıkmıyor karşımıza. Benim çok sevdiğim bir grup olan Black Heart Procession'ın bir şarkısının adı geliyor aklıma. Özgür bir tercümeyle, Türkçe mealini şu şekilde söyleyebilirim: 'Gözlerinde ışıldayan cevheri sana yansıtmadığım için suçlu olan benim...' İnsanlar ne kadar sık işliyor bu suçu farkında mısınız? Kaybetmeden önce bir şeylerin kıymetini bilmek o kadar zor mudur? Değer verdiğimiz şeyler hala yanımızdayken onların ışıltısını köreltmek, onların ışığından faydalanıp sonra onları unutmak büyük bir suç değil mi sizce de?
HANİ STAR OLACAKTIM?
Biri Bizi Gözetliyor evlerindeki yaşamış yarışmacılar arasında biri var ki iki yıldır ne zaman star olacak diye merakla takipteyim. Beş yıldızlı BBG olarak hatırlayacağınız dönemdeki bir yarışmacıdan, Sıfır Beş Belma'dan söz ediyorum. Evdeki 'Yalancı Belma'ya çıkmıştı adı. Daha önce evlenip boşandığı halde bunun 'bir iftira' olduğunu ileri süren Belma kızımız, daha sonra olay ispatlanınca 'iftira atıyorlar' dediğini de inkar etmişti. Ama bu evlerde 'Çıkartsın yetkililer VTR'leri, göstersinler' dememek gerek; anında çıkartıverirler VTR'leri görürsün. Belma, Beş Yıldızlı BBG evinden birinci olarak çıkmadı. Ancak hemen akabinde gönderildikleri ONO (Orada Neler Oluyor) evinde nasıl olduysa oldu yarışmayı kazandı. Star TV'de yayınlanan ONO evinin ilginç bir özelliği vardı. Yarışmanın birincisi kendi ödülünü kendi saptayacaktı. Yarışmacılar arasında bir fotoğrafçı dükkanı açmak isteyen de çıktı, albümünün yayınlanmasını talep eden de... Hemen hepsi 'maddi' bir ödül isterken, Belma'nın tek bir isteği vardı: Televizyon ve sinema dünyasında bir 'Star' olmak.
Yapımcıların da işine gelen bir durumdu belki de ve yarışmayı Belma kazandı. Sonuçlar açıklandığında Belma'nın düşündüğü tek şey bu yarışmayı kazanmış olmanın onun önündeki kapıları sonuna kadar açacağı olmalı. Ama televizyon ve sinema, ya da kısaca şov dünyası 'ha deyince' yıldız yapmıyor adamı malum. O günden sonra takip edenler Belma'ya, önce Number One televizyonunda gece yarısından sonra yayınlanan 'erotik havalı' bir programda rasgeldi. Ona mail atan ya da telefon eden (büyük çoğunluğu erkek) izleyicilere cevap yetiştiriyordu. Number One televizyonundaki 'yatak şov'u çok fazla sürmedi Belma'nın, dizilerde boy göstermeye başladı ufaktan ufaktan... Önce Atv'de gösterilen 'Taştan Kalp' filminde gördük onu. Sahilde verilen parti sahnesinde birilerini ayartmaya çalışıyordu. Sonra tıpkı bu film gibi bir Osman Yağmurdereli harikası olan 'Melekler Adası'nda çıktı karşımıza. Bu sefer bir casino'da ayartmaya çalışıyordu erkekleri. Belma son bir ayda iki kere daha geldi ekranlara: 'Saklambaç' dizisinde şoförün sevdiğini kıskandırmak için tuttuğu tele kızdı Belma kızımız. Bir önceki 'Kadın İsterse'de ise Derya Baykal'ın kocasını otel odasında ellerini bağlayarak parasını alıp kaçan bir 'profesyonel'di.
Beş yıldızlı BBG'nin Sıfır Beş Belma'sı artık bir şov yıldızı. Ama nedense yapımcıların aklına hep aynı roller söz konusu olduğunda geliyor. Üstelik bu rollerin toplamı bile 15 dakikayı bulmuyor neredeyse. Bana kalırsa Belma bir an önce mahkemeye başvurarak yarışma ödülünü yapımcılardan talep etmeli. 'Hani beni star yapacaktınız?' diyerek hesap sormalı. Ama 'star olmak için star kumaşı'ndan biçilmek gerektiğini ispat ederse yapımcılar, davayı kazanması biraz zor. Yarın: 'İçmişim başım dönüyooor, dönüüyooor'