10 Mayıs 2005 Salı       




 

Cengiz Türksoy


 
cengizturksoy@izmir.bel.tr

Sorundan ders çıkarmak

   
 
Bir zamanlar Alsancak - Bornova demiryolu hattının geçtiği bugünkü Kamil Tunca Bulvarı'nın TCDD mülkiyetinde kalmış olması nedeniyle, anılan kuruluşun açtığı 'el atma davası' sonuçlanmış ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tazminat ödemeye mahkum olmuştur. Ayrıca, yıllardır İzmirlilerin kullanımında olan iki küçük yeşil alan ve Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'nın Gümrük yakınlarında üzerinden geçtiği bir bölüm arazi tapuda PTT ve Ziraat Bankası adına tescilli olduğu için bu kuruluşlar da 'el atma davası' açarak İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden tazminat talep etmişler. Büyükşehir Belediyesi, bu davaları da yitirerek istenen tazminatı ödememek için öncelikle bu alanlardaki yeşil örtüyü kaldırmış ve eğer uzlaşma sağlanmazsa, Sahil Bulvarı'nın Ziraat Bankası arazisinde kalan bölümünün asfalt kaplamasını da sökeceğini ve yolu kullanıma kapatacağını açıklamıştır.

Başka ülkelerde böyle olaylar yaşanır mı bilemiyoruz ama ülkemizde bu tür tuhaflıklarla o kadar sık karşılaşıyoruz ki, böyle konular gündeme geldiğinde hiç kimse 'bu nasıl bir saçmalıktır' demiyor, mahkemeler mülkiyetten doğan hakların korunması adına kamu vicdanında hiç de kabul görmeyen kararlar alabiliyor ve ilgili-ilgisiz hemen herkes 'sorunun' çözümü için yol ve yöntem arayışına giriyor. Oysa konuya, 'kamunun, kentin ve kentlinin yararı' ön kabulüyle yaklaşılmış olsa, ortada çözülmek için ele alınması gereken önemli bir sorun olmadığı kolayca görülecektir.

Bizce konunun üzerinde önemle durulması gereken çok düşündürücü bir başka yanı vardır. Kamuyu ilgilendiren ve kamu görevlilerince gerçekleştirilen her işlem ve eylem hem öz, hem biçim yönünden yürürlükteki yasal çerçeveye uygun olmak ve ilgili birimlerin yazılı kararlarına dayanmak zorundadır. Kamu işlemlerinde sözlü mutabakatlara dayanan uygulamaların gelecekte aynı görevleri üstlenecek insanların önüne ne tür sorunlar getireceği bugünden kestirilemez. Kamu hukukunu ilgilendiren pek çok konuda 'zarfın mazruftan daha çok önem kazandığı' durumlarla hiç azımsanmayacak kadar çok karşılaşırız. O nedenle, kamu yönetimlerinde; 'oluversin, yapıverin, ben yaptım oldu' türünden yaklaşımlara kesinlikle yer verilmemelidir.

TCDD, PTT ve Ziraat Bankası arazilerinde, belediyece yıllar önce yapılan uygulamalar sırasında o günün yöneticileri çok büyük olasılıkla sözlü mutabakatlara varmışlardır. Hiçbir belediye yetkilisi böyle mutabakatlar olmaksızın bu tür uygulamalara girişmez. Ancak yasaların öngördüğü işlemler yapılarak resmi belgelere bağlanmayan bu tür mutabakatlar yıllar sonra hiçbir işe yaramaz ve geçmişte yapılan uygulamanın işlem eksikliğinden haberi bile olmayan geleceğin yöneticileri türlü türlü sorunlarla karşı karşıya kalabilirler.

Buna karşılık, bu tür işlem eksikliklerine dikkat çeken; yazılı karar alınmasını, kuruluşlar arasında yazılı mutabakat sağlanmasını, yapılan her işin gerektirdiği yasal işlemlerin mutlaka tamamlanmasını isteyen kamu görevlileri genellikle ve ne yazık ki sık sık 'bürokrasi yaratmakla, işi yavaşlatmakla, pratik olmamakla, sorun çıkarmakla' suçlanırlar. Oysa çoğu zaman iki satırlık bir yazışma, bir süre sonra gündeme gelecek dosyalar dolusu araştırmayı, incelemeyi, soruşturmayı ve belki de dava konusunu daha başlangıçta ortadan kaldırmış olacaktır. Hangi tutum ve çalışma anlayışı 'bürokrasi yaratmak, işi yavaşlatmak, pratik olmamak, sorun çıkarmaktır' dersiniz?


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir