Aslında asla yan yana gelmemesi lazım futbol ile vahşetin... Futbol demek; güzellik demek. Futbol barış demek, kardeşlik demek. Vahşetin böyle bir ortamda işi olabilir mi?
Oluyor... Maalesef oluyor... Hem de ülkemizde; ne yazık ki bunu yaratanlar da içimizde...
Son örneği Diyarbakır'da yaşandı vahşetin...
Lig TV'de Maraton programında yayınlanan görüntüler tüyler ürperticiydi; atılan taşlarla adam ölebilirdi.
Ağlayan çocuklar, yaralananlar, akan kanlar...
Taşlayanlar Diyarbakırsporlu taraftarlar hesapta... Hesapta diyoruz; böyle davrananların futbolsever ve taraftar olduğuna zaten asla ve de asla inanmıyoruz.
Taşlananlar ise Fenerbahçeli taraftarlar; hesapta değil. Bu kesin. Suçları (!) bir renklere gönül vermek, Fenerbahçe'yi sevmek...
Suçlayana ve suçlanana bakın. Bu nasıl mantık, bu nasıl bir akıl, bu bu bu nedir bu yarabbi! Dünya'da görülmüş bir şey mi böylesi...
Yazıklar olsun!
Aslında bu olanlar bağıra bağıra geldi.
Ne yazık ki bize özgü hemşehricilik, ahbap-çavuş ilişkisi, falanca filancanın akrabası düşüncesi yüzünden olanlar görmezden gelindi.
İyi ki can kaybı verilmedi. Yoksa vebali ağır olurdu.
Geçmiş olsun.
* * *
Diyarbakır'da yaşananlar ağırdı; 'Bize bir şey olmaz, kimse hiçbir şey yapamaz' düşüncesinin de bunda büyük payı vardı elbette.
Ya diğer illerde...
Düşünün; bir iki kavgayı görmezden geliyoruz artık; 'Canım bu da ne ki' diyecek durumdayız ne yazık ki.
Örneğin; Galatasaray-Ankaragücü maçı... Galatasaraylı taraftarlar bir ara birbirleriyle kavga etti. Sonra maçtan sonra emniyet güçleriyle Ankaragücü taraftarları arasında neden olduğu anlaşılamayan bir olay ne yazık ki çıktı.
Bir örnek daha... Beşiktaşlı taraftarlardan bazıları da nedense birbirlerine girdi.
Ama diyoruz ya; bunlar devede kulak kaldı.
Bunların devede kulak kalması da enteresan aslında. Ama dediğimiz gibi; öyle büyükleri yaşanıyor ki maalesef ülkemizde; buna da şükür dedirtiyor insana işte böyle...
Futbolun adı vahşet oldu artık bizde. Acaba bundan sonra maçlara gidenlere birer kask mı hediye edilse... Bu da böyle bir görüş işte. Madem önleyemiyoruz olayları, bari önlemini alalım.
* * *
Gelelim futbola...
Fenerbahçe, büyük avantaj kazandı artık, bundan sonra kaybetmez herhalde. Kaybederse mucize olur. Galatasaray da Şampiyonlar Ligi'ne katılma tesellisiyle avunacak; bir başarı da budur.
Asıl çorbaya dönen yer alt sıralar. Acaba kim kalacak ligde, kimler gidecek öbür lige...
Evet; herkesin başına gelebilir. Futbol bu; kötü günler de olabilir. Yeter ki hakkıyla kalsın kalan. Layığı ile gitsin giden. Kan dökülmesin, vahşet artık bitsin.
Yeter ki futbol futbolseverlere kalsın, vahşeti yaratanları Allah kahretsin.
Haftanın Takımı-İstanbulspor
'Hah' dediler, geçen hafta İstanbulspor sahasında yenilince Gaziantepspor'a... 'Düşecek bir takım daha belli oldu; İstanbulspor. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.' Diyenler dedi, denilenler peynir ekmek yiyip beklemedi. Kimbilir; belki de konuşanlar onları böyle hırslandırdı. Yolcu Abbas; çıktı Sakarya'da sahaya, ilk golü de yediğinde konuşanlar 'haklıyız işte' bile dediler bir ara... Sonra başladı ramba da rumba... İstanbulspor'a değdi sanki sihirli bir değnek, Sakaryaspor oynadı sek sek... Sonuç; Abbas'ın direnişi bu; dedi ki ben miyim yolcu? Var geride üç hafta, köprünün altından ne sular akacak daha...
Tebrikler İstanbulspor'a...
Haftanın Futbolcusu-Fatih Tekke
Herkes duymuştur şu sözü büyüğünden; 'Oğlum; bırak top peşinde koşmayı. Oku da adam ol.' Bir zamanlar böyleydi mazide, acaba durum öyle miydi Tekke ailesinde de... Bayındırlık Bakanlığı'nda makine mühendisi olarak görev yapan Baba Tekke; 7 çocuğuna da okumalarını ögütlemişti elbette. İlk oğlu Salih, Karadeniz Üniversitesi'ni bitirdi. İkincisi Mehmet, İstanbul Üniversitesi'nde işletme okudu. Üçüncü oğlu Ali; Bursa'da İşletme Fakültesi'ni tamamladı. Dördüncü oğlu Fatih, yeteneklerini topla buluşturdu. Sanmayın ki top peşinde koştu da okulu bıraktı. Hala Karadeniz Üniversitesi'nde okuyor, 'Top peşinde koşan okumaz' tezini işte böyle çürütüyor. İşte size Sürmeneli Tekke ailesinin erkeklerinin kısaca özgeçmişi. Böyle aileye böyle evlat; Fatih'e de krallık oldu artık şart... Gol atılır, atılır da; her gole estetik güzellik de katılır mı? Helal olsun sana, seni yetiştirene, bugünlere getirene. Helal olsun Fatih'e... Gollerin şerefine... Üç kere; sağol, sağol, sağol...
Haftanın Hakemi- Cüneyt Çakır (Trabzon-Konya)
MHK giderayak onu en stresli ve riskli müsabakaya atadı. Trabzonspor'un, Fenerbahçe maçından sonraki infiali devam ederken kendi sahasında oynayacağı müsabakada hakemlik yapmak çok zordu. O bu zorlukların üstesinden geldi. Trabzonspor ve futbol kamuoyuna 'İyi hakem de var' dedirterek sahadan alkışlarla ayrıldı. Kendisini kutluyoruz. Gürel YURTAŞ gürel.yurttas@aksam.com.tr