08 Mayıs 2005 Pazar       




 

Serhat Ayan


 
serhat.ayan@aksam.cm.tr

Şuurlu taraftar buraya yumruk havaya

   
 
Dünyanın en güzel şeylerinden biri şuurlu olmak. Ne yaptığını bilmek, yaptığı işin muhasebesini tutabilmek, hesabını vermek. Dünyanın en güzel şeylerinden biri internet. İnsanları birbirine bağlıyor, ulaşılmazları ulaşılır, duyulmazları duyulur hale getiriyor.

Bu sene ligler bir acayip oldu. Herkes sürekli bir şeyin kavgasını veriyor. Maç seyretmekten keyif almak şöyle dursun, iki arkadaşla sinir harbi yaşamadan maç tartışmak bile zul haline geldi. Ben yine eski günlerdeki şirin takılmalarımızı, şaka kaldırabilen neşeli dostlukları özlüyorum. Ama maç muhabbeti, benim yaşamıma ve iş alanıma da sirayet etmeye başladı. Bu yüzden futboldan iyice nefret eder hale geldim. Öncelikle söylemekte fayda var: Ben bir dergide (Platin), bir gazetede (Akşam) ve bir TV kanalında (Teknoloji Televizyonu) varoluş amacı teknoloji olan yazı ve yayınlarla uğraşıyorum. Tek amacım teknolojinin Türkiye'de Türk insanının hak ettiği yere gelmesi. Bu sayede beraberce tüm ülkenin seviyesi yükselse bu ülke tadından yenmez.

Ana konuya dönecek olursak, Geçen hafta bir e-posta geldi bilgisayarıma: Galatasaray, Seyrantepe arazisine kanunsuz bir biçimde el koymaya çalışmaktadır. Devlet yetkililerinin...' Devamını okumadım ve sildim. Tam yazıma konsantre olmaya çalışırken e-postamın habercisi umarsızca yanıp sönmeye başladı. Sürekli aynı posta geliyordu. Bir saat içinde yüzlerce geldi aynı şeyden. Aradan bir hafta geçti, bu sefer haksız bir yenilgiye uğradığını düşünen Trabzonsporlular e-posta bombardımanına başladı. Yenen haklarını savunmamı istiyorlardı belli ki...

Bu noktada şuur diye adlandırdığımız sevgili nöron elektriklenmesini biraz daha dikkatli kullanmamız gerekiyor: Gazeteleri dikkatle inceleyin: Hepi topu iki milyar dolarlık büyüklüğe sahip sevgili bilişimimizi yükseltmek için haftada yarım sayfalık hakkımız var. Bu hakkı Telekom'un özelleşmesinden teknolojinin tanıtılmasına, öğretmenlerin eğitiminden yarınların kurulmasına kadar farklı konularda kullanıyoruz. Yurtdışıyla rekabet etmek isteyen firmalar, yurtdışından doğru teknolojiyi getirmek isteyen firmalar, cep telefonu kullanmak isteyen çocuklar, ABD'deki oğluna e-posta göndermek isteyen teyzeler bizim yazılarımızı takip ediyor. Ama her gazetede en az 4 sayfa spor var!

Üstelik ben gazetemde sunucu kelimesini kullandığımda biri çıkıp 'Hop! O ne demek? Bilmediğimiz şeyleri yazıp bizi aptal konumuna düşürme, anneannem ne bilsin sunucu terimini' diyor. Ama spor sayfasındaki 'Abilerim' obstrüksiyon yazıyor, tandem yazıyor, ofansif yazıyor, üstelik bunları dört sayfaya, her Allah'ın günü yayıyor. Kimse onlara anneannesini sormuyor.

Hal böyleyken bana Seyrantepe arazisi ve Cem Palila'nın hesabını sormak şuursuzluk değil de nedir, gelin siz karar verin. Gazete yönetiminin, bilişime, sporun onda biri kadar yer verdiği günlerden birinde Seyrantepe sorununu da, Cem Papila'nın çalmadıklarını da sonuna kadar irdeleyeceğime and içerim. Ama o güne kadar, Benim kurtarmam gereken bir 'ülke yarınım' var, lütfen beni çıkarın o az şuurlu listenizden...




ALTIN ÖRÜMCEK HEYECANI

Geçtiğimiz aylarda Microsoft ve Doruk.Net girişimiyle hızlanan Altın Örümcek Web Yarışması için tüm siteler toplandı.

Ben de jüri üyesi olarak 150'nin üstünde siteyi yaklaşık on gün boyunca inceleme fırsatı buldum. Her birini farklı tarayıcılarda açtım, farklı özelliklerini değişik gözlüklerle inceleme fırsatı buldum. Yapılan siteler beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı. Bu sitelere emeklerini veren herkesi kutluyorum. Türkiye'de içerik olmadığını iddia edenler titresinler hele bir ve 'www.altinorumcek.com' adresine gitsin. Türkiye'nin gerçek aydınlık yüzü işte budur.


 

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir