08 Mayıs 2005 Pazar       




 

Benan Bilek


 
benan34@hotmail.com

'Sökcem, Bi Daha Dikcem'

   
 
Her zaman söylerim; kayınvalide konusunda Allah'ın sevdiği kuluyum ben. Emine annem, gerçekten annem. Yalnızca kocamın anası değil, kızım Neşem'in de Emine babaannesi. Biyolojik bağlantılar umurumda bile değil. Emeğin kadar varsındır birilerinin hayatında. Emine annemin de emeği büyük üzerimizde.

Onu tanıdıktan sonra sözcükler kılavuzuma yeni yeni maddeler eklendi. Ege'ye yerleştiğim anda dikkatimi çeken 'Çikin' tabi ki Eminuş'um da en sık kullandığı sözcüklerden biri. 'Çikin'i duyduğum anda çantamdan kırmızı 0,5'imi çıkarıp bir 'r' harfi ekleyesim gelirdi başlarda. Şimdi alıştım. Kulağım dikkate bile almıyor 'r'sizliği. Ama 'gabi' sözcüğü hakkını vere vere kullanılır Eminuş sözlüğünde. Elinden bir iş gelmeyen, her tuttuğu elinde kalan insanların tümü 'Gabi'dir onun için. En kızdığı şey, boş oturan insanlardır ve belki bu nedenle de 'gabi'liğe tahammülü yoktur.

Emine annem bir ilkokul öğretmeninin eşidir. Kayınpederimi tanımadım ben, ama onun anlatmalarından çok iyi biliyorum. Erken yaşta evlenmiş, bir dönemin neredeyse tüm genç kızları gibi. Ağaç dallarından, at sırtlarından, bahçe aralarından, bebeksiz oyunlardan ev sorumluluğuna terfi etmiş. Küçücük yaşında uyum sağlamış kendinden yaşça büyük Hüseyin beyin yaşamına ve statüsüne. Onun yanında bir yandan büyümüş, bir yandan da yakın aralarla doğurduğu bebelerini büyütmüş. Sert babanın pamuk kalpli kızı büyük kızı Emine, eşinin peşinden Aşkale'ye gidip kalmış. Hüseyin bey, tam eski öğretmen. Sınıfındaki öğrencilere her konuda bilgi verip onları üretici kılacak ya, akşamları hanımından elişi dersi alır, ertesi sabah sınıfta öğrencilerine anlatırmış. Aşkale'de kaç öğrenci kanaviçe bilgisini dolaylı olarak Emine annemden öğrendi kim bilir.

Boş konuşmalardan hoşlanmaz. Neşeyi sever ama 'geven geven' konuşmalardan 'debezek' muhabbetten haz etmez. Pardon, çevireyim size; boş boş konuşmalardan saçma muhabbetlerden haz etmez. 'Hımbıl'lığı asla affetmez. Yaşam insana sunulmuş bir nimettir onun gözünde ve bizler boş oturarak geçirmemeliyiz zamanı. Felsefesi budur; bu nedenle çalışan insanı hep destekler, ona yardımcı olur, çalışanların hayatını rahat kılmak için aslında herkesten çok da o çalışır. İnsan 'karpızcı'lık yapar, yine de boş durmaz der.

Eminuş'um film izler, saçma televizyon programlarını protesto eder. Hacıdır ve sıkı bir Halk Partilidir. Seçim turlarında onlarla omuz omuza gezer. Ama çözüm değil laf üretenlere de söylenmekten hiç çekinmez. Gözü karadır. Sözünün eridir. Sülalede geçmişine perde inmişler onun ailevi kronolojik bilgilerine mutlaka baş vururlar. Kardeşlerine olan sevgisi anlatılamaz, kardeşlerine toz kondurmaz. Kendi söylenebilir, başkalarına asla izin vermez.

En önemlisi, asla yılmaz. Üç dört yıl önce Dikili'deki bahçesinde ektiği bamyalar bir türlü tutmamıştı. İki üç kez söküp yeniden dikti. 'Anne,' dedim, 'emeğine yazık. Ne yapacaksın şimdi?'. Cevapladı, 'Yapılacak bir şey yok; sökcem tekrar dikcem, olmadı mı, bi daha sökcem, dikcem. Ta ki olana kadar. Olacak elbet, vazgeçmek yok.'

Oldu da. Tutturdu yine ürünü. Ben de onun bu sözünü hiç unutmadım. İşlerimde ters giden bir şeyler oldu mu, sesi geliyor kulağıma; 'Sökcem, tekrar dikcem; ta ki olana kadar'.

Onun deyimiyle 'bamye'lerden de inatçı durumlarla karşılaşıyorum. Ama onun bana, bize aşıladığı kararlılık yoluma hep ışık oluyor; vazgeçmek yok. Eminuşum, iyi ki yaşamıma girip onu renklendirdin. Sen benim için, anne olmanın bir çocuğu doğurmak değil ona emek vermek olduğunun göstergesisin. İyi ki annemsin. Anneler günün kutlu olsun.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir