 |
|
|
|
Kirpi yavrusunu kadife tüylü yavrum diye severmiş...
|
|
|
Bu yıl anne olarak yaşadığım beşinci yıl. Bu duygunun hiçbir şekilde tarif edilemez olduğunu yazarken, bir yandan da annemin 'Beni ancak anne olunca anlarsın' sözleri aklıma geliyor. Ve ben O'na her bana bu sözleri sarf ettiğinde 'aman anneeee' demekten başka bir şey yapmadığımı ve de asla ne demeye çalışıyor diye düşünmediğimi itiraf ediyorum.
Şimdi şimdi idrak etmeye başladığım bu özel durumu, hangi tarafından kaleme alıp yazmalıyım konusunda ise kafam oldukça karışık.
Bir anne olarak, annelik nasıl bir duygu onu mu anlatsam... Benim de bir annem var ona olan duygularımı mı aktarsam...
Diye düşünürken bu günü annesini kaybetmiş çocukların hangi duygularla geçireceği ya da çocuğunu kaybetmiş annelerin böyle özel bir günde neler hissedebileceğini...
Huzurevlerinde nasıl olduğuna anlam veremediğim ama örneklerini çok duyduğum aranılıp sorulmayan, kaderlerine terkedilmiş annelerin duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışınca bu konuya derinlemesine girmekten vazgeçtim.
Geçen Salı günü oğlumun kreşinden Hicran öğretmen 'Cuma günü sizleri okula bekliyoruz, sürprizimiz var' dedi. Ben de anneler gününü bir sonraki Pazar diye zannettiğimden böyle bir şey için toplanacağımızı hiç algılayamamıştım. Fakat çocuk aklı işte, akşam eve gelip 'Anne sana çok güzel bir kolye yaptım, hem de rengarenk, ama çok gizli kimseye söyleme' dediğinde içimin nasıl yağ gibi eridiğini size anlatmam mümkün değil. Hicran öğretmenin sürprizi berbat olmuştu ama yaşadığım o an bir ömre bedeldi.
Belki size komik gelmemiş olabilir ama 'kuzguna yavrusu güzel görünürmüş', 'kirpi yavrusunu kadife tüylü yavrum' diye severmiş sözlerinden yola çıkarak beni mazur görmenizi diliyorum.
Bugün öğleden sonra oğlumun süt annesi Hülya ve benim süt oğlum Burak Antalya'ya geliyorlar. Zafer Ada ve benim manevi oğlum Efe'yi de alıp hep beraber bir şeyler yapacağız.
Sanırım bu benim unutamayacağım bir anneler günü olacak.
Hepinizin anneler günü kutlu olsun.
KISSADAN HİSSE
Mümkün olsaydı...
Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı: Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.
Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım.
Daha bilgili olmaya çalışır, daha çok şefkat gösterirdim.
Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım.
Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim.
Onunla daha az çekişir, ona daha çok sarılırdım.
Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onlar ve yüreklendirirdim.
Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.
Ne demişler...
'Annem her fırsatta çocuklarına güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi. Güneşe ulaşamazdık ama hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi.'
Zora Neale Hurston
|
|
|
|
|
|
 |