07 Mayıs 2005 Cumartesi       




 

Elif Aktuğ


 
elif.aktug@aksam.com.tr

'Kimse bana anne demeyecek'

   
 
'Anne olmasına izin vermeyen adama olan tutkusuna anlam veremedim, adamın kadını hakikaten sevdiğine inanmamıştım ama bunu ona söyleyemedim'

Yarın Anneler Günü. Neşe doluyor insan eğer annesi varsa veya çocuğunun kolları saracaksa boynunu...

Kadın sorunlarına değinen yazılardan sonra benimle özel hikayelerini paylaşan pek çok insan oldu. Bu hikayeler içinde bir tanesi var ki, anne olamamış bir kadının anlattığı, beni çok etkiledi. Dokuz yıllık mutsuz bir evliliğin ardından boşanan kadın bir süre bocalar ilkin. Rahat ve özgür bir yaşamı vardır.

Ailesini uzun yıllar önce kaybetmiştir, bir başınadır. İstanbul'da reklam sektöründe çalışmaktadır. On küsur yıldır tanıdığı bir erkek arkadaşıyla karşılaşır. Adam da karısından ayrılmıştır. Birbirlerini zaten her zaman beğendiklerini ve hatta bir zamanlar aşık bile olup kavuşamadıklarını anlattı kadın bana. Erkek o dönemlerde evli olduğundan, kadın ilişkiden kaçınmış ve adamın duygularına karşılık vermemiştir. Aradan geçen yıllar boyunca, zaman zaman görüşmüşler ve haberleşmişler. Kadına göre bu adam en yakın arkadaşı ve hayattaki tek dostudur. Erkekle görüşme fırsatım olmadığından, onun yıllar içinde duygularının nasıl geliştiğini bilmiyorum. Kadının anlattıklarının yalancısıyım yani.

Kadının çocuğu olmamıştır. Adamın artık sevmediğini söylediği karısından on yaşlarında bir kızı vardır. Karısı ve kızı ayrı şehirde olduğu için adam yılda iki kez kızıyla birlikte olmaktadır.

Kadın ve adam yıllar sonra karşılaştıklarında öyle bir sarılmışlar ki, bir daha da ayrılamamışlar. İlk karşılaşmalarında anlamış kadın, aslında bu adama olan sevgisinin hiç bitmemiş olduğunu. Aşklarına kaldığı yerden ve aslında hiç başlamadığı yerden başlamışlar yeniden. Herkesin imrendiği ve parmakla gösterdiği bir ilişkileri olmuş. Kadın güzel, sıcakkanlı, yerinde duramayan, anlayışlı ve tatlı dilli biri. Adam ise uzun boylu, iri yarı, hoş, soğuk görünüşlü, çarşıda sokakta sevgilisine mesafeli davranan, ağır, aşk sözlerini kullanmaktan hoşlanmayan biriymiş.

Kadın ve adam birbirlerini o kadar seviyorlarmış ki, ne birbirlerinin eksik taraflarını görmüşler ne de ilişkilerini sudan sebeplerle yıpratmışlar.

Kadın 'ben onun ağzından duymak istediklerimi, hep başkalarından duydum, iltifat etmeyen biridir, saçımı yaptırırım, yemeğe çıkarken giyinir süslenirim asla bana ne kadar güzel olmuşsun demez' dedi, 'ama ben bakışlarından anlarım beni beğendiğini, ben sevdiğimi söylersem o da söyler zaten' diye de ekledi.

İlişkilerinin ikinci yılında, adam istemiyor diye gelecekle ilgili hiçbir plan yapmadıkları bir dönemde, bir gün kadın hamile kalmış. Yaşı kırk olduğu için çocuk doğurmayı aklından bile geçirmeyen kadın için, bu kadar sevdiği bir erkekten hamile kalmak olağanüstü bir mucizeymiş. Adamın başka çocuk istemediğini bildiği için sevindiğini pek belli etmemiş ve adamın tepkisine bakmış. Adam hiç düşünmeden 'aldıralım' demiş, 'düzenimizi bozmaya gerek yok, zaten planlamamıştık, hem ben sürprizlerden hiç hoşlanmam, sakın bana emrivaki yapma' diye de eklemiş. Kadın anlatmaya çalışmış belki de anne olabilmek için son şansı olduğunu ama bu açıklama adamı daha da kızdırmış 'sen beni nasıl kullanırsın, son şansınsa bana ne' bile demiş. Ne gözyaşı ne de sevgi sözcükleri adamı yumuşatmamış. Birlikte doktora gitmişler. Doktora yalvarmış kadın, almayın sakın, sevgilime alamayacağınızı söyleyin, bir bahane bulun diye ellerine kapanmış. Ama doktor ameliyathaneden eli boş dönmemiş ve kadını teselli etmiş 'yine yaparsınız' diye. 'Adını Can koyacaktım oğlumun' diye sayıklamış günler boyu. Adamı affetmiş kadın, ta ki Anneler Günü yaklaşıp da boğazında bir yumruk belirene kadar. 'Haziranda anne olacaktım' dedi, ağlamıyordu ama ne kadar üzgün ve pişman olduğu çok açıktı. Adamı sordum kadına. 'Beni kendine eş olarak görmediğini hissediyordum zaten, kürtaj da aklımı başıma getirmemişti, duygusal olarak boşluklar belirmişti içimde, belki diyordum bir gün...'

Devam edemedi, telefonu çaldı, arayan adamdı, gözleri ışıldadı bir anda 'canım' derken. 'Ben havaalanına gitmeliyim, bir saate kadar geliyor sevgilim'. Vedalaştık, anne olmasına izin vermeyen adama olan tutkusuna anlam veremedim, adamın kadını hakikaten sevdiğine inanmamıştım ama bunu ona söyleyemedim. Anneler Günü'nde ne yapacaklardı acaba?

Acılar neden aşkı öldüremez?




TİP

Anne, seni ne çok seviyorum, ne çok içimdesin...

Elif A.


 

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir