 |
|
|
|
Basmanın ünlü isminden Dan Brawn'a gönderme: 'Da Vinci Şifresi' yalan
|
|
|
Üzerinde 'Hz.İsa'nın son yemeği' resminin bulunduğu geleneksel el işi basmalarıyla dünyaca ünlenen 85 yaşındaki Nasra Şimmeshindi, Da Vinci'nin şifresinin yalan olduğunu söyledi. Mardin'den dünyaya yayılan ve kiliseleri, manastırları süsleyen basmalarıyla tanınan Nasra teyze, Dan Brown'a seslendi: 'Da Vinci Şifresi'nde İsa'nın evlendiği ve çocuklarının olduğu anlatılıyor. Ancak bu doğru değil çünkü İsa hiç evlenmedi. Zaten bunun yanıtını İsa, son yemeğinde veriyor. O resimde uzun saçlı birisi kadına benziyor. Ancak o kişi kadın değil. İsa o yemekte diyor ki 'aranızdan birisi bana ihanet edecek.' Resimdeki kadına benzeyen kişi birisi parmağını kaldırıyor. O kişi de İsa'ya ihanet ediyor. Dolayısıyla romandaki anlatılan asıl konu yalan. Da Vinci Şifresi, gerçekleri anlatmıyor.'
'Son yemek' revaçta
Süryani asıllı Nasra teyze, üç kuşaktan bu yana basmacılık sanatıyla uğraşıyor. Dedesinden babasına sonra da kendisine geçen 'gölge sanatını' bezin üzerine yıllardır çizip duruyor. Küçücük atölyesinde patiska üzerine yaptığı basma resimler dünyada 'Mıksiye Nasra Şimmeshindi' imzasıyla tanınıyor. İsveç, Kanada, Amerika ve Almanya'daki manastırlarda, Mardinli Nasra teyzenin basmaları perde olarak kullanılıyor. Ondan en çok istenen ise Hıristiyan aleminin çok kıymet verdiği 'Hz.İsa'nın son yemeği' resmi.
Son basmacı
Mesleğine aşık olan yaşlı kadın evinin içindeki küçük atölyesinde 20 yıldır özel siparişlerle dünyaya basmalarını gönderiyor. En büyük üzüntüsü ise Nasra Teyze'nin, kendisinden sonra bu mesleğin de ölecek olması. Nasra Teyze 'Çocuklarım öğrenmedi. Torunlarımdan Riva meraklı ama bu işi yapmıyor. Ben ölünce sanatım da ölecek' diyor.
Mardin'deki Deyrulzafaran Manastırı da Nasra Şimmeshindi ve babasının eserleriyle dolu. Uzun süre Süryani Patrik Merkezi olarak kullanılan bu tarihi manastırı her yıl binlerce kişi ziyaret ediyor. Her gelen ziyaretçi manastırdaki basmaları görerek Nasra Teyze'nin namını dünyaya daha da yayıyor.
Burada mutluyum
Bölgeden zaman içinde pek çok Süryani'nin yurtdışına ya da büyük şehirlere göç ettiğini anlatan Nasra Teyze, şöyle devam ediyor: 'Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmam ben. Körfez Savaşı'nda da bütün Mardin boşaldı ama ben gitmedim. Burası benim vatanım. Ben buradayım, hiçbir zaman terk etmeyeceğim. Mardin'de kaldığım için elhamdülillah çok mutluyum. Mutlu ve mesut yaşadım. Mardin'de farklı dinlerden insanlar yaşıyor ama herkes kardeş gibi burada. Biz akıllı insanlarız. Aramızda saygı ve sevgi var. Biz onların kutsal bayramlarını kutluyoruz. Müslümanlar da bizim Paskalya'mızı kutluyor. Birbirimize misafirliğe gidiyoruz.'
ATA'YA HEDİYE BASMA
Atatürk'ün Mardin'e geldiği zaman babasının basma hediye ettiğini anlatan Nasra Teyze, 'Babam Atatürk'e, keçe üzerine kök boya basmalı resmini hediye etti. Babam iyi bir ressamdı. Gölge sanatını da kumaşın üzerine uygulayınca resmin ön yüzü Atatürk, çevirince İsmet İnönü görünüyordu. Atatürk bunu çok beğendi. Daha sonra ailemize hediye olarak para gönderdi' diyor.
KÖKBOYADAN PATİSKAYA BİNBİR RENK
Basmacılık, eski çağlardan beri birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mardin'de 2 bin 500 yıldır yaşayan bir sanat olarak biliniyor. Önce patiskaya basılacak olan resimler ve figürler için tahta kalıplar hazırlanıyor. Tahta kalıplardaki bu resimler daha sonra kök boyayla boyanıyor. Ardından da dikkatle bembeyaz patiskaların üzerine basılıyor. Basmalarla birbirinden albenili yatak odası takımları, nevresimler, perdeler, yakalar, yazmalar, kırlentler, bohçalar ve tablolar yapılıyor. Kilise ve manastırların duvarlarını ve ayin sırasında kullanılan perdeleri de yine bu basmalarla yapılıyor. Basmacılık sanatının artık geride kalan son temsilcisi Nasra Teyze. Çizimlerini yaparken kendinden geçtiğini söyleyen Nasra Teyze 'O an aklımda hiçbir şey kalmıyor. İçimi bir huzur kaplıyor. Sabah kiliseye gidiyorum. Daha sonra akşama kadar vaktimi atölyemde geçiriyorum' diyor.
Gül KİREKLO / MARDİN gul.kireklo@aksam.com.tr
|
|
|
|
|
Diğer
CUMARTESİ
haberleri |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |