06 Mayıs 2005 Cuma       




 

Nagehan Alçı


 
nagehan.alci@aksam.com.tr

Onlar vazgeçmiyor!

   
 
Babam şöyle der: Daha iyi, iyinin düşmanıdır! 'Ben de bu sözü kendime hayat felsefesi edinmeye çalışırım hep. Ama bazen de kulak ardı ederim. Elimdekileri savurganca bir kenara atar, amacı unutup araçlar için çabalarım. Ve sonunda savurduklarımı ararken bulurum kendimi.

İşte böyle bir dönemde, savurduklarımın ardından 'daha iyi olmayacak iyileri'n peşinden koşarken gittim Irak'a. Belki iyinin 'daha iyi' olduğunu kanıtlamak için. Belki de yalnızca 'iyi'nin gerçek olduğunu anlamak için. Ve başardım. Elimdekilerin değerini bir kez daha hatırladım. Orada 'daha kötü'leri gördüğüm için değil. 'İyi'nin değerine varanların hikayelerine rastladığım için. Onlardan birini anlatacağım size bu hafta. Erbil'deki bir düğün salonunda, yokluğa inat coşkunun... Ve sınırlı sahip oluşlardaki sınırsız paylaşımın hikayesini.

Tesadüfler düşürdü yolumuzu düğüne. Toz bulutu içindeki yollardan yürürken, bir kapıdan taşan müziği duyup da girdik içeri. Adımımızı atar atmaz tarifi zor bir heyecanla karşılaştık. Çadırdan bozma bir salonda yüzlerce 'rengarenk' kadın. Ve kadınların cıvıltısını yakalamak için veryansın dans eden yüzlerce erkek...

Kadınlar, Erbil'in griliğine inat renkli giysileri, göz kamaştırıcı takıları ve frapan makyajları, erkekler de yılların getirdiği hüzün ve temkinin bıkkınlığıyla 'geleceğe' dans ediyorlardı. Biz de onların arasına karıştık. Meyve suyu ile krakerden oluşan ikram, içi içine sığmayan Kürt müziği ve fonda utangaç gelin-damat ikilisi eşliğinde 'akışa kapılmanın çekici rahatlığına' kapıldık. Ve 'orada olup' 'oraya ait olmamanın' sorumsuz keyfini duyduk.

Gördüğünüz fotoğraf, düğünü anlatan en iyi karelerden. Adnan'ın objektifine takılan fotoğraf, başkaldırışla boyun eğişin aynı anda mümkün olduğunu kanıtlıyor adeta.

Gelinin kardeşi, zor yaşamındaki güçlü duruşunu kanıtlamak için olabildiğince gösterişli bir kostüm seçmiş kendine.Kürt kadınının tipik takıları ve iddialı makyajı ile 'her daim yeni başlangıçlara hazır' olduğunun mesajını veriyor.

Gelinin hüzünlü yüzünün ardında ise kabullenme ve başkaldırma ayna anda kendini gösteriyor. Zor hayatı ve her şey için mücadele etme zorunluluğunu kabul ediş... Umutsuzluklara ve imkansızlıklara başkaldırış...

Biraz daha dikkatli bakın fotoğrafa.

O zaman göreceksiniz ki İstanbul'un kalabalık yalnızlıklarına ev sahipliği yapan lüks düğünlerinde olmayan bir kararlılık var bu düğünde.Belki şartların getirdiği 'vazgeçmeme' dürtüsünden, Belki de fazla seçenek olmadığı için elindekine tutunma zorunluluğundan.

Şimdi de kendi fotoğrafınızla karşılaştırın.

Size ne kadar benziyor?

Uğultulu bir tek başınalık içinde bırakıp gitmek mi, yoksa 'her şeye rağmen' kalıp 'sahip olmak' mı anlatıyor,

Elinizdeki farkında olmadığınız 'iyileri'?


 

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir