Batı'ya sunulabilecek en güzel örnek
Akademisyenler, Mevlana ve Mevleviliğin İslamiyet'in Batı'ya 'şiddet ve terör yanlısı' bir din gibi gösterildiği dönemde, dünyaya sunulabilecek en güzel örnek olduğunu söylüyor
Konya Selçuk Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye'deki ilk Mevlana Araştırma Merkezi'nin başında Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler bulunuyor. Son yıllarda İslamiyet'in yanlış örnekler sunularak dünya kamuoyuna 'şiddet ve terör yanlısı' bir din gibi gösterilmeye çalışıldığını belirten Şimşekler, Mevleviliğin İslamiyet'i gerçek manada anlayıp, yaşayan kitlelerden biri olduğuna ve dünya barışına büyük katkı sağlayabileceğini söyledi. Avrupa'yı kurtaracak yol
Mevleviliğin tarih içerisinde gayrimüslimlerle bir çekişme içine girmeden örnek yaşam tarzlarıyla onların ilgisini çektiğini anlatan Şimşekler, hatta birçok gayrimüslimin Mevleviliği tanıdıktan sonra Müslüman olduklarını belirtti. Yabancı akademisyenlerin de Mevlana ve Mevleviliğin, dünya için büyük rol oynayabileceği fikrinde olduğunu vurgulayan Şimşekler, şu örneği veriyor: 'İngiliz doğu bilimci ve Mevlana araştırmacısı Prof.Dr. Arthur J. Arberry'nin Mevlana'nın eserleri üzerine yaptığı uzun araştırmalardan sonra 'Mevlana, yedi yüz yıl evvel dünyayı büyük bir kargaşalıktan kurtarmıştır. Günümüzde Avrupa'yı kurtaracak tek şey de onun eserleridir' tespitinde bulunmuştur.' Mevlevi örnektir
Mevleviliğin , başta ülkemiz olmak üzere İslam dünyasının Batı'ya sunabileceği en güzel örneklerden biri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Şimşekler, 'Hem estetik, hem yöntem hem de İslam'ı doğru anlama ve anlatma bakımından bu çok önemlidir. Ülkemizdeki İslam'ı anlama ve yaşama usulü olarak da aynı şeyleri söylemek gerekir. Çünkü Mevlevilikte zorlama yoktur, İslam'ın özünde de var olan 'örnek olma' vardır, dinin gerekleriyle birlikte güzel yönlerini de ön plana çıkartıp severek yaşama ve yaşatma esastır' dedi. 200 bin yabancı 'gel' di
Başta Amerika, Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri olmak üzere maddi refaha ulaşmış birçok ülkede, insanların manevi boşluk içinde farklı tarikat ve öğreti sistemlerine yöneldiklerine dikkat çeken Doç. Dr. Şimşekler, 'Bunların en başında da Budizm, Mevlevilik ve Kabala gibi tarikatlar gelmektedir. 2004 yılında 200 bin kadar yabancının Mevlana Müzesi'ni ziyareti bunun bir göstergesidir. Bu rakamın 4 bin kadarı 10-17 Aralık tarihlerinde olduğu da dikkate alınırsa yabancıların ziyaret için sadece 'Şeb-i Arus' törenlerini beklemedikleri de ortaya çıkacaktır' dedi. Mevlana'ya olan artan ilgi artışında, son yıllarda yaşanan savaşların etkisinin de büyük olduğunu kaydeden Şimşekler, Mevlana'nın 'İnsanların savaşı çocukların kavgasına benzer, hepsi de boş ve anlamsızdır' şeklindeki sözlerinin de barış peşinde koşan insanları derinden etkilediğini kaydetti. Zihin bulandıranlar var
Bazı kesimlerin bilinçli ve kasıtlı olarak Mevlana'nın 'İslami kurallara az hassasiyet gösterdiği' ve eserlerini Farsça yazdığından dolayı onun 'İran kültürünün bir temsilcisi' olduğunu iddia ederek halkın zihnini bulandırmaya çalıştığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Şimşekler, 'Bu tarzdaki insan ve gruplar belki de farkında olmadan yukarıda bahsettiğimiz, Mevlana'yı 'dinler üstü' göstermeye çalışan yabancılara hizmet ediyor ve dünyadaki yükselen kültürel bir değer olan Mevlana ve Mevleviliğe sahip çıkmaya çalışan İranlıların ekmeğine yağ sürüyorlar' diye konuştu. Mesnevi Kuran'ın tefsiri
Günümüzde gençliğin önünde, kendilerini 'İslam'ın savunucuları' gibi gösterip, yaşam tarzlarıyla buna ters düşen pek çok örnek bulunduğunu söyleyen Şimşekler, şu çarpıcı tespitlerde bulunuyor: 'Gençlik bu insanların tezatlarına bakarak İslam'a biraz soğuk duruyor ya da aileden gelen geleneksel anlayışla dini yaşamaya çalışıyor. Bu aşamada Mevlana ve eserlerindeki 'İslam'ın gerçek özünün devreye girmesi benim tavsiyemdir. Çünkü Mevlana'nın Mesnevi'si, kendi deyimiyle 'Kuran'ın tefsiri'dir. Ve bu eserde, korkutularak değil de sevdirilerek ve ikna edilerek Allah'ın emir ve yasakları anlatılmaktadır. Üslup olarak bakıldığında ise bu anlatımlar, hikaye ve örneklemeler yoluyla yapılarak insanların kafasındaki tereddütler tamamen giderilmektedir. Bilindiği gibi bu üslup Kuran'da da var.'
Mevleviliğin ne olursa olsun Allah yarattığı için 'insana saygı'yı benimsemesinin, sema ve musiki gibi güzel sanatlarla da insan gönlündeki güzellikleri keşfedip harekete geçirmesinin de her yaştaki insanın sıkıntılarına çare olabileceğini söyleyen Şimşekler, şu anektodu aktarıyor: 'Edebiyatımızın tanınmış simalarından H. Ziya Uşaklıgil de 'Bazı keder ve üzüntü zamanlarında hala Mesnevi'ye el uzatır, onun yaprakları arasında hayatın elemleri için bir teselli ararım...' diyor.' Maneviyat satıyorlar
İçkili yerlerde yapılan gösterilerin sema olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Şimşekler, bu gruplarla ilgili şunları söylüyor: 'İçkili mekanlarda 'sema gösterisi' yapanlar maneviyatı parayla satan kişilerdir ve onlara semazen demek de uygun değildir. İşte Mevleviler o kadar nazik insanlardır ki, bu tür yanlış uygulamalara kızmakla birlikte, bu 'gösterinin' insanların 'Allah'ı düşünmesine aracı olduğu' için teselli bulurlar.'
Devletin meydana getireceği oluşumlarla yüzyıllarca dejenere olmamış bu tarzdaki kültürel zenginlikleri koruma altına alması gerektiğini ifade eden Şimşekler, 'Bu devletin sosyal bir görevi olmalıdır. Değilse bir Bizans lahitini çıkarmak için milyarlarca lira harcanırken, kendi kültürel değerlerimize uzak durmamız tarihte açıklanamayacak şekilde kayıplara ve sorumluluklara neden olacaktır' dedi. Kadın erkek sema olmaz
Kamuoyunda çok tartışılan kadın semazenle ilgili Şimşekler, tavrını 'Her öğreti sisteminin bir kuralı vardır. Mevleviliğin inanç sisteminde ve 700 yıllık geleneğinde de kadınların erkeklerle birlikte sema yaptığı yoktur' diye net şekilde ortaya koyuyor. Mevlana'nın bile Konya'daki kadınların hazır bulunduğu meclislerde sema yaptığı zaman, kadınların semaya katılmadığını sadece seyrettiğini anlatan Şimşekler, 'Bunların birçoğu ise kendi aralarında kadın meclisleri düzenleyip sema yapmışlardır. Mevlana'dan sonra da, sistemleştirilen Mevleviliğin tarihi içinde bu uygulama böyle devam etmiştir' diye konuşuyor. Amerika'da bir sema 'gösterisi'nin resmini gördüğünü söyleyen Şimşekler, 'kadın semazen yarı açık yeleğinin içinden büstiyerinin büyük bir kısmı görünecek şekilde sema ediyordu. Bu kuralları biz uygumazsak yabancılara ne diyebiliriz' diyor. YARIN: KABE'Yİ TAVAFTA KADIN YOK MU? Burak ARTUNER burak.artuner@aksam.com.tr