Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 27 Nisan 2005

İ.Hüseyin Yıldız / Dolaylı vergilerle nereye kadar?

Türkiye, 2000'de IMF'le yapılan üç yıllık stand-by anlaşmasının birinci yılı dolmadan, Şubat 2001'de yeni bir krize yakalandı, ardından IMF ile yeni bir stand-by (istikrar) anlaşması yapıldı. Kamu harcamalarının azaltılması ve enflasyonun düşürülmesi, bu anlaşmaların ana hedefi olarak belirlenmişti. Son beş yıl ortalamasında, harcamaların azaltılması ve talebin kısılması politikası, beraberinde fiziki sabit yatırımların ve üretimde yaratılan katma değerin de daralmasına neden oldu. Bunun içindir ki beyanname vermek suretiyle, gelir vergisi beyan eden mükellefler arasında ilk 10'a giren vergi rekortmenleri, son yıllarda sadece menkul sermaye iradı elde edenler arasından çıktılar. Kamunun aşırı borçlanma ihtiyacı, sermaye birikiminin yetersizliği ile de birleşince finansal enstrümanlardan elde edilen kazançlara getirilen vergi istisnaları artmış, Hazine bonosu ve devlet tahvilinde oludğu gibi kaynakta sıfır oranlı vergi uygulamalarına gidilmiş veya mevduatta olduğu gibi sadece kaynakta düşük oranlı vergi tevkifatıyla yetinilmiştir. Ayrıca üretimde ve ticarette düşen katma değerler nedeniyle de, işletmelerin genel olarak da kar marjları düşmüştür. Dolaysız vergilerin tabanını oluşturan gelir ve kazançların bileşiminde ve niteliğinde meydana gelen bu değişiklikler nedeniyle; 1985 yılında % 48 olan dolaysız vergilerin toplam vergilere oranı, 2004 yılına geldiğimizde % 31'e düşmüştür. 2005 yılı bütçesinde ise bu oran % 27 olarak tahmin edilmektedir. Bu artışın önemli kısmının ise (7 katrilyon TL civarında), ÖTV'den karşılanacağı öngörülmüştür. ÖTV artışı sağlamak amacıyla hafif ticari otoların tanımında değişiklik yapıldı ve dün yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile bir kısım malların ÖTV oranları % 13.3 oranında artırılarak, ilk işaretler verilmeye başladı.
Son 20 yıl içinde vergi gelirlerinde meydana gelen değişiklikler analiz edilmiştir. Buna göre; hem toplam vergi gelirlerini artırmak, hem de yıllar içinde dolaysız vergilerdeki düşüşün, toplam vergi gelirlerinde de bir düşüşe sebep olmaması için, bu sefer dolaylı vergi gelirleri artırılmıştır. KDV ve ÖTV gibi mal ve hizmetler üzerinden alınan dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerine oranı 1985 yılında % 52 iken 2004 yılında bu oran % 69'a çıkmıştır. Bunun için dolaylı vergi oranları artırılmış veya özel işlem vergileri gibi yenileri ihdas edilmiştir. 2005 yılı bütçesinde ise bu oran % 73 olarak öngörülmüştür. Ancak buna rağmen toplam reel vergi gelirlerinin son beş yıldır hiç artmadığını görüyoruz. Çünkü mal ve hizmetlerden alınan dolaylı vergi yükü artışları, fiyat mekanizmasını bozmakta, söz konusu yüksek oranlı dolaylı vergiler, alan ve satan taraf arasında pazarlık konusu edilerek, ekonomik faaliyetlerin giderek artan oranda kayıtdışında cereyan etmesine sebep olmuşlardır. Dolaysız vergilerdeki düşüşün de önemli nedenlerinden birini artan bu kayıtdışılık oluşturmuştur.
Dolayısıyla artan dolaylı vergi oranlarına rağmen vergi tabanı daraldığı için toplamda daha fazla verginin toplanması mümkün olmamıştır. Dolaylı vergi gelirleri, toplam vergi gelirlerini, dolaysız vergi gelirlerine göre daha az etkilemektedirler. 1985-2004 yılları verileri kullanılarak oluşturulan regresyona göre; bir birimlik dolaysız vergideki artış, toplam vergileri 2.84 birim artırmakta, bir birimlik dolaylı vergilerdeki artış ise toplam vergileri 1.42 birim artırabilmektedir. Diğer taraftan dolaysız vergi gelirleri ile toplam vergiler arasındaki ilişki giderek azalırken, dolaylı vergi gelirleri ile toplam vergi gelirleri arasındaki ilişki daha da artmaktadır.
Tüm bunların ışığında; politik iradenin kısa dönemde hızlı dolaylı vergi tahsil etme ihtiyacı ve isteği, uzun dönemli ve gelir esnekliği daha yüksek olan dolaysız vergi matrahını daraltmıştır diyebiliriz.

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.