Lüks tüketim mallarındaki ÖTV oranlarının artırılması haberini, gazeteye gelmeden sabah TV'den izleyince uyku mahmurluğunu üzerimden atmak çok kolay oldu. Sayılan lüks tüketim malları arasında gazete ve kitap da yer alıyordu. Neyse daha sonra gazeteye geldim de işin aslı ortaya çıktı. Sözü edilen kitap ve dergi türleri, poşete giren pornografik yayınlarmış da rahatladım.
Yine de bu vergileri bir değerlendirmek gerek. Gazete yazılarında ve TV sohbetlerinde her fırsatta, aşırı değerli Türk Lirası'nın lüks tüketim malları ithalatını da artırdığını, bunun da aslında yüksek gelir gruplarına dolaylı bir gelir transferi olduğunu yazdım, söyledim.
Maliyenin gelir beklentisinden çok dış ticaret açığını bir nebze olsun kontrol etmesi bakımından lüks tüketim mallarına vergi koyması, aşırı değerli TL dönemlerinde makul karşılanabilir. Ancak burada en hassas nokta lüks tüketim malları sınıflamasının nasıl yapılacağı. Hangi mal lükstür, hangisi ihtiyaçtır? Listeye baktığımızda tartışma da buradan çıkıyor zaten.
Kürk, kıymetli taşlar, altın ve gümüş kaplı çatal bıçak takımları lüks tüketim malları sınıfına girer kabul de, güneş yağı, güneş kremi, tıraş öncesi ve sonrası her türlü ürünler, kadınların parfümü, tırnak törpüsü, kapalı yerlerde ister kokulu ister dezenfekte edici deodorantları lüks saymak biraz mantık dışı geliyor.
Bir erkeğin her gün sakal tıraşı olması, bir kadının tüy dökücü krem kullanması, bir kadın ya da erkeğin tırnaklarını kestikten sonra törpülemesi, yaz aylarında güneşten koruyucu kremler kullanmak, artan ter kokusuna karşı deodorant kullanmak lüks sınıfına girerse işin ucu kaçar. Bakımlı ve temiz olmak vergilendiriliyor anlamına gelir.
Fransızlar yıkanmayı sevmediği için parfüm ve deodorant endüstrisinde bir numara oldular. Türk toplumunun da temizlik ve hijyen konusunda çok medeni olduğunu söylemek zor. Kişi başına düşen sabun tüketimi, kişi başına düşen temizlik ve bakım malzemeleri, kişi başına düşen kullanma suyu tüketimine bakarsak, aslında Fransızlar'dan daha kötü olduğumuz ortaya çıkar. Böyle bir toplumda da, erkeğin sakal tıraşı olmak için kullandığı malzeme, kadınların kullandığı kişisel bakım malzemeleri, tırnak törpüsü, deodorant vs. gibi ürünler doğal ihtiyaç malzemesi olarak değil de lüks tüketim maddesi olarak görülür.
Asıl mesele şu: Düşük döviz kuru nedeniyle artan ithalat cari açığı büyütüyor. Bu Türkiye'nin risklerini artırıyor. Birçok ara malı üreticisi firma zor durumda. Ara malı üreten küçük ve orta boy işletmelerde kapanmalar olduğu konuşulmaya başladı.
Cari açık ve ekonomik faaliyetlerin istikrarı tıraş köpüğünden karşılanmaya çalışılırsa, bu tedbir sabun köpüğü gibi olur. En iyisi reel faizi de yükseltmeden döviz kurlarının biraz yukarıya çıkmasını sağlayacak politikalar üretmekte.
Gerçi Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bütçe açığı ve borçları azaltmak, reel faizin de düşüp döviz piyasasının daha sağlıklı işlemesini sağlamak için, başta 2B olmak üzere yeni kaynaklar buldu ama, derdini Cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi'ne anlatabilecek mi bilemiyorum.