Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 27 Nisan 2005

Bülent Yavuz / Yardımcılar SOS veriyor

Yardımcı hakemlerin sıkça ön plana çıkarak, birçok kritik kararlara hatalı olarak imza atmalarını pek hayra yormuyorum. Çünkü bu hatalar, hem hakem camiasını zor durumda bırakıyor hem de lig sıralamasını ciddi bir şekilde etkiliyor.
Hakemlerin müsabaka öncesi yardımcılarıyla yaptıkları toplantıda (ki biz buna 'memerandum' diyoruz) görev ve sorumluluklar konuşulmalı hatta tatbiki olarak da ekip çalışması yapılmalıdır. Özellikle yardımcı hakemlerin yetkileri ve görevlerinin neler olduğu altı çizilerek anlatılmadır. Bu görevler nedir? Kural kitabında çok açık olarak yazılı. Bunlar zaten biliniyor. Bilinmeyen ve işin kolayı nedir biliyor musunuz? Bazı hakemler kendi sorumluluklarını yardımcı hakemlere yıkmaya çalışıyorlar. Böyle de olunca verilen kararların çoğu da yanlış çıkıyor, üstelik can yakıyor. Son 5 haftada hiç olmazsa hakemler kendi sorumluluklarını, yardımcı hakemler de görevlerini yapsınlar. Buradaki en büyük sıkıntı 'HAKEMİN GÖREMEDİĞİNE KANAAT GETİRİRSE' kuralının yardımcı hakemler tarafından unutulmasıdır. Ya da hakemin yardımcı hakemine 'Her halükarda bana yardım et' talimatının verilmesidir.
Oysaki yardımcı hakemler,
- Ofsaytı işaretleseler,
- Topun çıkıp çıkmadığına karar verseler,
- Köşe ve aut atışlarını gösterseler ve hakemin görmediğine kanaat getirdikleri durumlarda 12. kuraldaki yardımları ile diğer yardımları yapsalar, hakemin de işine karışmasalar, daha az hata yaparlar.


F.Bahçe'ye hakem hocası lazım
Yazının başlığına aldanıp da sakın ola diğer takımların bu işi hallettiğini sanmayın. Aslında tüm Süper Lig takımlarına birer hakem hocası gerekli.
Avrupa'ya baktığımız zaman birçok ülkenin, özellikle İspanya, Almanya, İtalya, İngiltere, Portekiz gibi futbolda iddialı ülkelerin futbol takımlarında birer hakem hocasının görevli olduğunu görmekteyiz. Hatta Almanya'da tüm takımların 2 hakem yetiştirme zorunluluğu da var.
Ülkemizin en önemli takımlarından biri olan Fenerbahçe'nin biri kaptan olmak üzere 2 futbolcusunun çok önemli olan Denizlispor maçında acemice oyundan atılmalarını, kuralları bilmemelerine bağlıyorum.
Çok önemli bir müsabakada takımını eksik bırakacaksın, arkadaşlarının fiziki kapasitelerini maksimum seviyeye çıkartacaksın, seyirciye korkulu anlar yaşatacaksın ve de yöneticilerini strese sokacaksın. Bunun nedeni çok basit. Hakemin yetki ve sorumlulukları ile oyun kuralları bilinmiyor ya da öğretilmiyor.
Hiç kimse çıkıp da bana Luciano'nun sarı kartı olduğunu unuttuğunu sakın söylemesin. Luciano gibi bir yıldızın bunu unutacağına asla ihtimal vermiyorum. Bu futbolcuya birileri çıkıp, 'Formayı çıkarıp sallarsan, seyirciye koşarsan ve masum bir şekilde çıkarıp öpersen sarı almazsın' demiş ki o da öyle yaptı. Eğer takım elenseydi, hele hele Ankaraspor maçında da puan kaybedilseydi kahrolmayacak mıydı?
O halde bir çağrım var. Hem Futbol Federasyonu hem de kulüplere... Her takıma bir hakem hocası şartı koyulsa faydalı mı olur zararlı mı?


Her görev kutsaldır
MHK Başkanlığı görevimden sonra TV'de hakem yorumculuğu ve çok sevdiğim AKŞAM Gazetesi'nde de futbol yorumculuğu görevine başladım. 6-7 aydır bu işi yaparken sıkça şu sorulara muhatap oluyorum:
1. Hangi takımı tutuyorsun?
2. Kim şampiyon olacak?
3. Hakemleri eleştiriyorsun, bu etik midir?
4. Sizin zamanınızda kim şampiyon oldu?
Bu soruları soranların bir bölümünü kasta mahsus, bir bölümünün de safiyane olduğuna inanıyorum ve dilim döndükçe dürüst cevap vermeye çalışıyorum.
Takım tutmuyorum. Çünkü tutacağım takımın bana hiç bir faydası yok. Onun için de hakem takımını tutuyorum.
Hakedenin, az hata yapanın ve inananın şampiyonluğa daha yakın olduğunu söylüyorum. İlla ki bir takım söyleyeceksem, ilk dört sıradaki takımları sıralıyorum. Ben MHK Başkanı iken de hakemleri eleştiriyordum. Hem de bunu tüm futbol kamuoyunun önünde yapıyordum. Hatırlarsanız Lig TV'den ayda 2 defa canlı yayınlanan özellikle Süper Lig'in tüm müsabakalarındaki hakem kararlarını (doğru-yanlış) maç ve hakem ismi vererek açıklıyordum.
Yani hangi hakemin hatalı, hangisinin doğru kararlar verdiğini resmi görevli iken de yapıyordum. Benim zamanımda Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray takımları şampiyon oldu. Böylece futbol kamuoyunun merak ettiği konulara açıklık getirdim. Bir görevi ifa ederken, o görevin kutsiyetinin bilincindeyim ve bu benim düstürumdur.


Maçlar zamanında başlamalı
Çok değil dört hafta öncesine kadar hemen hemen tüm Süper Lig maçlarında ve de özellikle canlı yayınlanan maçlarda, müsabaka için her şey hazırken ve de saatler tam başlama saatini gösterdiğinde, bir koşuşturma alıp başını gidiyor. Hakem, dördüncü hakeme koşuyor, 4'üncü hakem, tribüne dönerek birilerini arıyor. O sırada görüntüye tribünler geliyor ve meşhur merdiven boşlukları. Bu arada anonslar yapılıyor. 'Merdiven boşluklarını boşaltın, aksi takdirde maç başlamayacak' takriben 6, 7 dakika geçiyor ve maç başlıyor. Maç başladıktan çok değil 10 dakika sonra, eski tas eski hamam oluyor sizin anlayacağınız. O çok önemli merdiven boşlukları kayboluveriyor. Kaybolmadığı maçlar yok mu? Tek tük var. Şimdi yetkililere soruyorum. Son 4 hafta dahil bu koşuşturmacalara ne oldu. Bıçak gibi kesiliverdi. Talimat mı değişti yoksa, görevliler mi görevlerini yapamıyor? Son 5 haftanın çok önemli ve tüm maçların birbiriyle ilgili olduğunu hatırlatarak, maç başlama saatlerinin mutlaka ama mutlaka yer gök inlese de tam zamanında başlaması gerekir. Bazı maçların; merdiven boşlukları, saha içinde yabancılar vardı mazeretine sığınılarak geç başlatılması, kargaşaya neden olur, hakemliğe zarar verir, en önemlisi de senaristlere güzel malzeme olur. Öyle ya, ne senaryolar yazılır ve çizilir. MHK da bu konuya sahip çıkmalı ve hakemlerine mutlaka kesin talimat vererek maçları saatinde başlatmalıdır.

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.