Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 27 Nisan 2005

Serdar Turgut / Rana seçemezse hepsini alıverir

Rana'da tuhaf bir alışkanlık var. Alışveriş yaparken seçme nosyonu ortadan tamamen kalkıyor. Olayı şöyle anlatayım... Diyelim ki karşıda iki adet karpuz yan yana durmakta ve eğer siz Rana'ya 'haydi seç bunlardan bir tanesini' derseniz, bu ortalama üç saat kadar sürebilir. Çünkü bir tanesini seçtiği zaman diğerinde olması muhtemel güzelliklerin hepsinden vazgeçmiş olabileceğini düşünüyor ve de üzülüyor.
Bu alışkanlığını ben çok eskiden gayet acı bir şekilde keşfetmiştim ve bunu anladığım anda akıl sağlığım için onu mantıken terk etmeliydim aslında ama bende mantık ne gezer ki. Bu keşfi yaptığım gün Amerika'da alışverişte, bir GAP dükkanındaydık, o ise mal seçme işine girişti. Üç saat içinde dükkandaki bütün malların yeri değişmişti, çünkü deneyip beğenmediğini sandığı malı da anında ve neresi olursa olsun -ki bu dükkan yöneticisinin kafasının üstü de olabilir- oraya bırakmak gibi de bir adeti var.
Sonunda tişörtlerin tümü ceketlerin, ceketlerin olduğu bölüm de tümüyle pantolonların bölümüne taşınmıştı. Pantolonların nerede olduğu ise ilk önce bilinemedi, daha sonra ise onların soyunma odalarına tümden taşındıkları ortaya çıktı. O alışveriş yaparken ben arada evimize gidip bir de film seyretmiştim. Döndüğümde çılgınlık aynen devam ediyordu; dükkanda çalışanların yarısı ağlıyordu diğer yarısı ise çıldırmak üzereydi veya çoktan çıldırmışlardı. İşin tuhafı bu ortamı yaratmış olan kişi ise son derece sakin ve mutluydu...
Hayatımın geri kalan bölümünü zor geçireceğimin bir ihtarıydı bu bana, ama ben ihtara aldırmadım ve mutlu olmayı sürdürdüm. (Erkekler ne salak mıdır dediniz, yok canım olur mu hiç öyle genellemeler)
Bir keresinde de yine New York'ta Rana'nın MAX MARA dükkanına girdiğini gördüğümde az daha yüreğime iniyordu. Çünkü yine seçim yapamayıp dükkanın tümünü satın alacağını sandım. Ve yaşamımın geri kalan bölümünü borçlar nedeniyle hapiste geçireceğim korkusu kapladı içimi. (Amerika'da hapse düşmenin kötü yanı hürriyetinizi kaybetmeniz değil, başka türlü bir hürriyeti keşfetmenizdir; yani içeride cinsiyet değiştirme zorunda bırakılmanızdır. Benim gibi bir insanın, bir zencinin eşi olduğumu düşünsenize... Herhalde o zaman ırkçı olmaktan istemeden de olsa vazgeçmek zorunda kalmam gerekecekti)
Rana'nın yarattığı son olay geçenlerde oldu. Aslında daha birçok vukuat var ama hepsini anlatmaya girişirsem siz benim için matem tutmaya başlarsınız, sizleri, yurdum insanlarını daha fazla üzmek istemem.
Geçenlerde İngiltere'ye gidiyorduk, daha uçmaya başlamadan başıma hoş şeyler gelmeyeceği belli oldu. Gümrüksüz sahadayken Rana kendine bir maskara almaya karar verdi, az daha uçağı kaçırıyorduk, çünkü maskaraların hepsini denemeye karar verdi. Hatta denemeye açık olmayanları da değiştirdi, sonunda orada çalışan kızlar toplu halde sigara satış bölümüne transfer edilmeleri için dilekçe verdiler müdürlerine. Sonunda en sevmediği işi yaptı, bir seçimde bulundu ama İngiltere'ye varıncaya kadar almadıklarının daha güzel olup olmadığını merak etti ve söylendi. Ben de ona 'üzülme dönüşte hepsini alırız' dedim de sakinleşti.
Londra'da oğlana oyuncak alacaktık, bu nedenle öğle saatlerinde Hamleys'e girdik, gece yarısına gelmeden de çıktık. Burası dünyanın en büyük oyuncak mağazalarından bir tanesidir, bilmem anlatabiliyor muyum? Oğlana bir adet Thomas alacakmışız, bilmeyenler için anlatayım; Thomas bir trendir, bu mağazada ise en azından 10 bin adet Thomas vardı, bunları gördüğü anda Rana'nın gözleri ışıldadı ve dünyanın en güzel Thomas'ını seçme işine girişti. Ben her Thomas'ı bir kez yerde yürütüp gösteri yapmak zorunda kaldım, her eğilişimde belim tutuluyordu, yerden de kalkamıyordum. Rana bana da yardım etmiyordu, diğer Thomas'ları toplamaya gidiyordu, dükkanın yönetimi benden şüphelenmiş olmalı, başıma iki adet güvenlik görevlisi dikti. Sonunda vukuat yaşamadan, tutuklanmadan filan Thomas'ı seçtik ve o tabii ki dünyanın en güzel Thomas'ıydı. Bu sefer seçmediğimiz Thomas'ların daha da güzel olması ihtimali üzerine konuşmaya başladı, ben üzüntü olmasın diye o dükkanı da satın alma sözünü verdim. Eve döndük, oğlan Thomas'a bakmadı bile, baterisine konsantre oldu, ben de o Thomas ile ilgilenmedi ve de Rana bana ta Londra'lardan bateri taşıttı diye karımı öldürmeye karar verdim. Bu arada memlekette olmadığımız günlerde oğlumun aşık olduğu ve kızdan da yüz bulamadığı haberi verildi. Ben 'hayatının geri kalan bölümünü böyle yaşayacak artık, buna alışması gerekir' dedim. 'Babasına çekmiş kadınlarla ilişki konusunda' da dedim.
Sonuç olarak eve bir bateri alınmasını kabul ettiğim için dünyanın en aptal babası dalında Nobel alacağım da kesindir.

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.