Kimilerine göre AK Parti Hükümeti için 'milat' 17 Aralık oldu.
Avrupa Birliği (AB) üyeliği konusunda AKP samimi değildi..
17 Aralık'tan sonra da ipe un sermeye başladı!
Bu nedenle AKP lehine esen ve estirilen 'rüzgar' tersine döndü.
Kimilerine göre çok önceden yapılan bir hazırlığın sonuçları yaşanıyor.
Ne hazırlığı bu?
Çeşitli bahaneler 'yaratarak' iktidarı köşeye sıkıştırıp istifa noktasına getirme hazırlığı!
* * *
Yaklaşık üç ay önce bizim kulağımıza bir bilgi gelmiş, doğrusu biz bu bilgiyi abartılı bulup köşemize taşımamıştık.
Neydi o bilgi?
- Her sokakta 'Türkler'in yürüyüşü' isimli bir eylem hazırlığı var!
Öyle anlaşılıyor ki..
Bu bilgiyi dikkate almamakla hata etmişiz!
Sanırız salt gazetecilik endişesi ve hep konuşulup da bir türlü açıklığa kavuşturulmayan 'Derin Devlet'in ne olup ne olmadığı tartışması da bu sürecin üzerine tuz-biber ekti!
Derin Devlet'in varlığı adeta kanıtlanmak isteniyormuş gibi geliyor bize!
Sizler de mutlaka farkındasınızdır.
Hükümete yönelik aleyhte bir 'rüzgar' esiyor, biraz da 'estiriliyor!'
Cumhurbaşkanı Sezer geçtiğimiz günlerde 'Hükümete uyarı' anlamına gelecek bir açıklama yaptı.
Ardından Genelkurmay Başkanı Özkök'ün 'uyarıları' geldi; kimine göre 'sert' ve de 'muhtıra nitelikli' bir konuşma.
Kimilerine göre de 'makul ve beklenen sözler!'
CHP zaten sürekli 'uyarılar' yapmakta..
Derken...
Önceki gün Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in türban üzerinden 'uyarısı' geliverdi!
Devletin tek eksiği kaldı: YÖK!
Hani kimilerinin 'Kemal Gürüz olacaktı ki' dediklerini duyar gibiyiz!
* * *
Açıkça söylemek gerekirse...
Bütünüyle örtüşmeyip, yeterince benzemese bile...
Tam bu noktada ilk aklımıza '28 Şubat süreci' geliyor!
Hani ordunun belli kademelerindeki komutanlarımızın 'ebediyete kadar sürecek' dedikleri 28 Şubat!
Kimilerinin beşüş bir çehreyle ellerini ovuşturduğunu biliyoruz.
Kimileri de endişeli...
Her kim nasıl bakarsa baksın, biz ortada ciddi bir 'anormallik' görüyoruz.
Tersine estirilen rüzgarın gücünü henüz kestiremiyoruz ama...
Bu gidiş iyi bir gidiş değil!..
Söz-Möz!
Talabani, Kuzey Irak'taki PKK konusunda 'söz' verememiş.
Canım...
Daha önce 40 kez 'söz' vermişti ya!..
Ek kaynak!
'..Oldu olacak, at ve eşeklerden de binek vergisi alınsın!' * Sinan Aygün - ATO Başk.
Işılay Saygın ses verdi
Bir süredir İzmir'in ünlü ve güçlü siyasetçilerinden biri olan Işılay Saygın'dan haber alamıyorduk.
Ege'de Sekizinci Gün Gazetesi'ne bir demeç vermiş:
- Siyasete şimdilik noktayı koydum!
İzmir'deki mevcut milletvekillerinin adaylıkları sırasında 'Işılay Saygın gibi olacağız' diyerek oy istediklerini belirtip ekliyor:
- Seçimlerden bu yana 2-3 sene geçti. Bazı milletvekili arkadaşlar İzmir'de ofis açacaklarını, sabahtan akşama kadar halkın hizmetinde olacaklarını söylediler. Ama ortada yoklar!
Olur mu Işılay Hanım?
Ofis açmak o kadar kolay mı?
Hadi açtılar..
O ofisin açık kalması gerekir, vatandaşı dinlemek gerekir, makul isteklerin yerine getirilmesi gerekir. Ooooo!
Oysa, parti liderinin isteklerini yerine getirmek çok daha kolay ve 'garantili' değil mi?
Özetle siz, halk için 'iyi bir örnek vekil' olabilirsiniz ama siyasetçiler için değil!
Olsa olsa seçimden seçime adınız kullanılır; o kadar!..
Öz Fenerli!
F.Bahçe'nin hocası Daum'un kızı olmuş.
Daum 'kızım koyu Fenerli olacak' demiş.
Eh, kızın adını da 'Azize' koyun artık!.
Terör
Usta gazeteci Vecdi Tamer 'İllegal Paralel Güç-TERÖR' isimli bir kitap yazdı.
Tamer kitabında, savaş ve terör kavramlarını ele alıyor.
Bu kavramların uğradığı değişimi; ülke, terör vak'aları ve terör örgütleriyle birlikte irdeliyor.
Büyük emek ürünü olan kitabı; dünyanın en son ve çok önemli 'terör belasına' ilgi duyan herkese öneririz. (Erciyaş Yay.)
'Erkek Papatya'
Magazin dünyasının sesi olmayı başaran usta gazeteci Vehbi Dinçcan, bir ara siyaset dünyasının da tanıklığını yapmıştı.
Özellikle de, Ankara'da gazetecilik yaptığı yıllarda yakın dostluk kurduğu Semra Özal'ın danışmanlığını üstlendiği dönemde, gizli kalmış birçok olayın yakın izleyicisi oldu.
Vehbi Dinçcan, adının 'Erkek Papatya'ya çıktığı o fırtınalı dönemin gizli kalmış yönlerini bu kitabında çok ilgi çekici olaylarla birlikte anlatıyor. (Okumuş Adam Yay.)
Teyze sütü!
Son derece şuh bir kadın çok zayıf bir bebeği doktora götürür.
Doktor kadının güzelliği karşısında çarpılmıştır.
Çocuğa bakıp 'bu çocuk iyi gıda almıyor' diyerek kadına döner:
- Lütfen soyununuz.
Soyunan kadının göğüslerini uzun uzun kontrol ettikten sonra 'düşündüğüm gibi hanımefendi' der:
- Sizin hiç sütünüz yok.
Kadın 'tabii olmaz doktor bey' der:
- Ben o bebeğin teyzesiyim!..
NOKTA: Evlilik bir kale gibidir. Dışarıdakiler oraya girmek için, içeridekiler de çıkmak için uğraşır dururlar.(Çin Atasözü)