27 Nisan 2005 Çarşamba       




 

Kemal Yavuz


 
kemal.yavuz@aksam.com.tr
kemal.yavuz@superonline.com

Sn. Genelkurmay Başkanımızın konuşması (2)

   
 
Bir önceki yazımızda, Sn. Genelkurmay Başkanımızın 20 Nisan'da Harp Akademileri'nde yaptığı önemli konuşmayı konu etmiş ve konuşmanın, 'Ülkemizin iç gündemini oluşturan çeşitli hususlar' bölümünden bazı aktarmalar yapmıştık. Bu yazımızda ise, aynı konuşmanın, '21'inci Yüzyıla girerken dünya', 'Yakın çevremizde neler oluyor?' ve 'Türkiye'nin küresel aktörlerle ilişkileri' bölümlerindeki fikir ve öngörülerine değinmek istiyoruz.

Sn. Gnkur. Bşk.mız 21'inci Yüzyıla yön veren iki önemli olayın 'Berlin Duvarı'nın yıkılışı' ve '11 Eylül saldırıları' olduğunu belirttikten sonra mevcut durumda, dünyadaki üç 'kırılma bölgesi'ne dikkat çekiyor. Bunlar; Uzakdoğu, Orta Asya'dan Kafkasya'ya uzanan bölge ve Ortadoğu. Bu üç bölge, uluslararası krizler yaratmaya en 'yatkın' bölgeler. Bu bölgeler içinde Ortadoğu, ABD'nin 'Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi' ile Moritanya'dan Afganistan'a kadar 22 ülkenin ekonomik ve siyasi coğrafyasını kapsıyor. Buna karşın, Sn. Gnkur. Bşk. 'Bölge ülkelerinin demokratikleşmedeki başarısının, dışarıdan yapılacak dayatmalardan ziyade, ülkelerin bunu kendiliğinden yapmalarına verilecek yardım ve teşviklerle mümkün olacağını' değerlendiriyor ve bu projede Türkiye'nin de adının geçtiğini hatırlatarak bu konuda çok önemli bir vurgu yapıyor: 'Bir kısım çevreler Türkiye'yi bu projede, ılımlı İslam modeli bir ülke olarak tanımlamak istediler. Türkiye'nin nüfusunun % 99'a yakın bölümü Müslüman'dır ancak Türkiye; laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir. Türkiye, ne bir İslam devleti ne de İslam ülkesidir... Burada unutulan veya dikkatten kaçırılan husus, laikliğin Türk demokrasinin gelişmesinde ona itici güç oluşudur... Laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin kilit taşıdır.'

Sn. Gnkur. Bşk.mız, 'Yakın Çevremiz'le ilgili olarak, önce, Karadeniz'e dikkat çekiyor ve 'Karadeniz'in önemi gün geçtikçe artmaktadır. Anadolu gibi bu deniz de, doğu ile batı, kuzey ile güney arasından bir irtibat noktası mahiyetindedir' diyor. Ayrıca, Karadeniz'in, birinci derecede 'Kıyıdaş ülkeleri' ilgilendirdiğini 'ihsas ediyor'. Komşularımızla ilgili olarak; 'Gürcistan'ın ulusal birliğine ve toprak bütünlüğüne büyük önem veriyoruz... Bir diğer komşumuz Ermenistan'ın tutumu kaygı vericidir' dedikten sonra İran'ın 'farklı' rejimine ve bu farklılığı komşularına ithal etme gayretlerine ve nükleer çalışmalarından duyulan kaygıya dikkat çekiyor. Irak konusunda ise; Irak'taki gelişmelerin iki yönü vardır; birinci husus PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığıdır... İkinci önemli husus ise, Kerkük'le ilgilidir' diyor. Ayrıca, Suriye'ye ve Filistin-İsrail sorununa değiniyor. Sn. Gnkur. Bşk.mız, konuşmasının Yunanistan'dan bahseden bölümünde son bayrak olayını önemle vurguluyor ve 'Ege konusu ise her zaman gündemimizdedir' diyor ve kişi başına yıllık savunma harcaması Türkiye'de 164 $ iken, bunun, Yunanistan'da 709 $ olduğunu hatırlatarak, silahlanmaya dikkat çekiyor. Kıbrıs konusunda ise; 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli menfaatleri ve uluslararası anlaşmaların kendisine yüklediği sorumluluklar açısından, hiçbir zaman ilgisinin azalmaması gereken konuların başındadır. Güvenlik açısından Kıbrıs'ın önemi iki temel esasa dayanmaktadır. Bunlardan birincisi... Kıbrıslı soydaşlarımıza sağlamak zorunda olduğumuz güvenlik sorumluluğudur. İkincisi ise... Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliği açısından taşıdığı stratejik rolün önemidir. Bu iki temel esas, süreklilik arz etmektedir' diyor.

Sn. Gnkur. Bşk.mız, konuşmasının 'Türkiye'nin küresel aktörlerle ilişkileri' bölümünde, ABD ve AB üzerinde dururken, Rusya, Çin ve Hindistan'a da dikkat çekiyor. ABD konusunda; 'Türkiye'nin ABD'ye, ABD'nin de Türkiye'ye ihtiyacı vardır' diyor ve AB konusunda çok önemli bir noktaya işaret ediyor: 'Bu üyeliğin, AB'nin bize bir lütfu olarak değerlendirilmesi çok yanlıştır. Bunda iki tarafın da menfaatleri vardır... Anlaşma olmaz, şayet AB'ye girilemezse, tabii ki dünyanın sonu gelmeyecektir. Burada 'evet' veya 'hayır' demenin sadece AB'nin hakkı, hukuku olmadığını, Türkiye'nin de sonuçta 'evet' veya 'hayır' diyeceğinin bilinmesini istiyorum'.

Bu 'mesajlara' dikkat etmek lazımdır.

Bu konuya devam edeceğiz.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir