27 Nisan 2005 Çarşamba       




 

Papa XVI. Benedictus: Avrupa odaklı papalığa dönüş mü?

   
 
Papa II. Yuhanna Pavlus'un ölümünden sonra toplanan ve 115 seçmen Kardinal'den oluşan Conclave, 19 Nisan 2005 akşamı Bavyeralı Kardinal Joseph Ratzinger'i 265'inci Papa olarak seçmiş, Ratzinger Papalık unvanı olarak Benedictus adını tercih etmiş ve 24 Nisan günkü isat töreniyle de resmen Papalık görevine başlamıştır. Böylece VI. Hadrianus'tan 482 sene sonra ilk Alman Papa Kilise tarihindeki yerini almıştır. 23 yıl profesörlük yapmış birisinin, yine 25 yıllık Vatikan hizmetinden sonra emekliye ayrılmayıp 78 yaşında Papa seçilmesi sık rastlanan bir kariyer çizgisi değildir doğrusu.

Ratzinger kimdir?
Joseph Ratzinger 16 Nisan 1927'de güney Almanya'da Marktl am Inn'de dünyaya geldi. 29 Haziran 1951'de Papaz oldu. 1953'te Aziz Augustinus üzerine hazırladığı bir tezle doktorasını verdi. 1957'de Aziz Bonaventura'nın tarih anlayışı üzerine hazırladığı bir çalışmayla 1958'de profesör oldu. 1981 yılına kadar Almanya'nın önde gelen üniversitelerinde teoloji profesörlüğü yaptı. 24 Mart 1977'de Papa VI. Pavlus tarafından, Münih ve Freising Başepiskoposluğu'na getirildi. Aynı yıl 27 Haziran'da Kardinalliğe yükseltildi. Papa II. Yuhanna Pavlus'un 25 Kasım 1981'de Ratzinger'i Vatikan'a çağırması ve onu İman İşleri Kongregasyonu, Kitabı Mukaddes Komisyonu ve Uluslararası Teologlar Komisyonu Başkanı olarak ataması, hayatının en önemli dönüm noktasını oluşturmuş ve Papalığa giden yolu açmıştır. 1986-92 yılları arasında, 'Katolik Kilisesi İman ve Ahlak İlkeleri Kitabı'nı (Catechismus) hazırlayan komisyonun başkanlığını yürüttü. 30 Kasım 2002'de Katolik Kilise'de Papa'dan sonraki en yüksek makam olan Kardinaller Kurulu Başkanı oldu. Çok sayıda kitaba imza attı. Özellikle 'Salz der Erde' [Yeryüzünün Tuzu] başlıklı kitabı (1996) ses getirdi. 2003'te çıkan son kitabı 'Unterwegs zu Jesus Christus' [İsa Mesih'e Giden Yol], 2000 yılında hazırladığı 'Dominus Iesus' [Rab İsa] başlıklı beyannameyi odağa taşıdı.

Benedictus kimdir?
Batı Hıristiyanlığı'nda 'manastırcılık' hareketinin atası olan, 480 civarında İtalya'nın Nursia Kasabası'nda doğan ve 547'de Batı'da tesis ettiği ilk manastır Monte Cassino'da ölen Aziz Benedictus, kendi adını taşıyan nizamnameyle Benedictus Tarikatı'nın (OSB) temellerini attı. 'Dua etmek ve çalışmak' olarak özetlenebilen düsturu çerçevesinde bekarlık, sadelik ve nizama dayalı bir dünyevi yaşam salık verdi. 1964 yılında Papa VI. Pavlus tarafından 'Avrupa'nın Piri' ilan edildi. Katolik Kilise, halizhazırda altı kişiyi 'Avrupa'nın Piri' kabul etmektedir: Nursialı Aziz Benedictus, Aziz Cyrillius, Aziz Methodius, Sienalı Azize Katharina, İsveçli Azize Birgitta ile Azize Teresia Benedicta (Edith Stein). Son üçü, 1999'da Papa II. Yuhanna Pavlus tarafından 'Pir' ilan edildi. Ratzinger'in bu adı kendine unvan olarak seçmesinin ardında, Batı Hıristiyanlığının manevi boyutunu somutlaştıran Nursialı Aziz Benedictus'un bulunduğu açıktır.

Dominus Iesus
Dinler açısından aslında temel soru (belki de 'soruların sorusu') şu: 'Hakikat' üzerinde değişmez bir 'hikmet' tekeline sahip olduğunu savunan çeşitli dinler, mevcut dinlerin çokluğunu nasıl mazur göstermektedirler? Hakikat tek ve bir ise, niçin farklı dinler vardır? Günümüzde bu soruya verilen yanıt, genellikle 'rölativizm' olarak ifade edilmektedir: Örneğin Hıristiyanlığın da netice itibarıyla dinler arasında bir din olduğu, geleneksel başka din ve inanışların da tam hakikat ve kurtuluşa kavuşturduğu savunulur.
Ancak Ratzinger ve Katolik Kilise böyle düşünmemektedir: İman İşleri Kongregasyonu Başkanı olduğu dönemde kaleme aldığı ve 5 Eylül 2000'de Papa tarafından ilan edilerek yürürlüğe giren 'Dominus Iesus' [Rab İsa] başlıklı beyanname, Ratzinger'in teolojik temellerini ve iman anlayışını özetlemesi bakımından önemlidir. Papalığı sırasında bu belgede ilan ettiği ilkelere sadık kalacağının ilk işareti olarak, 24 Nisan 2005 günkü isat töreninin sonunda sarfettiği sözlere bakılabilir. XVI. Benedictus'un Papalığı, İsa Mesih odaklı olacaktır.
Bu beyanname, İsa Mesih ve Kilise'nin 'biricikliğini' ve kurtuluşa varmadaki 'evrenselliğini' savunmaktadır. Bu cümle, özellikle diğer dinlere mensup inananlar arasında ciddi tereddütlere neden olmuştur. Buna göre, Hıristiyan inancının temel hakikati olan İsa Mesih'in merkezi önemi asla tartışmaya açılmamalı, hatta bütün insanlık açısından İsa Mesih'in biricik ve evrensel kurtarıcı olduğu 'gerçeği' üzerinde anlaşılmalıdır. Diğer 'kardeş' Kilise ve dinlere saygı gösterilmeli, ancak biricik hakikatin aslında İsa Mesih olduğu vurgulanmalıdır. Bu iddia, diğer dinler açısından haklı olarak 'sıkıntı' yaratmaktadır.
Papa II. Yuhanna Pavlus tarafından 2005 yılının 'Efkaristiya Yılı' ilan edilmesiyle zaten odağa taşınmış olan İsa Mesih'in 'mysterion'u [işaret ve sırrı], yeni Papa'nın bu konudaki teolojik hassasiyeti dolayısıyla daha da önem kazanmış ve bir Papalık programı haline gelmiş gözükmektedir.

Eski Kıta'nın hakimiyeti
Conclave'dan önceki tartışmalarda Ratzinger'in adı daima favoriler arasında yer aldıysa da özellikle Afrika ya da Latin Amerika'dan bir Papa'nın seçilebileceğine ilişkin iddialar ortaya atılmıştı. Bu açıdan Ratzinger'in Papa seçilmesi bir bakıma sürpriz olmuştur: Zira Avrupalı olmayan bir Papa'nın Kilise'yi yeni yüzyıla daha dinamik biçimde taşıyabileceği varsayılıyordu. Ancak durum böyle olmadı ve Kardinaller bir kez daha geleneksel bir tercihte bulundular. Ratzinger'in 'Benedictus' adını seçmesi de bu yönelimin işareti kabul edilebilir. Eski Kıta, Hıristiyani köklerin savunucusu imajını yineleme ihtiyacını duymuş, denizaşırı misyon ve evanjelizasyon hareketinin yeterli teolojik derinliğe kavuşup kavuşmadığı tartışılır olmuştur. Katolik dogma ve doktrinin kaynağı hala Eski Kıta'dır ve XVI. Benedictus'la devam edecek gibi gözükmektedir.
Eski Kıta'nın yeni seküler anayasasına ve yaşam anlayışına karşı çıkmış olan Ratzinger'in Papalığı döneminde gelenek ile gündemi nasıl bağdaştıracağı merak konusudur. Öte yandan II. Vatikan Konsili'nin dogma ve direktiflerini hayata geçirmek bakımından Ratzinger'in nasıl bir tutum içinde olacağı da ilgiyle izlenecektir.

Katılımcılık, kadın hakları, küresel barış ve İslamiyet
Yeni Papa'nın ele almak zorunda kalacağı sorunların başında, Kilise yönetiminde yerel cemaat önderlerinin katılımının genişletilmesi meselesidir. Ölen Papa'nın bu konudaki tutumu belliydi: Roma her şeye hakimdir. Ratzinger'in de aynı çizgiyi sürdüreceği tahmin edilmektedir. Öte yandan diğer Hıristiyan Kiliselerle olan ilişkilerin geliştirilmesi ve birliğin sağlanması meselesi ('ökumenizm'), teolojik bir gereklilik haline gelmiş gibi görünmektedir.
Bir başka konu, kadın hakları meselesidir. Katolik Kilise'nin kadınlarla ilgili tutumunun 'çağdaş' değerlere yaklaştırılmasının Ratzinger'in Papalığı döneminde gerçekleştirileceğine inananların sayısı haklı olarak azdır. Mesele sadece bununla da sınırlı değildir: Özellikle Avrupa ve ABD'deki başka pek çok güncel tartışma, Katolik doktrinle taban tabana zıttır. Doktrincileri Avrupalı, inananlarıysa Avrupalı-olmayan bir Katoliklikle karşılaşma ihtimali söz konusudur.
Küresel barış bağlamında Papalık Makamı'nın ahlaki ve 'siyaset üstü' tutum ve davranışlarının devam edeceği kesindir. Ancak bu noktada, Eski Kıta odaklı bir Papalığın, 'siyaset üstülüğü' zedeleyeceği de bir gerçektir. Aksi takdirde Papa'nın söyledikleri, Avrupa-merkezli bir duruştan ibaret kalacaktır.
İslamiyetle ilişkiler, Hıristiyanlık açısından 21. yüzyılın belki de en önemli konusudur. Ratzinger'in Kardinallik döneminde bu husustaki görüşleri Dominus Iesus'ta yer almaktadır. Ancak Papa XVI. Benedictus olarak Ratzinger'in tutumunun farklı olması ve II. Yuhanna Pavlus'un başlattığı yoldan devam etmesi beklenir. Aksi takdirde iletişim eksikliğinden doğan ciddi gerilimlerin ortaya çıkması muhtemeldir.
Yrd. Doç. Dr. Kaan H. Ökten İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi
 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir