 |
|
|
|
Papa XVI. Benedictus: Avrupa odaklı papalığa dönüş mü?
|
|
|
Papa II. Yuhanna Pavlus'un ölümünden sonra toplanan ve
115 seçmen Kardinal'den oluşan Conclave, 19 Nisan 2005
akşamı Bavyeralı Kardinal Joseph Ratzinger'i 265'inci
Papa olarak seçmiş, Ratzinger Papalık unvanı olarak
Benedictus adını tercih etmiş ve 24 Nisan günkü isat
töreniyle de resmen Papalık görevine başlamıştır.
Böylece VI. Hadrianus'tan 482 sene sonra ilk Alman Papa
Kilise tarihindeki yerini almıştır. 23 yıl profesörlük
yapmış birisinin, yine 25 yıllık Vatikan hizmetinden
sonra emekliye ayrılmayıp 78 yaşında Papa seçilmesi sık
rastlanan bir kariyer çizgisi değildir doğrusu.
Ratzinger kimdir?
Joseph Ratzinger 16 Nisan 1927'de güney Almanya'da
Marktl am Inn'de dünyaya geldi. 29 Haziran 1951'de Papaz
oldu. 1953'te Aziz Augustinus üzerine hazırladığı bir
tezle doktorasını verdi. 1957'de Aziz Bonaventura'nın
tarih anlayışı üzerine hazırladığı bir çalışmayla
1958'de profesör oldu. 1981 yılına kadar Almanya'nın
önde gelen üniversitelerinde teoloji profesörlüğü yaptı.
24 Mart 1977'de Papa VI. Pavlus tarafından, Münih ve
Freising Başepiskoposluğu'na getirildi. Aynı yıl 27
Haziran'da Kardinalliğe yükseltildi. Papa II. Yuhanna
Pavlus'un 25 Kasım 1981'de Ratzinger'i Vatikan'a
çağırması ve onu İman İşleri Kongregasyonu, Kitabı
Mukaddes Komisyonu ve Uluslararası Teologlar Komisyonu
Başkanı olarak ataması, hayatının en önemli dönüm
noktasını oluşturmuş ve Papalığa giden yolu açmıştır.
1986-92 yılları arasında, 'Katolik Kilisesi İman ve
Ahlak İlkeleri Kitabı'nı (Catechismus) hazırlayan
komisyonun başkanlığını yürüttü. 30 Kasım 2002'de
Katolik Kilise'de Papa'dan sonraki en yüksek makam olan
Kardinaller Kurulu Başkanı oldu. Çok sayıda kitaba imza
attı. Özellikle 'Salz der Erde' [Yeryüzünün Tuzu]
başlıklı kitabı (1996) ses getirdi. 2003'te çıkan son
kitabı 'Unterwegs zu Jesus Christus' [İsa Mesih'e Giden
Yol], 2000 yılında hazırladığı 'Dominus Iesus' [Rab İsa]
başlıklı beyannameyi odağa taşıdı.
Benedictus kimdir?
Batı Hıristiyanlığı'nda 'manastırcılık' hareketinin
atası olan, 480 civarında İtalya'nın Nursia Kasabası'nda
doğan ve 547'de Batı'da tesis ettiği ilk manastır Monte
Cassino'da ölen Aziz Benedictus, kendi adını taşıyan
nizamnameyle Benedictus Tarikatı'nın (OSB) temellerini
attı. 'Dua etmek ve çalışmak' olarak özetlenebilen
düsturu çerçevesinde bekarlık, sadelik ve nizama dayalı
bir dünyevi yaşam salık verdi. 1964 yılında Papa VI.
Pavlus tarafından 'Avrupa'nın Piri' ilan edildi. Katolik
Kilise, halizhazırda altı kişiyi 'Avrupa'nın Piri' kabul
etmektedir: Nursialı Aziz Benedictus, Aziz Cyrillius,
Aziz Methodius, Sienalı Azize Katharina, İsveçli Azize
Birgitta ile Azize Teresia Benedicta (Edith Stein). Son
üçü, 1999'da Papa II. Yuhanna Pavlus tarafından 'Pir'
ilan edildi. Ratzinger'in bu adı kendine unvan olarak
seçmesinin ardında, Batı Hıristiyanlığının manevi
boyutunu somutlaştıran Nursialı Aziz Benedictus'un
bulunduğu açıktır.
Dominus Iesus
Dinler açısından aslında temel soru (belki de 'soruların
sorusu') şu: 'Hakikat' üzerinde değişmez bir 'hikmet'
tekeline sahip olduğunu savunan çeşitli dinler, mevcut
dinlerin çokluğunu nasıl mazur göstermektedirler?
Hakikat tek ve bir ise, niçin farklı dinler vardır?
Günümüzde bu soruya verilen yanıt, genellikle
'rölativizm' olarak ifade edilmektedir: Örneğin
Hıristiyanlığın da netice itibarıyla dinler arasında bir
din olduğu, geleneksel başka din ve inanışların da tam
hakikat ve kurtuluşa kavuşturduğu savunulur.
Ancak Ratzinger ve Katolik Kilise böyle düşünmemektedir:
İman İşleri Kongregasyonu Başkanı olduğu dönemde kaleme
aldığı ve 5 Eylül 2000'de Papa tarafından ilan edilerek
yürürlüğe giren 'Dominus Iesus' [Rab İsa] başlıklı
beyanname, Ratzinger'in teolojik temellerini ve iman
anlayışını özetlemesi bakımından önemlidir. Papalığı
sırasında bu belgede ilan ettiği ilkelere sadık
kalacağının ilk işareti olarak, 24 Nisan 2005 günkü isat
töreninin sonunda sarfettiği sözlere bakılabilir. XVI.
Benedictus'un Papalığı, İsa Mesih odaklı olacaktır.
Bu beyanname, İsa Mesih ve Kilise'nin 'biricikliğini' ve
kurtuluşa varmadaki 'evrenselliğini' savunmaktadır. Bu
cümle, özellikle diğer dinlere mensup inananlar arasında
ciddi tereddütlere neden olmuştur. Buna göre, Hıristiyan
inancının temel hakikati olan İsa Mesih'in merkezi önemi
asla tartışmaya açılmamalı, hatta bütün insanlık
açısından İsa Mesih'in biricik ve evrensel kurtarıcı
olduğu 'gerçeği' üzerinde anlaşılmalıdır. Diğer 'kardeş'
Kilise ve dinlere saygı gösterilmeli, ancak biricik
hakikatin aslında İsa Mesih olduğu vurgulanmalıdır. Bu
iddia, diğer dinler açısından haklı olarak 'sıkıntı'
yaratmaktadır.
Papa II. Yuhanna Pavlus tarafından 2005 yılının 'Efkaristiya
Yılı' ilan edilmesiyle zaten odağa taşınmış olan İsa
Mesih'in 'mysterion'u [işaret ve sırrı], yeni Papa'nın
bu konudaki teolojik hassasiyeti dolayısıyla daha da
önem kazanmış ve bir Papalık programı haline gelmiş
gözükmektedir.
Eski Kıta'nın hakimiyeti
Conclave'dan önceki tartışmalarda Ratzinger'in adı daima
favoriler arasında yer aldıysa da özellikle Afrika ya da
Latin Amerika'dan bir Papa'nın seçilebileceğine ilişkin
iddialar ortaya atılmıştı. Bu açıdan Ratzinger'in Papa
seçilmesi bir bakıma sürpriz olmuştur: Zira Avrupalı
olmayan bir Papa'nın Kilise'yi yeni yüzyıla daha dinamik
biçimde taşıyabileceği varsayılıyordu. Ancak durum böyle
olmadı ve Kardinaller bir kez daha geleneksel bir
tercihte bulundular. Ratzinger'in 'Benedictus' adını
seçmesi de bu yönelimin işareti kabul edilebilir. Eski
Kıta, Hıristiyani köklerin savunucusu imajını yineleme
ihtiyacını duymuş, denizaşırı misyon ve evanjelizasyon
hareketinin yeterli teolojik derinliğe kavuşup
kavuşmadığı tartışılır olmuştur. Katolik dogma ve
doktrinin kaynağı hala Eski Kıta'dır ve XVI.
Benedictus'la devam edecek gibi gözükmektedir.
Eski Kıta'nın yeni seküler anayasasına ve yaşam
anlayışına karşı çıkmış olan Ratzinger'in Papalığı
döneminde gelenek ile gündemi nasıl bağdaştıracağı merak
konusudur. Öte yandan II. Vatikan Konsili'nin dogma ve
direktiflerini hayata geçirmek bakımından Ratzinger'in
nasıl bir tutum içinde olacağı da ilgiyle izlenecektir.
Katılımcılık, kadın hakları, küresel barış ve
İslamiyet
Yeni Papa'nın ele almak zorunda kalacağı sorunların
başında, Kilise yönetiminde yerel cemaat önderlerinin
katılımının genişletilmesi meselesidir. Ölen Papa'nın bu
konudaki tutumu belliydi: Roma her şeye hakimdir.
Ratzinger'in de aynı çizgiyi sürdüreceği tahmin
edilmektedir. Öte yandan diğer Hıristiyan Kiliselerle
olan ilişkilerin geliştirilmesi ve birliğin sağlanması
meselesi ('ökumenizm'), teolojik bir gereklilik haline
gelmiş gibi görünmektedir.
Bir başka konu, kadın hakları meselesidir. Katolik
Kilise'nin kadınlarla ilgili tutumunun 'çağdaş'
değerlere yaklaştırılmasının Ratzinger'in Papalığı
döneminde gerçekleştirileceğine inananların sayısı haklı
olarak azdır. Mesele sadece bununla da sınırlı değildir:
Özellikle Avrupa ve ABD'deki başka pek çok güncel
tartışma, Katolik doktrinle taban tabana zıttır.
Doktrincileri Avrupalı, inananlarıysa Avrupalı-olmayan
bir Katoliklikle karşılaşma ihtimali söz konusudur.
Küresel barış bağlamında Papalık Makamı'nın ahlaki ve
'siyaset üstü' tutum ve davranışlarının devam edeceği
kesindir. Ancak bu noktada, Eski Kıta odaklı bir
Papalığın, 'siyaset üstülüğü' zedeleyeceği de bir
gerçektir. Aksi takdirde Papa'nın söyledikleri,
Avrupa-merkezli bir duruştan ibaret kalacaktır.
İslamiyetle ilişkiler, Hıristiyanlık açısından 21.
yüzyılın belki de en önemli konusudur. Ratzinger'in
Kardinallik döneminde bu husustaki görüşleri Dominus
Iesus'ta yer almaktadır. Ancak Papa XVI. Benedictus
olarak Ratzinger'in tutumunun farklı olması ve II.
Yuhanna Pavlus'un başlattığı yoldan devam etmesi
beklenir. Aksi takdirde iletişim eksikliğinden doğan
ciddi gerilimlerin ortaya çıkması muhtemeldir.
Yrd. Doç. Dr. Kaan H. Ökten İstanbul Bilgi
Üniversitesi Öğretim Üyesi |
|
|
|
|
|
 |