Cinayetler, TV ve sinemanın etkisiyle artık daha planlı işleniyor. Ancak katiller kadar polis de kendisini yeniliyor. 'Suçtan bir adım önde' sloganıyla gecesini gündüzüne katan güvenlik güçleri, en karmaşık cinayetlerde bile kolaylıkla katile ulaşabiliyor. Tecrübeli polisler, 'Şeytan ayrıntıda gizlidir' diyerek, özellikle küçük ayrıntıları gözden kaçırmıyor Öldürdüğü adamın kamerası ele verdi Yer: Malatya Tarih: Mart 2003 Ölen: Haygaz Makasçı Öldüren: Ahmet Uçar
Ahmet Uçar, boşandığı eşi Güler Eraslan'ın başka biriyle birlikte yaşamasını hazmedemiyordu. Kıskançlık ve öfkeden gözü dönen Uçar, boşandığı eşinin birlikte yaşadığı terzi Haygaz Makasçı'yı öldürecekti. İnşaat işçisi Uçar, İstanbul'da çalıştığı iş yerinden 'Malatya'ya hasta kardeşimi göreceğim' diyerek izin aldı. Malatya'da yaşayan Haygaz Makasçı artık ölümün hedefindeydi. Malatya'ya adım atar atmaz, Haygaz Makasçı'nın evine gitti. Önce tartıştılar, tartışmanın büyümesi üzerine yanındaki bıçağı çeken Ahmet Uçar, Makasçı'ya rastgele saplamaya başladı. Aldığı bıçak darbeleri ile kanlar içerisinde yere yığılan Makasçı bir süre sonra hayatını kaybetti. Ahmet Uçar, artık eli kanlı bir katildi. İki valizde bir ceset
Ancak kısa süre içinde kararını vererek cinayetten 'sıyrılma' planını uygulamaya başladı. Cesedi 9 parçaya böldü. Ardından da kanların etrafa bulaşıp iz bırakmaması için ceset parçalarını naylon poşetlere koydu, iki valize yerleştirdi. Valizlerle birlikte tren istasyonuna gelerek Vangölü Ekspresi'ne bindi. Valizler yanında Sivas istasyonuna geldiğinde planın ikinci aşaması başladı. Ahmet Uçar, hiçbir şey olmamış gibi valizleri trende bırakarak Sivas'ta indi. Artık cesetten kurtulmuştu. Vangölü Ekspresi, Haydarpaşa İstasyonu'na vardığında ortada sahipsiz iki bavul vardı. Polis gelip valizleri açtığında parçalanmış bir ceset bulundu. Titiz bir çalışma sonucu polis, birkaç gün içinde cesedin kimliğini belirledi. Kayıttaki katil
Sivas'ta trenden inen katil Ahmet Uçar, önemli bir hata yaptı. Malatya'ya geri dönüp, Makasçı'nın evine gitti. Satabileceği video kamerayla birlikte birkaç eşyayı alarak evden ayrıldı. Makasçı'ya ait eşyaları daha sonra bir elektronikçiye götüren Ahmet Uçar burada bu eşyaları satıp nakte çevirdi. Ve daha sonra uçağa binip İstanbul'a geri döndü. Ancak Uçar, kendisini ele verecek küçük bir ayrıntıyı unutmuştu. Videonun çalışıp çalışmadığını kontrol eden elektronikçi, kamera ile kayıt yapmış bu kayıt esnasında da katili görüntülemişti. Polis yaptığı araştırmalar sonucunda kayıp video kameranın satıldığı söz konusu dükkana ulaştı. Kamerayı alan polis kaseti incelerken katil zanlısı Ahmet Uçar'ın görüntüsünü farketti. Dükkan sahibi bu kişinin kendisine malları sattığını söyleyince Uçar, İstanbul'da Maltepe'de kaldığı evde yakalandı. Sorgusunda cinayeti itiraf eden Ahmet Uçar tutuklanarak cezaevini boyladı. Hayat kadınının kopan düğmesi cinayeti çözdü Yer: Samsun Vezirköprü Tarih: Şubat 2002 Ölen: Beyhan Çelik Öldüren: Hüseyin Kaya
Hüseyin Kaya 40 yaşında 5 çocuk babasıydı ve kahvehane işletiyordu.
Kendisine izin verdiği bir gün daha önce de birkaç kez birlikte olduğu hayat kadını Beyhan Çelik'i cep telefonuyla aradı. Tüm gün birlikte olmak için anlaştılar. Hüseyin Kaya otomobiline aldığı Beyhan Çelik ile birlikte Vezirköprü'deki gölet kenarına gitti. Burada piknik yapan ve içki içen ikili daha sonra Beyhan Çelik'e sık sık gelen telefonlar yüzünden tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Kaya, Çelik'i sabah birlikte gittikleri düğünde otomobilinin aynasına taktığı eşarpla boğdu ve kadının cesedini de gölete attı. Bir şey olmamış gibi kahvehaneye dönüp, çalışmasına kaldığı yerden devam etti. Vatandaşlar bir süre sonra göl kenarına vuran cesedi buldu. Jandarma cesedin kimliğini tespit etmekte gecikmedi.
Yapılan incelemede kadının boğazındaki izlerden öldürüldüğü anlaşıldı.
Bunun üzerine araştırmayı derinleştiren Jandarma, Çelik'in cep telefonu kayıtlarını incelemeye aldı. Bu kişilerden biri de Hüseyin Kaya'ydı. Kaya, ifadesinde kadınla buluştuğunu ancak kısa süre birlikte olduktan sonra ayrıldıklarını savunuyordu. Bir saç teli ve düğme
Jandarma, Hüseyin Kaya'nın otomobilinde yaptığı titiz incelemede bir saç teli ile kopmuş bir düğme parçası buldu. Kriminal inceleme sonucunda saç teli ve düğmenin öldürülen Beyhan Çelik'e ait olduğu ortaya çıktı. Kaya işlediği cinayeti itiraf etmek zorunda kaldı. Kaya, ikinci kez verdiği ifadesinde bu sefer gerçekleri anlatıyordu: 'Gölet kenarına gidip içki içip sohbet ettik. Bu sırada sık sık telefonu çalıyordu, bana dönerek 'işini çabuk bitir ben gideceğim' deyince kendisine parasını ödediğimi tüm gün benimle kalması gerektiğini söyledim. Gitmek isteyince otomobilimin aynasındaki eşarp geldi aklıma. Onunla boğdum. Öldüğünden emin olunca cesedi gölete attım.' Vasiyetteki yüzükler imamın sonu oldu Yer: Kahramanmaraş Tarih: 2003 Ölen: Kezban Korkmaz Öldüren: Adem Y.
Köyün 'Kezban ninesi' olarak tanınan 85 yaşındaki Kezban Korkmaz, yetişen çocuklarının bir kısmının yurtdışında bir kısmının da büyük şehirlerde çalışması nedeniyle yalnız yaşıyordu. Köyün gönüllü imamlığını yapan 19 yaşındaki Adem Y. kendisine yardım ediyordu. Yaşlı kadın imamın bu iyiliğinin altında kalmamak için ona harçlık veriyor ara sıra da sigara alıyordu. O sabah postacının getirdiği mektubun sonu olacağını hiç düşünmemişti Kezban Nine. Mektuptaki para
Mektubu okutmak için camiye gitmekte olan imam Adem Y.'yi çağırttı.
Merakına yenik düşen Kezban Nine, mektubu açmış içinden çıkan paraların döviz olması nedeniyle ne kadar olduğunu bilememişti. İmam Adem Y., oğlunun sağlık haberlerini yazdığı mektubu okuduktan sonra 650 sterlin olan parayı da sayarak Kezban Korkmaz'a teslim etti ve namaz için camiye gitti. Ancak Adem Y. cami çıkışında 'Yaşlı kadın bu kadar parayı ne yapacak' diye düşünmeye başlamıştı. Harcayabileceği bir yer yoktu, oysa kendisinin bu paraya ne kadar da ihtiyacı vardı. Akşamüzeri tekrar gitti yaşlı kadının evine. Ancak evde birkaç komşusu vardı. Bir süre oturduktan sonra izin isteyip kalktı. Kezban Korkmaz, sürekli kendisine yardım eden Adem Y.'den hiç şüphelenmediği için çıkarken kapıyı kapatmasını istedi. Evden çıkar gibi yapan Adem Y, dış kapıyı açıp kapattıktan sonra evin diğer odasında misafirlerin gitmesini bekledi. Bir süre sonra komşular kalktı. 85 yaşındaki Kezban Korkmaz, onların gitmesinden sonra uyumak için yatağına yattı. Bu sırada Adem Y. saklandığı yerden çıktı ve yaşlı kadının ağzını kapattı. Yaşlı kadın kuvvetli gence direnemedi ve yatağında öylece kalakaldı. Yastığın altındaki 650 sterlini ve parmağındaki yüzükleri alıp sessizce evden ayrıldı. Namazı katili kıldırdı
Yaşlı kadın komşuları tarafından ölü bulunduğunda hiç kimse bunun bir cinayet olabileceğini aklına getirmedi. Herkes 'eceliyle öldü' diye düşündü. Bu arada köyün gönüllü imamı olan ve bir gece önce yaşlı kadını öldüren Adem Y. cami minaresine çıkarak yaşlı kadın için sela okudu. Yaşlı kadının cenazesi, katil Adem Y.'nin kıldığı cenaze namazının ardından toprağa verildi. Yaşlı kadının yakınları Kezban Korkmaz'ın daha önce kendilerine içinde ne yazdığını bilmedikleri bir vasiyetten söz ettiğini hatırladı. Evde vasiyeti arayan yakınları buldukları vasiyeti okuduklarında yaşlı kadının eceli ile değil bir cinayete kurban gittiğini düşündüler. Yaşlı kadın vasiyetinde, ölümünden sonra parmağındaki yüzüklerin gelinleri tarafından takılmasını istiyordu. Ancak yüzükler ortada yoktu. Bunun üzerine köylü durumu jandarmaya bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen Jandarma ekipleri yaptıkları çalışmalar sonucunda Adem Y.'nin son günlerde aşırı para harcadığını fark ettiler. Adem Y. gözaltına alındı. Adem Y. sorgusunda işlediği cinayeti itiraf etti. Tutuklanan genç imam halen Kahramanmaraş Cezaevi'nde yatıyor. Anne katilini çoraptaki kan lekesi yakalattı Yer: İstanbul Avcılar Tarih: 1999 Ölen: Feride Mutlu Öldüren: Oğlu Nihat Mutlu
Avcılar'da komşuları evinin açık olan kapısından girdiklerinde 47 yaşındaki Feride Mutlu'nun boğazı kesilmiş cesedi ile karşılaştılar. Eve gelen polis ekipleri önce ceset üzerinde inceleme yaptı. Evde herhangi bir boğuşma izine rastlanmadı. Cinayet sessizce işlenmişti. Kapının zorlanmamış, evden herhangi bir şeyin çalınmamış olması şüpheleri kurbanın yakınlarına çevirdi. Annesinin öldürüldüğü haberini komşularının telefonda bildirmeleriyle öğrenen Nihat Mutlu, eve geldiğinde yıkıldı. Gözyaşları içinde annesinin cansız bedenine sarıldı. Bir hafta sonra evlenecek olan genç adam çaresizlik içindeydi. Ancak cinayet masası dedektifleri ilginç bir ayrıntıyı farkettiler. Nihat Mutlu'nun çorabında kan vardı. Bir oğul annesini öldürür müydü? Dedektiflerin tecrübesi bunun ihtimaller dahilinde olduğunu söylüyordu. Polis, Nihat Mutlu'yu gözaltına aldı. Komşular yıllardır tanıdıkları genç adamın anne katili olamayacağını söylüyordu. Nihat Mutlu sorgu sırasında sürekli katil olmadığını söylüyor, ancak çorabındaki kan lekesini açıklayamıyordu. Evde bulunan suç aleti ekmek bıçağının üzerinde parmak izleri bulununca, her şeyi itiraf etmek zorunda kaldı. Nihat Mutlu, ifadesinde düğün için annesinden sık sık para aldığını anlatarak, 'Param bitmişti. Annemden yine para istedim. Bana çok müsrif olduğumu artık kendisinin bana para veremeyeceğini söyleyince tartışmaya başladık. Kendimi kaybettim. Mutfaktan aldığım bıçakla boğazını kestim' diyordu. Fazla tepki verdi
Polislere, olaydan sonra bu kadar kolay yakalanacağını tahmin etmediğini söyleyen Nihat Mutlu, 'Üzerimi kontrol etmiştim hiçbir şey yoktu ancak çorapta kan lekesi olacağını hiç düşünmedim' demişti. Peki, polisin Nihat Mutlu'ya çoraplarına kadar dikkatle bakmasını sağlayan neydi? Tecrübeli dedektifler o günü şöyle anlatıyor: 'Evde her şey yerli yerindeydi. Hırsızlık amaçlı eve girilip cinayet işlenmiş olsa en azından bir yerlerin dağınık olması gerekirdi. Ancak bunların hiçbiri yoktu. Ölen kadının oğlu olay yerine geldiğinde beklediğimizden fazla tepki verdi. Bu dikkatimizden kaçmadı. Sonra çoraptaki kan lekesini farkettik.' Yarın: Cinayetten önce verdiği poz yakalattı Hazırlayanlar: İhsan BOZKAN, Fahri TÖRE