 |
|
|
|
|
Bugünü ve yarınıyla Mevlevilik
|
|
|
Hatay sorununun çözümünde büyük katkı sağladılar
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından bir süre sonra, TBMM'de Mustafa Kemal'dan sonra en fazla oy alarak Meclis Vekili seçilen Konya Milletvekili, Mevlana'nın 19. kuşak torunu Abdülhalim Çelebi, Mustafa Kemal ile konuşup onun onayını da alarak oğlu Mehmed Bakır Çelebi'yi Halep'teki Mevlevihane'ye 'postnişin' olarak atadı. Bu tarihten itibaren Halep Mevlevihanesi, Suriye tarafından 1944 yılında lağvedilene kadar Balkanlar, Arap Yarımadası ve Afrika'da bulunan mevlevihanelerin resmi merkezi olmuştu. Halep'teki mevlevihane Hatay'ın Türkiye'ye katılımında da büyük pay sahibi olmuştu.
Hatay'ın alınmasında Halep'teki mevlevihanenin katkılarıyla ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Şimşekler, 'Mehmet Bakır Çelebi Halep'te postta bulunduğu dönemde Hatay'ın anavatana katılması hususunda da hayli yardımları ve gayretleri olmuştur. Bu yüzden de Suriye'de hüküm süren Fransız yetkililerinin tepkisini çekmiştir. Çelebi, daha sonra Suriyeli ve orada bulunan Fransız idareciler tarafından 'Türkiye lehinde casusluk yapmak'la itham edilmiş; 1937'de bir aile ziyareti için gittiği İstanbul'dan bir daha Suriye'ye geri dönmesine izin verilmemiştir' dedi.
Ahlaksız teklif
Suriye, Halep'teki Mevlevihane'yi 1944 yılında 'Türk hükümetine ajanlık' yapıldığı gerekçesiyle kapattı. Bundan sonra yaşananları Yrd. Doç. Dr. Şimşekler, şöyle anlatıyor: 'Ailesiyle orada bulunan Mevlana'nın 21. kuşaktan torunu ve Makam Çelebisi Celaleddin B. Çelebi ise 1945 yılında yeni kurulan Suriye Hükümeti'nin başındaki Sadullah Cabiri ve kabinesinin zulmüyle karşı karşıya kaldı. Cabiri hükümeti mevlevihanenin vakıf mallarına el koyar ve Celaleddin Çelebi'yi tehditle 'Suriye vatandaşlığını kabul ederse her şeyinin iade edileceği, aksi takdirde menkul-gayrimenkul bütün mal varlığına da el konulacağını' bildirdi.
Fakat Celaleddin Çelebi bu 'ahlaksız teklif'i kabul etmez, hukuki yollara başvurarak anavatanından yardım talebinde bulundu. Bu bağlamda Türk Hükümeti, Suriye Hükümeti'ne ve o topraklarda işgalci bulunan Fransız ve İngilizler'e 9 protesto notası verdi, Lozan Antlaşması'na uymalarını ve Celaleddin B. Çelebi'nin mal varlığının iadesini talep etti. Ama 1945-46 yıllarında yapılan bu resmi girişimler günümüze kadar cevapsız kaldı.
Atatürk'ten Mevlana'ya seninkapını kapatmadık
Mustafa Kemal Atatürk'ün Mevleviliğe büyük saygısı vardı. Bütün tekke ve zaviyeleri kapatma kararı alırken Mevlevi postnişini (şeyhi) ile bizzat görüştü ve onun da onayını aldı. Atatürk, Mevlana'ya hitaben, 'Hey koca Sultan! Evet bütün tekkeleri kapattık; fakat senin kapın kapanmadı' diyerek Konya'daki Mevlana dergahına verdiği önemi vurgulamıştı
Selanik'teki çocukluk günlerinde Mustafa Kemal, Selanik Mevlevihanesi'ne gider, bahçesinde uzun süre otururdu. Mevlevihaneden gelen ney sesleri, o küçük çocuğun yüreğine huzur verirdi. Mevlevilik onun için çocukluk günlerinin güzel bir hatırasıydı. Aradan yıllar geçmiş, kendisinin de cepheden cepheye koştuğu Birinci Dünya Savaşı'nda, Mevlevilerin, 14 Kasım 1914'te ilan edilen 'Cihad-ı Mukaddes' çağrısına katılıp ve Mevlevilerin Konya Şeyhi Veled Çelebi'nin önderliğinde 'Mücahidin-i Mevleviyye' adıyla bir alay oluşturmaları Mustafa Kemal'in dikkatini çekti. Bu bilgiyi aktaran Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr Nuri Şimşekler'e göre, Mevlevi Alayları'nın Şam'a kadar gitmesi ve ordunun geri hizmetinde Türk askerinin manen güçlenmesine katkıda bulunması; büyük yurtsever Mustafa Kemal'in Mevleviliğe sevgisini artırmıştı.
Zafer duası
Kurtuluş Savaşı günlerinde Mustafa Kemal, TBMM Başkanı sıfatıyla Konya'ya bir ziyarette bulundu. 1-4 Nisan 1922 tarihleri arasında Konya'da bulunan Mustafa Kemal, beraberindekilerle birlikte Mevlana Türbesi'ni ziyaret etti ve oradaki sema töreninden sonra Dergahın postnişini (şeyhi) olan Çelebi'nin yaptığı 'tez zamanda zaferin kazanılması' duasına katıldı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra da Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yanında yer alan Mevlana torunu Abdülhalim Çelebi, milletvekili ve Meclis Başkanvekili olarak devletine katkıları nedeniyle 'Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası'yla şereflendirilmişti.
Mevlevilik Türk dehası
Konya Selçuk Üniversitesi'nde Mevlana ve Mevlevilikle ilgili araştırmalar yapan Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, Atatürk'ün Mevlana'ya bakış açışını şöyle değerlendiriyor: 'Askeri dehası ve devlet adamlığının yanında, bir kültür ve düşünce adamı olarak kendini kanıtlamış olan M. Kemal Atatürk'ün, Mevlana'yı 'çok büyük bir adamdı' şeklinde özetlemesi ve onun misyonunu 'Mevlana, Müslümanlığı Türk ruhuna intibak ettiren büyük bir reformatördür. Müslümanlık aslında geniş manası ile müsamahalı ve modern bir dindir. Mevlevilik ise; Türk an'anesinin Müslümanlığa nüfuz örneğidir. İlahi bir musikinin ahengi içerisinde dönerek Allah'a yaklaşma fikri, Türk dehasının, ileri görüş ve düşüncesinin tabii bir ifadesidir' diyerek tespit etmesi son derece anlamlı olsa gerektir.
Kapatmaya destek
Mustafa Kemal Atatürk'ün genç Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduktan sonra sağlıklı bir şekilde ayakta kalmasını sağlamak için, şeyhlerinin maddi beklentiler içinde oldukları ve güçlerini göstermek pahasına 'İslam'dan uzaklaştırdıkları' birçok tarikatı kapatmasının 'doğal' olduğunu ifade eden Şimşekler, 'Çünkü bunların birçoğu gerçek misyonlarından uzaklaşmış, şeyhlerinin ve belli çevrelerin egolarını tatmin mekanlarına dönüşmüştü. Bu ortam içinde 1925 yılında ilan edilen kanunla birçoğunu Mevlevilerin de tasvip etmediği 450'ye yakın tekke ve dergah kapatılmıştır' dedi. Tekke ve zaviyerin kapatılması kararı sırasında, TBMM'de Yozgat ve Kastamonu milletvekilliklerinde bulunan ve Mesnevi'nin tamamını Türkçe'ye çeviren Mevlana soyundan Veled (İzbudak) Çelebi'nin postnişin olduğu bir döneme rastladığını ifade eden Şimşekler, 'Tabi ki bir-iki istisna dışında 700 yıllık tarihi boyunca devletiyle asla ters düşmeyen Mevlevilere de genç Türkiye Devleti'nin aldığı bu karara uymak, hatta onlara yardımcı olmak gerekiyordu. Ve bu da yapıldı' diye konuştu.
Falih Rıfkı'ya söyledikleri
Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya'da bulunan Merkez Dergahı, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'ye (Tanrıöver) emir vererek 'Müze' olarak açılmasını sağlamasının manidar olduğunu söyleyen Şimşekler, 'Atatürk'ün yıllar sonra bir sema törenini seyrettikten sonra F. Rıfkı Atay'la sohbet ederken 'Karar gereğince Konya'da Mevlana Dergahı'nın da kapanmış olmasından üzgünüm. Fakat istisna yapamam, buna çok üzülüyorum. Hey koca Sultan (Mevlana)! Evet, bütün tekkeleri kapattık; fakat senin kapın kapanmadı' demesi de oldukça anlamlıdır' diyor.
Yarın: Dünyanın Mevleviliğe ilgisi nereden geliyor?
Burak ARTUNER-burak.artuner@aksam.com.tr
|
|
|
|
|
|
 |