Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 26 Nisan 2005

İsmail Küçükkaya / Türkler gerçekten göçebe mi?

Son zamanlarda moda oldu, neredeyse bütün toplumsal özelliklerimiz 'Türkler göçebe ruhludur' teziyle anlatılıyor. Bu görüşe itiraz var. Psikoterapist Engin Geçtan, 'Göçebelik Türklerin yaptığından başka bir şeydir. Türkler tarih boyunca hep Doğudan Batı'ya gitmişlerdir. Türklerin hareketinde belirli ve amaca dönük bir yön vardır' diyor.
Engin Geçtan, bu olguyu göç yerine seyyar olmakla açıklıyor ve 'kendimizi bedevilerle özdeşleştiremeyiz. Londra'daki Turks sergisi de göçebeliği değil, göçü anlatıyor' diye konuşuyor. Bu görüş, derinlemesine incelendiğinde gerçekten günümüzün pek çok tartışmasına ışık tutabilecektir. Zaman zaman değineceğiz.
Hayat, İnsan Olmak, Kimbilir, Tren gibi her biri onlarca baskı yaparak geniş kitlelere ulaşmış kitapların yazarı olan Engin Geçtan, 20 yıl aradan sonra Ankara'daydı. Geçtan, kadim dostu Antalya Ruh Bilim Okulu Başkanı Murat Kemaloğlu'yla birlikte Arjantin Felsefe Grubu'nun konuğuydu. Sorularımızı yanıtlarken Geçtan'ın her bir cümlesi bile insanı sarsacak kadar derin, anlamlı ve düşündürücüydü. Murat , 'Engin Bey'in her cümlesi bir konferans gibi' sözlerinde çok haklıydı.
Örneğin 'çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?' diye sorduk.
'Yorgunluk... Daha şimdiden çok yoruldular' diye yanıtladı. Sonra başka bir soruyu aynı zemine çekip şunları söyledi:
'Bilgelikle masumiyet arasında yakın ve tuhaf bir ilişki var. Çocuklar bizden daha bilge. Bizler şartlandırılmalara maruz kalıyoruz. Bu şartlandırılmalar bizi kendimizden uzaklaştırıyor. Geçmişime bakıyorum, büyük kararları hep sezgiyle almışım. Ne zaman korkup, düşünerek karar aldıysam çuvallamışım.'
Engin bey ilişkilerimizle ilgili yoğun sorularımızı yanıtlarken şu değerlendirmeyi yapıyor:
'Olumlu duygularımızı söyleyemiyoruz. Olumluları söyleyince karşımızdan nasıl bir karşılık geleceğinden endişe ediyoruz. Olumsuzları ise kolayca söylüyoruz. Zihnimizin güçlenmesi değil, özgürleşmesi lazım. Birbirimizi anlamaya çalışmıyoruz. Anladım diyoruz. Anladım yok, sürekli anlamaya çalışmak var. Kendini güvenlikte hissetmek tabanlı ilişki, ilişki sayılır mı hiç? İhtiyaçtan ilişki, ilişki sayılır mı hiç?'
Geçtan, özellikle İstanbul'da karşılaştığı yaşam biçiminin tuhaflığını ise şöyle açıkladı:
'İstanbul'da insanlar bir program olmadıkça bir araya gelmiyorlar, bir yere gitmiyorlar. Oturmaya gitmek kalmadı. Yüzer gezerler kulübü oluştu. Sayıları birkaç yüzü bulan insan grubu hep birbiriyle görüşüyor, ilişki kuruyor. Birisinin eski karısı diğerinin yeni sevgilisi. Hep aynı çemberdeler. Birbirlerinin kedilerine köpeklerine bakıyorlar ama birbirlerini sevmiyorlar, anlamıyorlar. Hepsi çok yalnız. İlişkilerde içerik yok. Meraktan, birbirlerine hep neredesin diye soruyorlar. Bir araya gelince sohbet edemiyorlar. İlişkileri ucuza çıkarmaya çalışıyorlar.'
Siz de Engin Bey'in sözlerinden hayatına dair soru işaretleri çıkardınız mı?

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.