Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 26 Nisan 2005

Temel Yıldırım / İzmir neden turizm kenti olamaz?

İzmiriler olarak yıllardır 'fuarlar, kongreler kenti' olma ve 'turizmde sıçrama yapma' hayalleri kurarız. Çeşme gözümüzü kör etmiş olsa gerek ki, gerçekleri bir türlü göremeyiz. Oysa, herşey ortada. 2 bin kişiyi ağırlayacak yatak kapasitesine sahip olmayan bir kent, ne fuarlar, kongreler şehri olabilir ne de turizmde atılım yapabilir. İzmir, atalet zincirlerini kırmadıktan sonra bir adım ileri gidemez. Çünkü büyümek, gelişmek, sıçrama yapmak, zincirleri kırmak için hayal kurmak yetmez, çalışmak da gerekir. Birincisi tamam da bu ikinci koşul İzmirliler'in en sevmediği şey. Bu yüzden, bu şehir yıllardır yerinde sayıyordu, artık geriye gidiyor.
Bahar tüm güzelliğini önümüze sermiş, tabiat kendini yenileme çabasına girmişken bu karamsar tablo da nereden çıktı diyebilirsiniz. Aslında, umutlu olmak, heyecan duymak için en güzel dönemdeyiz. Ama çevremizde o kadar çok olumsuzluk var ki insanın içinden kalemini pembe tablo çizmek için kullanmak gelmiyor. Mesela, Antalya'ya kaptırdığımız dünyanın en büyük ve tek jeotermal etkinliği olan Dünya Jeotermal Kongresi. Jeotermal kaynaklarını kullanma sevdasındaki İzmir, ayağına kadar gelen fırsatı kullanamadı. 2 bin jeotermal uzmanı, toplantı yapılacak kongre merkezi ve konaklayacakları yer olmadığı için Antalya'nın yolunu tuttu. Bize de kaçan kongrenin yasını tutmak kaldı. Peki neden Antalya? 150 tane 5 yıldızlı oteli var da ondan. Sahi İzmir'de kaç tane beş yıldızlı otel var? Üç mü, beş mi? Karamsar olmamızın tek sebebi bu mu? Aslında bu bile yeter ama elbette ki o kadar şanslı değiliz.
İşte Göztepe: Bir zamanlar Avrupa'da destanlar yazan koca Göz Göz, son yıllardaki dibe vuruşunu küme düşerek taçlandırmaya! hazırlanıyor. Korkarım ki tarih tekerrür ediyor. Altınordu fırtınası dindiği gibi Göztepe efsanesi de tarihe karışıyor. Bizler de buna seyirci kalmaktan öteye gidemiyoruz. İzmir futbolunun çöküşü, aslında tek başına bir sportif durum veya başarısızlık değil. Topyekün ele alınması gereken bir konu. Bir şehirde sanayi ve ticaret gelişiyorsa, sporun çeşitli dalları gibi futbol da ona paralel olarak yükselişe geçiyor. Denizli, Antep hatta Manisa ve Uşak örneklerinde olduğu gibiÖ Bu yalın gerçekten yola çıktığımızda dahi, İzmir ekonomisi için çok da umutlu konuşma şansımız yok. Sporu besleyecek olan damar tıkalı. Bu kentin reel sektörü uzun süredir hareketsiz. Ticari hayatı geriye gidiyor. Bu tablo içinde futbolun gelişmesini beklemek ne kadar akılcı olur? Futbolu bir kenara bırakıp 23. Dünya Üniversite Oyunları'na (UNİVERSİAD 2005) bakalım. Geçmişinde Akdeniz Oyunları başarısı bulunan İzmir, böyle bir organizasyonun üstesinden gelebilecek yeterliliğini dahi kaybetmiş durumda. Taşıma suyla değirmen döndürülmeye çalışılıyor. Doktoru Samsun'dan, mobilyaları Kayseri'den geliyor. Bakalım daha neler göreceğiz.
İzmir için umutlu olmak istiyorum. Ama bu tablo içinde umutlarımın yeşermesine baharın getirdiği pozitif duygular bile yetmiyor. Galiba bu kentte dört mevsim sonbaharı yaşıyoruz. Umarım kışı görmeden yaza döneriz.
Manisa Müzesi ne zaman açılacak
2001 yılında soyulan Manisa Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, soygunun üzerine güvenlik gerekçesiyle bir süre kapalı kaldı. Daha sonra 2003 yılında bir bölümü açılan müzenin en çok ilgi gören Arkeoloji Bölümü ise 2 yıldır tadilat geçirmeyi beklediği için kapalı duruyor. Sart gibi önemli tarihi zenginliğe sahip olan Manisa'da geçmişin izlerini arayanlar Arkeoloji Bölümü kilitli olduğu için kapıdan dönüyorlar. Sadece bu yüzden Manisa'nın turist kaybettiği söyleniyor ki olmayacak şey değil. Acaba bu müzeyi tam olarak hizmet verir hale getirmek çok mu zor? Ben bu konuda Vali Orhan Işın'a güveniyorum. Son derece pozitif işler yapan Vali Işın'ın müzeyi de müzelik olmaktan kurtaracağına inanıyorum.

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.