26 Nisan 2005 Salı       




 

Uluğ Atasoy


 
ulugatasoy@superonline.com

Akıl

   
 
'Bugün 23 Nisan, Neş'e doluyor insan!..' Ne güzel bir sözdür. Çocukluktan ezberlediğimiz. Hakikaten de, 23 Nisan eğlence, neşe ve mutluluk doludur. Ama, bir de şu 24 Nisan olmasa!

İki farklı duyguyu, peşpeşe iki günde yaşamak, bizim talihsizliğimiz olsa gerek. Sen, Nisan ayının bir gününde tüm dünyaya umut, neşe, mutluluk ver. Sonra ertesi gün, bütün dünyanın senden nefret ettiği hissine kapılıp, kahrol.

24 Nisan'a denk gelen Pazar günü, özellikle yabancı televizyon kanallarını izlemek bir ızdırap oldu. Heryerde, her kanalda bir Ermeni haberi. Anma törenlerinden kesitler. Tarihten hatırlatmalar. İnsanlar da, ülkeler de kararlarını çoktan vermişler. Suçlu çoktan belirlenmiş. Ama biz hala; 'olayı tarihçilere bırakalım', 'buyrun gelin, arşivleri açtık, araştırın bakın' türküleri okumadayız. Oysa, takan yok. Dinleyen? Ara ki bulasın. Niyet belli. Akıbeti ise hakketmek için elimizden geleni yapmışız maşallah.

Üstelik haklı olduğumuz bir konuda, haksız duruma düşerek. Kendini anlatma beceriksizliğimiz yüzünden. Başarısız yönetimler sebebiyle. Vurdum duymazlık, özensizlik, plansızlık ve ileri görüşten yoksunluk, bu kaderi doğurmuş. Kimlerin sorumlu olduğu ortada. Ama, onların tındığı bile yok. Herkes mutlu. Herkes başarılı. Herkes mağrur. Kimse burnundan kıl aldırmıyor. Hatayı kabul eden yok. Ne yazıkki ortada bir hata var. Koca bir ulus, hakketmediği bir kaderi yaşamak zorunda bırakılıyor. Ne yazık!

Araştırma, keşif, icat gibi ilerleme ve öne geçmenin birincil koşullarından, ilim, fen ve sosyal alanlardan habersiz, fakat lakırtısı bol bir toplumun bu sondan kaçınabilmesi muhakkak ki çok zor. Çağımızın öncü değerleri, ilim ve tekniğin ıskalanmış olması ise, başımıza gelen en büyük talihsizlik.

'İnsan, düşünce ile görür ve duyar; her şeyden faydalanan, her şeyi düzene sokan, başa geçip yöneten düşüncedir; geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır. (EPİHARMUS)

Senelerce, 'başka seçenek yoktu' diyerek seçimler yaptık. Kendimizce içlerinden bize en az uzak olanını seçtik. İyisini bulamadık ama, bize göre daha idare ederini tercih ettik.

Unuttukki; 'ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür!'

Layık olduğumuz şekilde mi idare edildik ve ediliyoruz bilinmez. Ancak, bu işi üstlenenlerin çok da başarılı olduklarını söylemeye yetecek bir manzara yok ortada.

Şimdiye kadar vaziyet pek parlak değil. Bugün ise, bütün dünya yeni bir dönemeçten geçiyor. Ülkeler sınav üstüne sınav veriyor. Umalım ki, bizim için herşey, hiç olmazsa bundan sonra, eskisinden daha iyi olsun.

Kıbrıs... Ermeniler... Yeniden ısınan Ege Denizi... Kuzey Irak... Dağılan SSCB devletlerindeki 'kadife', 'portakal', vesair türlü devrimler... Afganistan... Çin... İran... Suriye... vs, vs, vs...

Allah bize baht, yöneticilerimize de zihin açıklığı versin. Buna ihtiyacımız olacak gibi..


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir