 |
|
|
|
Türk Eğitim Derneği'nin çağrısı
|
|
|
Bu yazıyı aslında geçen hafta Milli Eğitim Müdürü'nün Akşam Ege'ye yaptığı ziyaret sonrasında yazacaktım. Araya başka uğraşlar girdi, yazamadım. Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan ile de aynı görüşte olduğumuzu görmek bizi sevindirdi. 23 Nisan haftasında çocuklar, ulusal egemenlik, yurttaşlık bilinci, eğitim falan derken kulaklarımda hep o yaptığımız konuşma çınlıyordu. Türkiye'de bir süredir yurttaş değil, dersane kuşağı yetiştiriyorduk, yegane başarı üniversitede alınan sonuç olarak görülüyordu, eğitim tüm işlevlerini yitirmişti.
Böyle düşünürken Türk Eğitim Derneği'nin (TED) bir çağrısı ulaştı elimize. TED 'Türkiye'de Üniversiteye Giriş Sistemi-Sonuç Raporu' hazırlamıştı ve bu işte artık çıkış olmadığını büyük bir netlikle ortaya koyuyordu. Raporda, üniversiteye giriş sisteminin ele alınması, Türk eğitim sisteminin tümüne top yekun ve ayrıntılı bir bakışa imkan vermişti. Buradan itibaren rapordan altını çizdiğimiz bölümleri paylaşmak istiyorum sizlerle: Yapılan araştırma ve incelemelerde görülmüş ki, 'Öğrenci Seçme Sınavı' etrafında şekillenen Türk üniversite giriş sistemi, tüm kademelerini teslim aldığı eğitimi temel işlevlerini yerine getiremez hale getirmiştir. Üstelik elemeye dayalı tek bir sınav, eğitimin, tüm parçalarını kendi etrafında toplamakla kalmamış, sadece kendisiyle işler hale getirerek tahrip etmiş, diğer yandan de sistem bütünlüğünü bozmuştur. Türk milli eğitimi parçaları itibarıyla da bütün olarak üniversite giriş sistemi yüzünden adeta 'dumura' uğratılmıştır.
Milli eğitim sistemimiz, eğitimin odağı haline gelmiş olan 'sınav' olgusunun ortaya çıkardığı başka bir sistemle ikame edilmektedir. Başlangıçta sadece lise son sınıf öğrencileri ile başarısız yeni mezunlara dönük hizmet veren 'dershane' olgusu, devasa bir sektöre dönüşmüş; araç, usul ve kurum alternatifleriyle zenginleşerek ilk ve orta öğretim kademelerinin tümünü teslim almış, ikame ettiği sistemi de adeta yeniden şekillendirmeye çalışmıştır.
Sonuç olarak, ilkokul ve hatta anaokulu seçimi seviyesine kadar inen büyük sınava hazırlık maratonu, öğrencileri olduğu kadar, tüm aileleri de maddi ve psikolojik daimi bir seferberlik içine sürüklemiştir. Artan üniversite talebinin zamanında ve tedrici olarak yeterli düzeyde karşılanmamasının sebep olduğu sonuç, ülke için aynı zamanda maddi açıdan büyük bir felaket boyutlarına ulaşmış durumdadır.
Üniversite kontenjanı sabit ve mevcut sınav sistemi uygulanmakta iken, sonuçta toplam anlamında hiçbir etki ve değişiklik yaratmayan, üniversiteye hazırlık sistemi için toplumun bir yıldaki harcamaları, devletin yıllık üniversite bütçesinin toplamına yakın bir seviyeye ulaşmıştır. Ortada entelektüel, bilimsel, eğitimsel velhasıl toplumsal nitelikte hiçbir hasıla yoktur, bilakis eğitim sisteminin çürümesinde bir yayılma ve derinleşme vakidir ve buna karşılık her yıl milyarlarca dolar sarf edilmektedir. Üniversite giriş sistemi tüm toplumu yutan dev ve daimi bir anafora dönüşmüş durumdadır.
Eğitim kademelerinin işlevlerini yerine getiremez hale gelmiş olmaları, ülkemiz için büyük bir tehdit ve tehlike kaynağıdır. Modern çağda eğitim, bir toplumu millet haline getiren temel kurumdur. Milleti şekillendiren tüm değerler, çeşitli kademeleriyle eğitimin eseridir. Öte yandan, günümüz dünyasında bir milletin fiziki varlığını idame ettirerek teminat altına alması ve geleceğini planlaması da ancak eğitim yoluyla mümkündür. Nasıl bir ferdin asgari düzeyde eğitim görmeden en alt düzeyde de olsa günlük hayatını sürdürmesi günümüz şartlarında adeta imkansız hale gelmişse, uluslar arası boyutta keskin rekabetin hakim olduğu güç ve kudrete dayalı dünya üzerinde bir milletin sağlam ve gelişmiş bir eğitim sistemine sahip olmadan ayakta kalabilmesi de mümkün değildir.
Türk milletinin varlığını idame ettirip geliştirecek, ekonomik, teknolojik, kültürel ve bilimsel güce sahip olabilmesi ancak eğitim sisteminin yeniden ve doğru olarak yapılandırılması ile mümkün olacaktır.
Türk eğitim sisteminin temel sorunu haline gelen üniversiteye giriş sorununun çözümü, öncelikli toplumsal amaç olmalıdır. Sorunun çözümü, sorunun nedenlerini ortadan kaldırmaya dayandırılmalıdır. Üniversite girme talebinin üniversite kapısındaki yığılmayla birlikte artarak devam edeceği, bütün projeksiyonlarda öngörülmektedir. Toplumun bu talebi yükseltmesi, esasen gelişme ve dünya şartlarına uyum isteğine işaret eden büyük bir dinamizmin eseridir.
Bu görüşlere katılmayanların vatan millet sevgisinden şüphe ederim.
|
|
|
|
|
|
 |