26 Nisan 2005 Salı       




 

Turgay Renklikurt


 
turgay.renklikurt@aksam.com.tr
turgay.renklikurt@superonline.com

Galatasaray'ın cehennemlikleri!..

   
 
Allah rızası için söyler misiniz, ne diye kulüplerden para alır antrenörler?

Benim bildiğim kadarı ile ve konumuz futbol olduğuna göre; bir antrenör futbolcusunu zihinsel-ruhsal, taktik ve fizik kaliteleri yönünden yapması lazım gelen işi en iyi bir şekilde gerçekleştirebilecek yapıya ulaştırabileceği iddiası ile bir kulübe gelir ve bunun karşılığında da para talep eder, değil mi?

Peki, konunun özeti ve olması lazım geleni bu olduğuna göre; bizim profesyonel liglerimizde oynayan futbolcular neden rekor sayıda pas hatası yapıp, akıl almaz goller kaçırırlar?..

Chelsea antrenörü Mourinho'nun tüm futbolcuların kayıtlarını tuttuğu bir defteri; o defterde ise futbolcu hakkında toplanmış ve şeytanın aklına gelmeyecek ayrıntıları içeren bilgiler var. Gazeteciler o deftere 'Mourinho İncili' diyorlar.

Geçenlerde gazetecinin birisi, 'Hangi futbolcuyu oynatacağınıza neye göre karar verirsiniz' diye sorunca, Mourinho: 'Kendi incilime göre' cevabını vermiş ve devam etmiş; 'Benim incilime göre; yanlış pas, büyük emeklerle yaratılmış gol fırsatını gole çevirememe günahların en büyüğüdür ve o günahı işleyenler Mourinho cehenneminde günahlarından kurtuluncaya kadar eza cefa çekerler.'

Mourinho cehennemi, eksiği gediği olan oyuncunun, çok acımasız ve sıkı bir 'özel antrenman' programına alınması olduğuna göre, o eksik gedik giderilmeden futbolcunun onbirde yer alması; şöhreti, statüsü ne olursa olsun takımda oynaması imkansız.

Galatasaray-Diyarbakırspor maçında Hakan Şükür ve Necati Ateş ikilisinin akıl almaz ve nerdeyse tribünleri bile isyan ettirecek şekilde kaçırdıkları gol fırsatlarını izlerken aklıma hep Mourinho geldi ve dayanamayıp açtım ellerimi gökyüzüne ve başladım '..Dilerim Allah'tan Chelsea'ye transfer olur, Mourinho cehenneminde teknik günahlarınızdan kurtuluncaya kadar cayır cayır yanarsınız!..' diye beddua etmeye.

Ne dersiniz; haksız mıyım Allahaşkına?..




Kalçanın soylusu...

Bugünlerde millet öyle acayip şeylere kafa yoruyor ki, şaşar kalırsınız.

Almanya'nın köklü kulüplerinden Arminia Hannofer Kulübü mesela tutmuş futbol federasyonunu 'sen bizim kalçamıza karışamazsın' diye mahkemeye vermiş. Sebebine gelince: Parasızlıktan kıvranan kulübe şehrin zengin bir butik sahibi 'Reklamı futbolcunuzun külotunun arkasına yazarsanız, istediğiniz parayı veririm' teklifini götürmüş. Kulüpte reklamı külotların arkasına yazdırmış. Ancak, federasyon, 'futbolun soylu kişiliğine uygun değil' diyerek, bunu yasaklamış ve kulübe ceza vermiş. Bu arada arkasında o reklam olan şortlar da peynir ekmek gibi satılmağa başlamış.

Kulüp mahkemeye verdiği dilekçede; 'Belçika, İspanya, Fransa ve Avusturya liglerinde külotların arkasına reklam alınmasına federasyon izin veriyor. Onların soylu kişiliği bozulmuyor da, bizimki nasıl bozuluyor. Bizim kalçamız onlarınkinden daha mı soylu?' diyor.

Dur bakalım! Bu 'daha soylu kalça' meselesi nasıl sonuçlanacak...




En büyük tımarhane!..

Lig'in sonuna yaklaştığımız şu günlerde, şampi-yonluk yarışında soluk kesen bir yarışma da devam ediyor. Böylesi kritik gün ve maçlarda yapılacak bir hatanın telafisi hemen hemen mümkün değil.

Hal böyleyken, bir bakıyorsunuz şampiyonluk yarışının üç adayı olan, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un çok önemli oyuncuları olan Ümit Özat, Luciano, Gökdeniz ve Ayhan aşırı ve normal dışı davranışlar nedeniyle cezalı duruma düşmüşler. Kendilerinin yokluğunda, takımlarının belki de şampiyonluğu kaçıracak durumlara düşebileceğini neredeyse bile bile bu oyuncular nasıl olur da böyle davranışlar sergilerler acaba?...

Stanley Hall isimli düşünüre göre; '..Bir yerdeki eksiklik bir başka yerde aşırı tezahüre sebep olurmuş'. Adı geçen futbolcular da, normal dışı aşırı davranış tezahürleri gösterdiklerine göre; acaba onları bu tür davranışlara sürükleyen eksiklik ne olabilir?..

Görebildiğimiz kadarıyla kulüplerimizde mizaç ve duygu eğitimine hiç yer verilmiyor. Bu sebeple de, futbolcu belirli bir stres yükü seviyesine kadar normal davranabiliyor: O seviye aşılınca da futbolcu kelimenin tam anlamıyla 'cozutuyor!'.

Sadece futbolcular mı 'cozutuyor?' Ligin dramatik ve stres boyutu yükseldikçe, hakeminden yöneticisine, seyircisinden gazetecisine varıncaya kadar cozutan cozutana.

Futbol dünyamız, psikoloji denen bilim dalına biat edip, o bilim dalını kıbleleri arasına katmadığı takdirde, yakında 'üstü açık en büyük tımarhane' haline gelirse kimse şaşırmasın. Belki geldi de biz içinde olduğumuz için farkında değiliz.




GÜNÜN SÖZÜ: 'Hatasının farkına varmayan; aynı kuyuya defalarca düşen bakan köre dönüşür!' T.R.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir