26 Nisan 2005 Salı       




 

Yalçın Pekşen


 
yalcin.peksen@aksam.com.tr
yalcin.peksen@superonline.com

Tavşana kaç tazıya tut...

   
 
Oya Armutçu tarafından kaleme alınan aşağıdaki haber 23 Nisan günü Hürriyet gazetesinde yayınlandı:

'Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Hamza Keleş'i makamına davet ederek, hakkında fezleke hazırlanan AKP Ağrı Milletvekili Cemal Kaya'nın adının karıştığı enerji soruşturmasıyla ilgili bilgi aldı.

Adalet Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre Cemil Çiçek görüşmede Keleş'e, yolsuzlukla mücadelede yargıya her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirterek 'Sonuna kadar gidin' dedi.'

İlk bakışta olumlu bir haber. Hükümet yolsuzlukların üstüne gidiyor ve Adalet Bakanı, adı yolsuzluğa karışmış kendi partisinin milletvekilinin gözünün yaşına bakmıyor.

-Buna da mı karşı çıkacaksın? derseniz, 'evet' diyeceğim.

Çünkü hukuk sistemimizin bir ayıbına işaret ediyor.

Mevzuatımıza göre Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı'nı Adalet Bakanı yürütüyor.

Ve bu durum adaletin iktidardan bağımsız işlemesini engelliyor.

Yukardaki olumlu(!) örnek, bakanın alabileceği ters bir tavırla her an olumsuza da dönebilir.

* * *


Örneğin 1 Haziran'da Türk Ceza Yasası yürürlüğe girecek. Yapılan son çalışmalar tasarının 'devede kulak' bile denemeyecek değişiklikler dışında eski haliyle yasalaşacağını gösteriyor.

Bizim 40 yıla varan gazetecilik deneyimimiz şunu gösterdi:

Eğer bu ülke hala ayakta durabiliyorsa, değerli ve dürüst savcı ve yargıçların yüzü suyu hürmetine duruyor.

Ancak basın özgürlüğünü ortadan kaldıran yeni TCY yürürlüğe girerken, en azından 'yargı bağımsızlığı' sağlanmalı ve savcılarla yargıçlar sadece vicdanlarının sesini 'dinlemek' durumunda bırakılmalıydı.

Adalet Bakanı'nın sesini değil.




AJDA 2005...

Ajda Pekkan'la 1986'da (19 yıl olmuş) yaptığım röportaj ne benim, ne onun peşini bıraktı. Hala kendisine soruluyor. Ebru Çapa da kuralı bozmamış ve son röportajında bu konuyu sormuş. İşte Pekkan'ın cevabı:

-Ben o yüzden çok küstüm bir ara. Bugün eğer bu rahatlık içindeysem, bütün o küskünlüklerimi hep sardığım sarmaladığım içindir. Bu da ayrı bir sanat. Bu tortuları ancak kendi kendinin psikoloğu olarak, kendinle paylaşıyorsun. Çünkü gidip de başkasına kendini anlatman imkansız, belli bir ismin olduğu zaman. Bugün Yalçın Pekşen'e artık gocunmuyorum. Çünkü öyle yapması gerekiyordu; kendisi için. Ama öyle yapan insanlar, bugün benim hayatımda zaten yoklar...

Bu sözlerden ne dediği anlaşılmıyor ama aslında Pekkan'ı çok iyi anlatıyor.

Ünlü şarkıcı hiçbir zaman 'kendisi' olmak istemedi. Hep başka biri gibi görünmeye çalıştı. Bu tutumu bugün hala genç kız gibi görünmesine yol açarak kendisine yarar sağlarken, iş entelektüel görünmeye çalıştığında zarar veriyor. Benim röportajın hala unutulmaması biraz o yüzden.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir