 |
|
|
|
Antalya fobisi büyümeye başladı
|
|
|
Hükümette gerçekleşen Bakan değişikliği ile su yüzüne açıkça çıkan ANTALYA FOBİSİ, İstanbul turizmcilerinin yıllardır biz METROPOL şehiriz demelerinin rüzgarı ile gerçekleşmiştir.
İlk olarak Antalya'nın hızını kesmek için öncelikle FORMULA1 YARIŞLARINI almak iki şehir arasında soğuk savaş haline dönüştürüldü. Türkiye Olimpiyat komitesi bile İstanbul'dan yana tavır koyarak maddi desteğe katıldı. Antalya'dan çeşitli talih oyunlarından toplanan paralar bile sözde tarafsız olacak bu komite tarafından İstanbul lehine kullandırıldı. Bu savaşta ATSO yalnız bırakılarak FORMULA1 KAYBEDİLDİ. Bu bir başlangıç oldu. Çünkü yıllardır İstanbul turizmi toplumsal olarak yapılan hatalardan dolayı kan kaybediyordu. BAVUL TURİZMİNDEKİ kandırmacalar, sokak güvenliği sorunu yaşamaları, otellerin ve hizmet sektörünün yüksek fiyat politikaları İstanbul'u dünyanın en pahalı şehirler sıralamasında en üst basamaklara çıkarıyordu. İstanbul'un artık kurtarılma zamanı gelmiş idi. Ama yine de bu şehrin hatası ve günahı başka bir şehrin geleceğine set çekilerek fatura edilmemeli idi. Son günlerde Hükümet desteğini de alarak tüm kuruşları ile atağa kalkan İstanbul öncelikle fuarlar ve kongreler şehri unvanını Antalya'ya bırakmama planlarını yaptı. İşe, Turizm sektörünün iki önemli kuruluşu TÜRSAB-TUROB soyundu. 21-23 Nisan tarihlerinde İstanbul'da MTE 2005 AKDENİZ TURİZM FUARI organize ettiler. Eğer bu fuar İstanbul'da düzenleniyorsa, burada sormak gerekir nasıl oluyor da adı AKDENİZ Turizm Fuarı oluyor? AKDENİZE sahiliniz mi var? Deniz, güneş ve kum ile kitle turizmi mi yapıyorsunuz? Yıllar önce Antalya'da yapılanı niye engellediniz? Demek oluyor ki Antalya tanınmış bir marka ve Akdeniz çanağında moda konumunda. Her halde bu konuda ismi kullanılarak İstanbul'a fayda sağlanılması hedeflenmiştir. Onlara bu da bir derstir. BÜKEMEDİKLERİ BİLEĞİ ÖPME.
Yıllardır bilinen bir diğer gerçek ise, İstanbul-Antalya çekişmesinin Otelciler Dernekleri arasında da bile sürüp günümüze kadar uzanması. Centilmenlik anlaşması ile kurulan TÜROB yani Türkiye Otelciler Birliği, yıllardır İstanbul TUROB Turistik Otelciler Birliği başkanları güdümünde yönetildi. Bu anlaşmaya göre ise her iki yılda bir başkanlık sistemi başka bölgelere geçecekti. Antalya yıllar sonra ilk seçimde bu maddeyi hatırlatıp başkanlığı bölgesine getirince, TUROB anlaşmayı hiçe sayarak çatıdan ayrıldı. Şimdi sormak gerekir bu nasıl centilmenlik antlaşması. Israrlara rağmen dernek adının başına bile yıllarca bir İSTANBUL takısını eklemeyerek Turistik Otelciler Birliği adı ile kamuoyun da bile, bile isim kaosu yaratması bizce samimiyetsizlikten başka bir şey değildir.
Diğer taraftan Kültür ve Turizm Bakanı atanır atanmaz iki defa gittiği İstanbul'da beyni o kadar güzel yıkanmış ki 'Yeter deniz, güneş, kuma verilen tahsis ve teşvikler, şimdi kültür turizmine dönelim' diyerek ani U dönüşü yapması sektörce yadırganmadı değil. Son günlerde Sayın Başbakanın Antalya'ya gelişinde sıkça KÜLTÜR turizminden bahsetmesi kafalarda birden bire turizmde olmayan politikanın kabuk değişikliğine mi gidecek sorusunu şimdilik askıda bırakır cinsten idi.
Ama biz, sizlere katılıyoruz Sayın Başbakanım ve Bakanım. Madem Antalya, en çok turist alan bölge ve pek çok çeşitli medeniyetlerin yaşadığı coğrafya olarak en çok tarihi ve kültürel eserleri bünyesinde barındırıyor ki, bu bakanlığınız tarafından tescillenmiştir, o halde hiç zaman geçirmeden buradan başlayın sahiplenmeye.
Hadi gelin Antalya'da ki TARİH ve KÜLTÜRÜ ayağa kaldıralım. PERGEYİ, NOEL BABA KİLİSESİNİ, TERMESSOSU, PAHASALİSİ RESTORE edelim. KALEİÇİ SURLARINI örelim. KESİK MİNAREYİ, KARATAY MEDRESESİNİ tarihe geri döndürelim. Altını çizerek tekrar vurguluyorum madem en fazla turist Antalya'ya geliyor, madem en fazla tarih ve kültür eseri burada varsa işe buradan başlayın. Domates mahalle arsındaki manavda pazardakinden daha az satılır. Örnek olarak VAN'da ki AKDAMAR KİLİSESİNE kaç kişiyi Avrupa'dan uçakla ziyarete götürürsün? Bunun gibi diğer şehirlerdeki sayıları çok az olan eserlere turist çekme fikrin fanteziden başka bir şey olamaz.
ANTALYA, hizmet için seçilen Milletvekilleri başta olmak üzere, Yerel yöneticilerin tümü ile sahiplenilmelidir. Büyükşehir Belediye Başkanı şu an kent için çabalarken Milletvekilleri kamuoyuna göre yeteri kadar gayret içinde çaba sarf etmemektedirler. Hani denizden harap olan Arapsuyu kıyı yolunun tamamlanması için Karayollarına baskı? Hani Konyaaltı Kent meydanı çalışmalarına katkı? Ne olacak Dokuma ve Ferro Krom arazilerinin akıbetleri, nerede bu alanlardan birine yapılacak Kent meydan projesi ve yatırımı? Hani Düden projesi ve rekreasyon alanları uygulaması, nasıl sonuçlanacak Lara Kent parkı projesinin sonu? Bunları takip etmek sizlerin işi Sayın Milletvekilleri.
ANTALYA FOBİSİ diğer şehir ve bakanlıklarda büyüdüğü zaman işiniz daha da zor olacak, engellerle karşılaşacak büyük LOBİLERİN baskısına maruz kalacaksınız. Bu memlekete yıllarca seçilip DİKİLİ AĞACI olmayan SİYASİLERDEN (!) sakın olmayın.
Antalya şimdilik sizleri izliyor. Karneyi seçimlerde verecek
|
|
|
|
|
|
 |