24 Nisan 2005 Pazar       




 

Özer Saraçoğlu


 
ozer.saracoglu@aksam.com.tr

Turizmin ahiret soruları...

   
 
Sezon yaklaşırken ne zaman Antalya dışına çıksam hep aynı sorularla karşılaşırım: 'Nasıl rezervasyonlar iyi mi?'

'Bu sene fiyatlar nasıl?'

'Şimdi biz tatile gelsek Alman'dan fazla para ödüyoruz, bu yanlış değil mi?'

'10 euro ya hala her şey dahil oda satıyor musunuz ?'

'Geçenlerde Antalya'ya gelmiştim, ne olmuş öyle yaa? Her taraf inşaat, bu kadar parayı kim nereden buluyor?'

'Casinolar açılıyormuş, var mı bir çalışma?'

Soruları uzatırım, sizi de bayar, bitiririm!...

Eminim bu tür sorularla onlarca defa karşılaştınız. Bırakın turizmci olmayı, sırf Antalyalı olduğunuz için, benzer içerikli farklı cümleleri sabırla anlaşılması için yavaş yavaş, tane tane sıraladınız, tatmin edici cevaplar vermeye çalıştınız ama nafile, bazı inanışları, fikirleri ve önyargıları yıkamıyorsunuz.

Gelelim şu anki duruma:

Öncelikle rezervasyonlar iyi. Herkes şöyle güzelce rahatlasın..

Bugün 'Antalya' adını kullanabilen bir turizm ürününü, vermekte olduğumuz hizmet kalitesi ve fiyat aralığında, bölgemizde, ülkemizde savaş, terör, doğal afet vs yaşanmazsa zaten biz istemesek de 'hınzır ecnebiler' alırlar, gelirler, kullanırlar ve giderler.

Kısaca Antalya'da, yukarıda bahsettiğim tarzda çok özel bir aksilikle karşılaşılmazsa, her yıl en az % 5 artış yaşamak işin doğası gereğidir.

% 20'yi yakalarsak, bu çıkış da aynı oranda gelirlerimize yansırsa (bu noktayı özellikle açmak istiyorum), yani artan kişi sayısı net ve direkt olarak aynı orana yakın gelir artışı da getirirse işte o zaman patlayan, çatlayan turizmden bahsedebiliriz..

Gelelim beni delirten soruya:

'Elin, yabancısına verdiğiniz fiyatları bize vermiyorsunuz, bizi kazıklıyorsunuz!!!'

Bu sığ ve bilgilenmemekte ısrar eden kesimin klişe sorusu eskiden beni delirtirdi, şimdi alıştım, kızmıyorum..Bir dönem 'Acaba biz kendimizi kendi insanımıza yeterince anlatamıyor muyuz?' diye düşündüm, ama ne zaman meslektaşlarıma bir mikrofon uzatılsa, hemen bu konudaki gerçeği anlattıklarını gördüğümden, bu düşüncenin de doğru olmadığını anladım. Dediğim gibi, bilgilenmemekte ısrar eden bir kesimin ağzında sakız olmaya devam edecek bu konu...

Bunlar bir türlü anlamak istemiyorlar.. Sorun bizim fiyatlarımızdaki yabancı - Türk ayırımı değil (zaten hemen hemen tüm tesislerde bu fiyatlar eşitlendi), asıl sıkıntı, bizim insanımızın alım gücünde. Bir maaşıyla ailece tatile çıkan Alman ve beş maaşıyla aynı parayı denkleştiremeyen benim vatandaşım yan yana geldiğinde, yabancı turistle aynı paraya aynı otelde aynı hizmeti aldığını bilse de, bu tatil giderinin bütçesine açtığı yaranın acısıyla otelciyi, turizmciyi suçluyor.

Hedef göstermek gibi olmasın ama asıl suçlu bence ülkenin son 20 yılında, Ankara'da, Meclis koridorlarında aranmalı, buralarda Lara'da, Belek'te, Kemer'de değil, yanılıyor muyum?

Diğer sorulara da yanıt verip, pazarınızı karartmayacağım, Antalya'da yaşayıp da günde 5 dakikasını gazete okumaya ayırabilenler tüm cevapları zaten benden iyi biliyorlar.

Sorun ülkenin medyasının başında oturan uzman, sorumlu, yetkili sıfatlı büyüklerimizin henüz turizmi yeni yeni önemsiyor olması.. Daha onların gündemine yeni giriyoruz!.. Verilen kısıtlı alanları da malum köşeli kafalar, dar görüşlüler ve Ankara'ya yakın olmayı marifet sananlar, koltuk sevdalıları kapınca, Meclisimizdeki vekillerimiz dahil, halkımız konuyu tam kavrayamıyor, herkes yalan yanlış yüzeysel ve kulaktan dolma bilgilerle en büyük turizmci olup ortaya çıkıveriyor.

Keşke, çok açık yüreklilikle söylüyorum, son dönemde Sabah gazetesinin başlattığı Yöresel baskı (Akdeniz) uygulaması diğer gazetelere de yayılsa ve sadece bir ay tüm yurt genelinde Akdeniz baskısı yapılabilse.

İşte o zaman belki 'Antalya turizmin başkenti mi?' gibi derinliği, getirisi olmayan manasızlıklardan sıyrılıp, 'Biz ne yapıyoruz, onlar ne anlıyor?' sorusunun cevabını anlamalarını sağlarız..

Neyse konuyu kapatıyorum, aslında bugün 23 Nisan şenliklerinden, gelen bahardan bahsedip,'hoşgeldin yaz' diyecektim, ama bu satırları Ankara seyahatim sonrası yazmaya oturduğumdan olsa gerek konu nerelere gitti..

Değerli Akşam Akdeniz okuyucuları, sizden 10 gün izin alıyorum. Yarın sabah uzaklara gidiyorum. Minik kadınım ve ben uzak diyarlarda kumdan kale yapıp, havuzda yeni dalma teknikleri üzerinde çalışacağız, eminim en az iki günümüzü de hayvanat bahçesinde geçireceğiz, yeni Barbie yaz kreasyonu üzerinde çalışıp, bolca dondurma ve çikolata yiyeceğiz. Doğru anladınız kızımla birlikte kaçıp, sizleri bir süre yalnız bırakacağım. Sanırım mazeretimi hoş görür, ben yokken bu köşeye ve Antalya'ya iyi bakarsınız. Sizi seviyorum, özleyeceğim, şimdilik hoşçakalın...


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir