24 Nisan 2005 Pazar       




 

Engin Ardıç


 

Ferhan'ın filmi neden iş yapmadı?

   
 
Sezen Aksu'yla birlikte oynadıkları o 'entel kepazelikten' sonra bizim Ferhan'ın hiçbir filmine gitmeme yanlısıydım (filmin adını da yönetmenini de hatırlamak istemiyorum.)

Hele Küba ve Castro konusunda da bizim oğlan gençlik özlemlerimizin etkisinden şu yaşında bir türlü çıkamayıp iyice saçmalayınca, o 'eğlenceli' olduğu söylenen 'tropikal' filmine de gitmedim (Ferhan da 'bu bir Ferhan Şensoy filmi değildir' dedi üstelik)...

Fakat oturdum, 'Pardon' filmini seyrettim. Kendisinden özür dilerim. Pardon Ferhan.

Senaryosunu yazmış ve oynamış, filmi de üvey oğlu çekmiş. Mert Baykal büyümüş de yönetmen olmuş, üstelik sinemayı iyi öğrenmiş, iyi bir yönetmen olmuş.

Ferhan, sahnede ve perdede çok sert bir oyuncu olmasına rağmen, bu filmde elinden geldiğince yumuşak. 'Nüans' bile oynuyor bu kez. Diyaloglarda da, ortalama sinema seyircisinin anlayamayacağı kendi özel Türkçe'sinden, 'Ferhanca'dan elinden geldiğince kaçınmaya çalışmış.

Bülent Kayabaş ve Rasim Öztekin 'döktürüyorlar' (biraz 'Hıncal Uluç tarzı' eleştiri oldu galiba)... Ali Çatalbaş iyi oynuyor. Artık kanıksadığımız 'babacan ama dallama müdür' tipinde Zeki Alasya da iyi. Gardiyan Osman Efendi'de Parkan bile iyi yahu!

'Pardon' iyi bir film, güzel bir film, başarılı bir film.

Hem bol bol güldürüyor, hem de içinde sosyal içerik, siyasi içerik, herbir içerik var. Polis, adliye, Türkiye hicvediliyor.

Hepsinden önemlisi, 'lumpen' anlatılıyor. Ancak, benim yaptığım gibi gazeteci yaklaşımıyla kızarak ve küfür ederek değil, sanatçı yaklaşımıyla, anlamaya ve sevmeye çalışarak...

Filmde işlemedikleri suçları itirafa zorlanarak haksız yere yıllarca hapis yatan ve sonunda gerçekten suç işlemeye itilen küçük insanlarımız anlatılıyor. Bir güldürü olarak seyrettik ama bu insanlar bu ülkede gerçekten yaşıyorlar ve bu olaylar da gerçekten oluyor.

Hani İtalyanlar Altın Kirpi ödülünü verecekleri zaman Aziz Nesin'e sormuşlardı, 'üstadım, bu nasıl bir hayal gücüdür, bu tipleri ve bu olayları nasıl yaratıyorsunuz' diye, o da demişti ki 'ne hayal gücü yahu, ben sokağa çıkıyorum, sağa sola bakıyorum, gördüğümü yazıyorum!'...

Fakat 'Pardon' filmi 'iş yapmadı'. Reklam kampanyasında yapımcısı Sinan Çetin'in adını öne sürdüler, 'bazı hıyarlar bu filmi Sinan'ın çektiğini sansınlar da gitsinler' diye, o da kurtarmadı.

Yanılmıyorsam 94 bin bilette kaldı. 'Gora' dört milyona dayanmıştı. Yılmaz Güney'in yeniden piyasaya sürülen eski filmleri elli bin, eski arkadaşlarının kendilerince 'Yılmaz Güney efsanesini' yeniden üretmeye çalıştıkları bir film de birkaç binde süründü.

'Pardon' filmi neden gişe yapmadı? Kaç lira batırdılar bilmiyorum.

Çünkü filmde anlatılan insan tipleri, sinemada kendilerini görüp de gülecek düzeyde değiller. Kendi kendilerine 'uzaktan ve dışarıdan bakabilme' yetenekleri yok. Bir bilgelik aşaması olan 'kendine gülebilme' aşamasıyla aralarında fersahlar var.

Çünkü ciyuvv ciyuvv 'özel efektlerle' aptallaştırılmış hamburger çocukları yalnızca sürükleyici eğlenceler istiyorlar, bu tür hiciv, sürükleyici olsa bile onları açmıyor. Filmin içi boş olmazsa seyretmezler. Dolu film ağır gelir.

Çünkü burjuvazi de, sokakta çok sık gördüğü, televizyonda çok sık gördüğü lumpeni, artık bir de sinemada görmek istemiyor. Tahammülü kalmadı. Lumpenin haksızlığa uğraması da umurunda bile değil. 'Gebersin' diyor.

Ferhan da, 'Kaynana Semra'nın seyircisi benim filmime gelmesin, istemiyorum' demişti.

Dolayısıyla, böyle bir filmin seyircisi, gene dön dolaş Ferhan'ın eski arkadaşı Engin.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir