Dün Genel Yayın Yönetmenimiz Serdar Turgut'un odasına girdiğimde yüzümdeki üzüntüyü herhalde bu pazar için röportaj nesnesi birini getirememiş, redaksiyon tezgahına yatıramamış olduğuma bağlamış olmalı ki, beni teselliye kalkıştı.
'Bak', dedi, 'neşelen, o çok sevdiğin New Jersey'li işçinin albümü çıkıyor işte. Konserine de gideceksin yaz başında.'
Bilse yapmazdı tabii, üzüntümün, sıkıntımın kaynağının, tam ona göre benim teselli bulacağım, teselli edilebileceğim konu olduğunu. Bruce Springsteen konusunu açmazdı dün öğle vakti.
Ama açmış bulundu ve ben de açtım ağzımı yumdum gözümü. Herkese kızıyorum. Müzik, organizasyon, dağıtım şirketlerine, internet sitelerine. 'Herkes' ile kast ettiğime de bakar mısınız? Hepsi tüzel kişilikler. Bruce'a da kızamayacağıma göre gerçek kişi olarak kızabileceğim, kızdığım benim işte yine sonunda. Albüm kolay da
Köşe yazılarımda sözünü etmiştim, daha doğrusu evet, uzun uzun bahsetmiştim. 28 yıldır ne çıkarsa satın aldığım, her şarkısı ezberimde olan Amerikalı rockçı Bruce Springsteen'in yeni albümü benim doğum günüm olan bu salı, yani ayın 26'sında piyasada. Amerika'da tabii. Albümün buraya mayısta geleceğini söyledi anlaşmalı olduğu şirketin Türkiye yetkilileri. Ben işi sıkı tuttum, ısmarladım bu arada o tarafa gidenlere ama dönüşleri hepsinin, benim doğum günümden ve albümün çıkış tarihinden sonraya geliyor.
İnternetten ısmarlayabilirim. Ama biliyorsunuz, bunu da yazmıştım, kredi kartı kullanmıyorum. iPod'a yükleyebilirim ama bunun için de kredi kartı gerekiyor. Hadi, birisi kıyak çekip bir şarkı olsun ısmarlayacak olsa kendi kredi kartıyla, bu da sanki işin tadını kaçırırmış gibi geliyor bana. Alacaksın albümü, açıp başından sonuna dinleyeceksin önce ve sonra da defalarca.
Neyse, şu ya da bu şekilde, bu yıl da doğum günümde 'Happy Birthday' klişesiyle yetinmek zorunda kalsam da müzikal olarak , yine de iki hafta içinde albüm elimde olur. 'Devils and Dust' adlı yeni CD.
Asıl problem başka. Konser meselesi. İlk kez bir Bruce Springsteen turnesi öncesinde bir pasaporta sahibim ve vizeleri de tamam. Bu da malumunuz. Ne mutlulukla duyurmuş, paylaşmıştım bunu da sizinle. Bilet yerine prınter çıkışı
Ama işler karıştı: Nisan'ın 15'inde biletlerin satışa çıkacağını biliyordum. Ben turnenin Berlin, Hamburg, yani Almanya ayağına katılacağım. Kararım bu yönde. Oradaki arkadaşlarımı arar, kendime bir bilet aldırtırım en iyi yerden diye düşünüyorum. 24 saat bunu düşünmek yetti zaten, kimi arasam, kime en çok nazım geçer diye. Oysa ne 24 saati, 27 dakika bile yetermiş. Beni önce bir paniğin, sonra da bir depresyonun eşiğinden geçirmeye.
27 dakikada satılmış turnenin bütün biletleri.
Bunda, Bruce Springsteen'in bu kez grubu ile değil solo konserler vereceği için fırsat bu fırsat seyircilerleriyle daha yakın bir ilişki kurmak amacı ile küçük salonları tercih etmesinin de etkisi olmuş olmalı. Biletlerin bu kadar çabuk bitmesinde.
Yeni durumumuz şu: Her gece internete bağlanılıyor. Bir sitede açık artırma için kayıt yapılıyor ve fiyat önerisinde bulunuluyor. Bulunuyorum. 98 Euro'luk bir bilete 500 Euro teklif etme cesaretini bile buldum kendimde. Bir yandan da brucespringsteen.net'e acındırıcı mesajlar gönderiliyor, 'tickethelp@fanfire.com' adlı adrese sitemkar bir mail yazılıyor. Onlardan gelen telefon numaraları defalarca aranıp ev telefonumun faturası ödenemeyecek bir hale getiriliyor.
Ve hala bir bilet de yok elimde. Bruce'un yeni albümü için çektirdiği fotoğrafların siyah beyaz printer'dan alınmış çıkışlarıyla idare ediyorum.
Dün aldığım bir mesaja göre, salı günü, yani benim doğum günüm VH 1 müzik kanalı tarafından 'Bruce Springsteen Günü' ilan edilmiş.
Sevineyim mi, kızayım mı, karar vermiş değilim. Eh, ne de olsa bizde de, serde benmerkezcilik söz konusu, değil mi?
Sevineceğim tabii sonunda sakinleştirip kendimi. Televizyonun başında kutlayacağım bu gidişle doğum günümü.
'BİR GÜN ONUNLA DA RÖPORTAJ YAPACAĞIM'
Röportajcılık, pazar röportajcılığı böyle bir şey işte. Binbir tantana ile başlarsın, arka arkaya patlatırsın bombaları, 5 pazar sonra, tam sevgili okurların da alışmışken artık, bir randevu gerçekleşmez, gerçekleşmeyiverir, o haftanın röportaj objesi olarak seçtiğin ve randevu gününe kadar hemen her gün telefonla konuştuğun kişi kapsama alanı dışına çıkar tam da o gün, çıkacağı tutar, ulaşamazsın, sözleştiğiniz gün ve saat geçtikten sonra ancak arar ve mazeretini bildirir ya da siz o hafta uygun kalibrede birini saptayamamışsınızdır, saptasanız da kabul ettirememişsinizdir röportaj vermeye. Ahmet Tulgar