24 Nisan 2005 Pazar       




 

Beyaz değirmen

   
 
Damağınıza yerleşen ilk tatlar, annenizin size sunduklarıdır. Aradan yıllar geçse de arar damağınız o tadı. Ne zaman nerede çıkacağı belli olmaz bu tadın bir daha yaşamınızda. Ancak bazı damaklar vardır yeni tatlara açık. Saplantıyı sevmeyen...

İşte bugün, her iki tarifinde içinde barındığı bir damak tadının hikayesini paylaşmak istiyoruz!

Damak tadını nasıl tarif edersiniz

sahi!

Mutluluğun resmini çizmekle, damağınızda kalan tadı tarif etme arasında bi benzerlik var mıdır! Kulunuz malum, damak tadına düşkündür. 25 yıldır bi şekil taşıdığı göbeğini bilmeyen yoktur tanıyanlar arasında. O'nu tarif ederken önce göbeğini dillendirirler hatta! Oysa bizim için yemek yapmak, yeme eyleminden önce gelir!

Damağınıza yerleşen ilk tatlar, annenizin size sunduklarıdır. Aradan yıllar geçse de arar damağınız o tadı. Ne zaman nerede çıkacağı belli olmaz bu tadın bir daha yaşamınızda. Ancak bazı damaklar vardır yeni tatlara açık. Saplantıyı sevmeyen!

İşte bugün, her iki tarifinde içinde barındığı bir damak tadının hikayesini paylaşmak istiyoruz!

Yıllar önce bi dostum keşfetmişti Değirmen Börekçisi'ni!

Ağır rakılı, dumanaltı akşam yemeklerinin sabahı geçmiş, kuşluk vakitleri buluşmalarında giderdik Değirmen'e! Dostum kıymalı su böreği ve çay alırdı, ben peynirli su böreği ve sıcak süt!(Kenar parça olursa sevinirim) Üstüne mutlak az şekerli bi sabah kahvesi!

Tescilli isim

Kaç yıl oldu sahi, okur mu o dostta uzaklarda bu yazıyı? Biz bi yana 'Şimdi Değirmende olmak vardı' dediğinden eminiz inanın! Çünkü biz de ne zaman değirmen'e gitsek dostumuzu özlüyor, ne zaman bi 'Geç Kahvaltı'ya otursak Değirmen'i anımsıyoruz!

Bu kadar laf kalabalığı yeter, hem artık o mekanın adı 'Değirmen' değil, 'Beyaz Değirmen' oldu. Anlaşılan sen epeydir uğramıyorsun' diyenler var biliyorum!. Hatta 'artık sadece su böreği değil, açık büfe var burada' diyenler de! Adı da yine yenilendi, şimdi 'Köydeğirmeni' artık bu isim tescilli!

Geçen hafta Antalya'nın en eski piyasası demiştik ya Tophane için, aslında Köydeğirmeni için de en yenisi demek yanlış olmaz!

Biz son olarak Şubat ayı sonunda uğrayabildik. Eğlenceli, 'gülen politika' konuşulan bi kahvaltı olmuştu! Günün hangi saati uğrasanız mutlak bi tanıdık sima bulursunuz burada, tıpkı Antalya Balıkçılık gibi.. Hatta siz veya yanınızdaki biraz medyatikse sohbet şansınız azalmıştır bile.. 'O İsmail bey, afiyet olsun. Dünkü demeciniz güzeldi' veya 'Aaa! Zeki bey, görmeyeli kilo almışsınız ama. Eh buraya sık sık geliniyorsa' Seyrek uğrama nedenlerimizin başında gelen, evimizde, kendi ellerimizle hazırladığımız sofraları ailemiz ve yakınlarımızla paylaşmak. Zamansızlık ve ulaşım sorunu etken solarak kabul edilemez bile bu olgu çerçevesinde!

Diyelim ki şu anda Köydeğirmeni'nde, sizin tabirinizle 'Bransh' bizim dilimizde 'geç kahvaltı' ortamındasınız. O nezih ortamda bu satırları okuyorsunuz, ister müdavim, ister ilk kez gelmiş olun, müthiş bi keyif aldığınızı biliyoruz

Bu saatte olur mu bilemeyiz ama, siz asıl mantısını deneyin Köydeğirmeni'ninÖ İnanın, bunca yıllık su börekleri size ne hatırlattıysa, aynı duyguyu yaşayacağınızdan eminiz...

Bu kez sahiden yeter! Mevlüt Yeni dostumuzun önerisiyle, Antalya'nın yakın tarihine damga vuran bu işletmenin sahiplerinin dilinden dinleyelim birazda bu mekanı ne dersiniz! Belki aklınıza bişeyler getirir, bekli de kısa zamanda nasıl marka olunur sorularını yanıtlarsınız kafanızdaki ? Bi de önce 'Değirmen', 'Beyaz Değirmen' ve ardından 'Köydeğirmeni' olarak değişen tabelanın hikayesi!

Fiyat duyarlılığı

Kuruculardan Erdoğan Turan anlatıyor kısa ama kaliteli yolculuğu: '1999 yılında kuruldu 'Değirmen' adıyla. Üç turizmci gençtik, İlhan Tansel Çavuş, Erol Yoz ve girişimiyle ve börek, mantı bi de içli köfte vardı mönüde! Yaklaşık yıl sonra, 'İnsanlar çeşitlim ister, hergün börek yenmez ya.. O zaman insanları buraya daha sık çekecek unsurlar bulmalıyız' diye düşündük. Önce fiks bir açık büfe oluşturduk, yanında ekstralar. Ama iki şeyden hiç vazgeçmedik, bir kalite ve güleryüz, iki fiyat duyarlılığı!

Daha sonra aramıza Süleyman Ercan ve Atanur Köksal'ı da alarak devam ettik! Katılım yeni fikirleri de ortaya çıkardı, ve günün birinde yine dedik ki, 'Buraya insanlar gelmeli, ne yemek istiyorsa gelmeli. Onun çeşidi artırmalıyız.' Sonuçta işe snack kültürü olarak bildiğimiz barbekü tavuk ürünleri de girdi, hafta içinde ev yemekleri de!

Tabelamızda ne yazdığına çok fazla bakmadı insanlar, tabii kuşkular oluştu, el mi değiştirdi, iflas gösterip yeniden açıp vergi mi kaçırıyolar gibi soruların kafalarda oluştuğunu fark ettik. Ama biz bildiğimiz kaliteli hizmeti, herkesin bildiği fiyata vermeyi sürdürdük. Tabela değişikliği hikayesinin özüne gelince, İstanbul'dan birisi geldi. Tescilli marka hakkının kendisinde olduğunu belirterek bizden isim hakkı payı istedi. (Bi şekil havadan ortaklık yani)

Vermedik! Beyaz Değirmen olarak adımızı değişkirdik. Birazda çevre meselesi, adam bizden önce onun da isim hakkını almış ve yine karşımıza çıktı. Bizde içinde değirmen olan bi isim arayışına girdik. İzmir'de, 1975 yılında isim hakkı alınmış 'Köydeğirmeni'ni bulduk. Konuşup anlaştık, bir miktar para verip bu hakkı aldık. Adama da, aynı isimle devam etme, gerekirse şube bile açabilme hakkı verdik. Hepsi bu!.'

Evet! Hepsi bu, 6 yıl gibi bir sürede bir marka, bir fonomen olmak, üç kez değişen tabelaya rağmen kişi ve hizmeti koruyup hep üstte kalabilmek 'piyasa' olabilmek. Hepsi bu! Biz şu dersi çıkardık, işi bileceksin, güleryüzlü ve sabırlı olacaksın, aç gözlü olmayacak, fiyat politikanı dengede tutacaksın!

Afiyet olsun!


 
 

Diğer AKDENİZ haberleri

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir