23 Nisan 2005 Cumartesi       




 

Atilla Aydoğdu


 
atilla.aydogdu@aksam.com.tr

Zerrin Özer böyle bir şey işte...

   
 
Zerrin Özer'i ya seversiniz, ya da sevmezsiniz, bunun ortası yoktur. Çünkü bütün 'aşk'la söyleyen şarkıcılar gibi Zerrin Özer de içindekini sesine yansıtmadan edemez. Yeni albümünde söylediği türkülerde de durum değişmiyor

İkinci Popstar'ın Avrupa seçmeleri yapılırken ekranlara yansıyan bir tartışma yaşanmıştı Zerrin Özer'le Gülşen arasında. Daha Gülşen 'Off... Off...' ekmeye başlamamıştı. Nedenini şimdi unuttum aralarında geçen tartışmanın, ancak unutmadığım bir şey var ki Zerrin'in Gülşen'i fena halde terslediğiydi. Böyle bir davranışı başka sanatçılar arasında görsem 'küstahça' gelirdi Zerrin Özer'in davranışı. Ne var ki o Zerrin'di ve karşısındaki şarkıcı 'Delisin' şarkısını cover yapmadan evvel hiç dinlemediğini söylemiş biriydi benim için. Bu topraklarda doğmuş, büyümüş birinin 'Delisin' şarkısını duymaması mümkün müdür Allah aşkına? Hele bir de şarkı söyleyerek yaşamını idame ettiriyorsan... Hadi Cici Kızlar'a yaşınız yetişmedi diyelim, el insaf, herhangi bir televizyon kanalında Hababam Sınıfı'na da mı rastlamadınız oynarken? Zerrin Özer, bu ayrıntıyı bilmiyordur büyük olasılıkla ama Gülşen'den aldığı elektrik demek ki çok fazla pozitif değilmiş, benim gibi...

Ya seninle ya sensiz

Zerrin Özer 'ya sever-ya sevmez', 'ya sevilir-ya da sevilmez' bir insan. Arası yok, ara renkler ya aka göç etmiş ya da karaya. Ortası yok. Zerrin Özer'i televizyonda ilk gördüğüm anı çok net hatırlıyorum. 70'li yılların bitimine birkaç yıl kala bir pazar günü öğleden sonrasında, büyük olasılıkla Güneş Tecelli'nin sunduğu bir Stüdyopazar programında gördüm ve dinledim onu. Üzerinde topuklarına kadar inen simsiyah bir elbise, gözünde yuvarlak gözlükler ve uzun, upuzun, siyah saçları vardı. Onun ağzından duyduğum ilk cümleyi o günden beri kendisine iade edip durdum, haberi olmaksızın: 'Seni seviyorum'... İlk iki albümünden sonra saçlarını sarıya boyatıp, siyah yerine 'kırmızı'ya transfer olduğunda, Melih Kibar'ların, Çiğdem Talu'ların, Janis Joplin'lerin şarkılarını bırakıp arabesk şarkılar söylemeye başladığında bu aşkı her ne kadar nefrete döndürmeye uğraşsam da beceremedim. Ona olan aşkım hep baki kaldı. Hiçbir şarkısı hayatımın şarkısı olmadı ama kendisi 'hayatımın Zerrin Özer'i oldu. Bu duyguları onunla birlikte, onun haberi olmadan yaşayan, yaşamış olan çok kişiyle karşılaştım. Bu 'aşk ortakları'mın, hemen hepsinin hayatımda önemli bir yer almış olmaları bir tesadüf olabilir mi?

Kızılçay faktörü

Zerrin Özer, kırılgan bir kişiliğe sahip. Buna tüm Türkiye, Popstar yarışmaları boyunca yakından şahit oldu. Kendi deyimiyle 'kah yüreğinde, kah dilindeydi tüm duyguları. Tam insanlara küsüp yurtdışında inzivaya çekileceğini söylediği dönemde 'Ve Böyle Bir Şey...' albümüyle karşımıza çıkınca biraz şaşırttı sevenlerini işin doğrusu. Onun 25 yılı çoktan aşmış müzik kariyerinde en büyük sorunu sanırım 'içine sinen bir albüm' bile yapamamış olmasıydı. 'Ve Böyle Bir Şey' onun bu özlemini dindirecek, onu sevenlerin ona hasretini bitirecek bir albüm olmuş. Albümde beş tanesi anonim, yedi adedi beste, toplam 12 şarkı yer alıyor. Bu türkülerin/şarkıların Türk Halk Müziği orijinli olması sizi yanıltmasın. Albümün müzik direktörlüğünü Erdal Kızılçay üstlenmiş. Kızılçay dünya standartlarında bir iş çıkarmış. Halk müziğiyle haşır neşir olmayan benim gibi biri bile albümü baştan sona ve heyecanla dinliyorsa bu iş 'tamam'dır artık. Zerrin Özer üzülmesin bundan sonra, 'Ve Öyle Bir Şey' sadece kendisinin içine değil müzik tarihine de sinecek bir albüm çünkü.




KARANLIKLAR PRENSİ, KARINDEŞEN JACK'E KARŞI

2000'lerde yetişen nesil Ozzy Osbourne'u MTV sayesinde tanıdı. Sarf edilen üç kelimeden ikisinin 'f*ck' olduğu Osbourne evi sayesinde sadece Ozzy eskiyen şöhretine cila çekmekle kalmadı, ailenin diğer üyeleri de en az babaları kadar ünlü oldular. Hatta kızımız Kelly, babasıyla 'Changes' şarkısını yeniden yorumlayarak İngiltere listelerinde bir numaraya kadar çıktı. Oysa, özellikle 80'ler kuşağı Ozzy'yi civcivlerle birlikte anımsar benim gibi. Ozzy'nin konserlerinde minik civcivleri gerçekten ezip ezmediği sorusu uzun yıllar kafa yorduğumuz bir mesele olmuştu. Üzerinde en çok 'geyik döndürülen' rock efsanelerinden biri olan bu sorunun cevabı ise nihayetinde şöyle bağlanmıştır: 'Abimin arkadaşı videodan konser kaydını seyretmiş, hakikaten civcivleri eziyormuş bu adam'. Bu tarz mitoslar sayesinde 'ufak çaplı bir fenomen'e dönüşmüş bir isim olarak müzik tarihine gömmeye hazırlandığımız bir sırada Ozzy'nin 'alemin eğlence aracı' halinde yeniden karşımıza çıkması şaşırtıcı lakin hakikatin de ta kendisi.

Civcivezer ozzy

Bu yeniden doğuşun bir başka getirisi Ozzy albümlerine ve onun ilk olarak adını duyurduğu ve Heavy Metal'in gelmiş geçmiş 'en saygın' topluluğu Black Sabbath yapıtlarına daha kolay ulaşmamız oldu. 'Prince Of Darkness' adındaki devasa koleksiyon parçasını görünce insan 'iyi ki aramıza dönmüş Ozzy, yoksa bu yorumlardan habersiz yaşayacaktık' duygusundan kurtulamıyor. Neler mi var 'Karanlıklar Prensi'nin dört CD'lik, 51 şarkılık bu muhteşem derlemesinde?

İlk iki CD'de Grammy ödüllü sanatçının 'Crazy Train', 'Mr. Crowley', 'Diary Of A Madman' 'Crazy Babies' ve 'No More Tears' gibi en popüler solo parçalarının yeni düzenlemeleri, canlı performansları bulunuyor. 'Oddities and Duets'' diye isimlendirilen üçüncü CD'de; Wu-Tang Clan, Miss Piggy, Crystal Method, DMX, ve Ol' Dirty Bastard gibi isimlerle alışılmışın dışında ortak çalışmalar var. Setteki özel 4. 'Under Covers' için stüdyoya giren Ozzy, The Beatles, King Crimson ve Buffalo Springfield gibi birçok ünlü ismin şarkılarını yeniden yorumlamış.




GÖLGESİ BİLE HEYBETLİ

Tıpkı Ozzy gibi karanlıktan beslenen bir başka sanatçı da Nick Cave. İlle de karanlık birine benzeteceksek Nick Cave'e denk düşen isim Jack, The Ripper; yani Karındeşen Jack. Cave yıllardır grubu 'The Bad Seeds'le birlikte yapıyor çalışmalarını. Geçtiğimiz yıl çıkardıkları albüm onların eskimelerine rağmen püskümediklerini yeniden ispat etmişti. Şimdi 'özel bir derleme' ile Nick Cave and The Bad Seeds tarihinin gizli kalmış sayfaları gün yüzüne çıkıyor. 'B-Sides&Rarities' adından da anlaşılacağı gibi yayınlanmış 45'liklerin arka yüzlerini, özel baskılarda yer almış şarkıları, konser kayıtlarını ve de soundtrack albümlerde kalmış bazı şarkıları bir araya getiriyor. Benim gözlerim Batman Forever soundtrack'inde yer alan Tim Friese-Green'le Cave'in ortak yapıtı 'There is a Light'ı aradı ama galiba o şarkı 'solo' bir çalışma sayıldığından bu üç CD'den oluşan koleksiyona dahil edilmemiş. Bu da gösteriyor ki bir tane de Nick Cave'in ender bulunan solo çalışmalarını bir araya getiren derlemeye ihtiyaç var. Yetkililere arz olunur.




SIRADAKİ 'EFSANE' JOHN LEGEND

Amerikalıların pek sevdiği bir tanım vardır: The Next Big Thing. Bizse bu durumda 'Hadi bakalım, şimdi de sıradaki gelsin' deriz genelde. Nasıl biz her yeni çıkan şarkıcıda'Yeni Sanat Güneşi'mizi arayıp duruyorsak onlar da her karşılarına çıkanı 'Sıradaki Muhteşem Şey'i sanıp duruyorlar. John Legend'ın soyadının anlamı 'Efsane' olunca bu süreçten geçmemesi mümkün değildi elbette. Öyle de oldu. Basın bültenine göre; Geleneksel R&B'nin romantik teması John'un albümüne nüfuz ettiği gibi Marvin Gaye'in şehveti, Stevie Wonder'ın samimiyeti, Snoop Dogg'un açıksözlülüğü ve Kanye West'in zekası da bu albümde harmanlandı. Biraz abartmış olsalar da haksız değiller açıkçası. 'Get Lifted' adındaki çalışma Legend'ın ilk albümü olmasına rağmen müzikseverler son birkaç yıldır Alicia Keys, Lauryn Hill, Janet Jackson, Jay-Z, Britney Spears, Eve, Black Eyed Peas ve özellikle Kanye West ile yaptığı çalışmalarla onun adını çok işitti.




Efsane olmak için doğmuş

Ona John Legend ismini Chicago' dan bir arkadaşı vermiş. Önceleri 'Legend' diye çağrılmanın eğlenceli olduğunu düşünmüş. Fakat birçok arkadaşı da onu böyle çağırmaya başlayınca bu isim adına yapışmış kalmış ona. Böylece bu ismi sahne adı olarak kullanmaya karar vermiş sanatçı. Kulağa küstahça geldiğini kendisi de kabul ediyor ama bu isim sayesinde birçok insanın dikkatini çekmeyi başardığını da itiraf ediyor. Onun ismi sayesinde elde etmeyi istediği şeyler de bu kadar zaten. Gerisini yaptığı müzikle halledebileceğini düşünüyor. Bu konuda da haksız değil aslında. 'Get Lifted' bu yılın en başarılı 'çikolata renkli' albümlerinden biri çünkü.




EN ÇOK SATAN YERLİ ALBÜMLER

1. Yalın - Bir Bakmışsın

2. İlhan Şeşen - Aşk Yalan

3. Sezen Aksu - Bahane

4. Zerrin Özer - Ve Böyle Bir Şey

5. Ayten Alpman - Ayten Alpman

6. Göksel - Arka Bahçem

7. Ata Demirer - Makara

8. Sibel Can - Özledin mi?

9. Hepsi - Bir

10. Manga - Manga




EN ÇOK SATAN YABANCI ALBÜMLER

1. Various Artists - Power Hits 15

2. Linkin'Park & Jay Z - Collision Course

3. Moby - Hotel

4. Ray Charles - Genius Loves Company

5. Pink Martini - Hang On Little Tomato

6. Blue - Best Of

7. Soundtrack - Ray

8. Green Day - American Idiot

9. Jennifer Lopez - Rebirth

10. Chemical Brothers - Push The Button


 

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir