17 Nisan 2005 Pazar       




 




Anadolu Efsaneleri

   
 
 AH TAMARA AH!- Van-Elazığ

  • Çok eskiden Vanlı bir keşişin dünyalar güzeli bir kızı varmış. Bütün Vanlı delikanlılar Tamara adındaki bu kıza hayranken, onun gözü bir Türk gencindeymiş. İki sevgilinin gizli gizli buluştuğunu öğrenen keşiş, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çareyi onunla beraber Göl'ün en büyük adasına yerleşmekte bulmuş. Ancak gençlerin aşkı buna rağmen devam etmiş. Delikanlı her gece Tamara'nın yaktığı ateşi takip ederek gölden yüzerek adaya gelir, sevgilisiyle buluşur, gün ışımadan da tekrar yüzerek geri dönermiş.

    Bir zaman sonra keşiş durumu fark etmiş. Bir gece kızının bıraktığı işaret fenerinin yerini değiştirmiş. Delikanlı her zaman olduğu gibi yine ışığı takip ederek yüzmeye koyulmuş. Ancak kıyıdaki ışığın yeri sürekli değişiyormuş. Saatlerce yüzen delikanlı, bir türlü ışığı yakalayamamış, kollarındaki derman tükenmiş. Sonunda, kuvvetli bir dalga, gücü tükenen delkanlıyı, kaldırdığı gibi sivri ve keskin kayaların üzerine atmış. Her tarafı yara bere içinde kalan delikanlının, son nefesindeki, 'Ah Tamara, ah Tamara' feryatları, kayalıklardan yankılanarak, Tamara'ya kadar ulaşmış. Bunu duyan Tamara da hiç gözünü kırpmadan kendisini azgın dalgalara bırakmış ve kaybolmuş. Akdamar Adası'nın, işte bu acıklı olaydan sonra, 'Ah Tamara' nidasından kaldığına inanılır.

    Bu efsanenin bir benzeri, Elazığ'daki Hazar Gölü için anlatılır. Ayrıca bu efsanede sözü geçen ve sonradan battığı söylenen adaya karşılık gelebilecek bir batık şehir, arkeolojik araştırmalarda bulunmuştur. Bu efsanede de papaz, kızının yaktığı işaret mumunu son anda söndürünce delikanlı yolunu kaybedip gölde kaybolmuş, sevgilisi de onu ararken boğulmuştur.

    Aktaran: Ayhan KARADAĞ




    Ülkemizdeki pek çok göl efsanelerle birlikte anılır

    ÇILDIR GÖLÜ -Kars

  • Efsaneye göre, Çıldır Gölü'nün yerinde eski zamanlarda bir ova uzanırmış. Bu ovada bir köy, köyde de çok sevilen bir beyi varmış. Gel zaman git zaman bu beyin bir kızı, bir de oğlu olmuş. İki kardeş birbirine çok düşkün olarak büyür iken, köy susuz kalmış. Buna çare olarak, çok gür bir bulaktan köye su getirilip çeşme yapılmış. Köy çanak gibi bir yerde kurulu olduğundan, evleri su basmasın diye bu çeşme su alınmadığında kapatılırmış. Yıllar geçmiş, kardeşler büyümüş. Erkek bir yağız delikanlı, kız eşi görülmemiş bir güzel olmuş. Delikanlı aşk yüzünden Kerem gibi gurbet ellere düşmüş. Bu ayrılık, kardeşini çok seven kızı kedere boğmuş. Derken bir gün, akşam üstü kız çeşmeden su alırken 'Kardeşin geldi!' müjdesini almış. Kızın aklında ne su kalmış ne çeşme. Hemen şölenler kurulmuş, kimseciklerin aklına da çeşmeyi kapatmak gelmemiş. Ertesi gün civar köylerde yaşayanlar uyanınca bir bakmışlar ki, köyün yerinde koskoca bir göl var.

    Aktaran: Fakir YILMAZ

    GÖKPINAR -Sivas

  • Gürün ilçesindeki Gökpınar'da iki göl vardır. Küçük Göl bugün alabalık üretimi için kullanılırken, Büyük Göl gözde bir mesire yeridir. Bu göllerin ortaya çıkışına dair efsaneye göre, o yörede sürüsünü otlatan çoban, yakında bir kaynak olmadığı için çok susuz kalmış. 'Ya Rabbi, su' diye inleyerek asasını yere vurunca hemen oracıktan su kaynamaya başlamış ve bu göller oluşmuştur.

    GÖLYAZI Bursa

  • Eski adı Ordrises olan Mustafakemalpaşa Çayı, eski zamanlarda Bandırma'dan denize dökülürmüş. Apolyont Gölü'nün yerinde ise bir ova, bu ovada da bir küçük krallık varmış. Bugünkü Mustafakemalpaşa'nın yerindeki Melde'nin kralı, ovadaki kentin kralının güzel kızını oğluna istemiş. Ancak kız prensle evlenmek istemeyince, babası bir tepe üzerinde saray yaptırarak, kızını buraya saklamış. Bunun üzerine kızan Melde Kralı, Odrises Çayı'nı ovaya çevirmiş. Irmak, bütün ovayı ve kenti sular altında bırakmış. Bugünkü Gölyazı'da bulunan prensesin sarayı da bir ada olarak kalmış. Apolyont (Ulubat) Gölü de işte böyle oluşmuş.

    Aktaran: Kasım ŞAHİN

    HERO iLE LEANDROS- İstanbul-Çanakkale-Mersin

  • Efsaneye göre, Kız Kulesi'nde yaşayan güzeller güzeli Hero, sevgilisi Leandros'la buluşmak için her gece bir ateş yakarmış. Leandros da ateşi takip ederek yüzüp kuleye gelirmiş. Ancak rüzgarlı bir gecede ateş sönünce Leandros yolunu bulamayıp dalgaların arasında kaybolmuş. Sabaha dek onu bekleyen Hero da, Leandros'un cesedi karaya vurunca kendini denize atmış.

    Bu efsanenin bir benzeri, Mersin'deki Kız Kalesi, bir başkası da Çanakkale Boğazı için anlatılır. Çanakkale efsanesinde Hero Nara Burnu'ndaki Abidos'ta, Leandros is Gelibolu kıyısındaki Sestos'ta yaşarmış. Kendini aşk tanrıçasına adayarak keşişlik andı içmiş olan Hero bu yüzden evlenemeyeceğinden, boğazın öbür yakasındaki sevgilisi Leandros'la gizli gizli buluşmaya başlamış. Hero kıyıda bir ateş yakar, Leandros ise yüzerek sevgilisinin yanına gelirmiş . İki aşığın acı sonu, İstanbul efsanesindeki gibi fırtınalı bir gecede gelmiş.

    Aktaran: Mediha Olgun KARACA

    Anadolu efsanelerinde, kesik başlı cengaverlerle ermişlere sık rastlanır

    ARAP BABA- Elazığ

  • Harput'ta Alaca Mescit'in Arap Baba türbesi yer alır. Dikdörtgen türbenin zeminin tam ortasında, mumyalanmış Arap Baba'nın sandukası vardır. Ancak mumyanın başı yoktur ve sonradan bu cesetle ilgisi olmayan bir baş buraya konmuştur.

    Efsaneye göre Harput yöresinde bir yıl yağmur yağmaz. Kuraklığın ardından da kıtlık kapıya dayanır. Halk perişandır. Alaca Mescit'in yakınındaki bir evde, Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında Arap Baba'nın başı kesilip de dereye atılırsa yağmur yağacağını görür. Yaşlı kadın önceleri bunu dikkate almaz. Ancak aynı rüyayı üç gece üst üste görünce, bir gece Arap Baba mumyasının başını gövdesinden ayırır. Kesik başı dereye atar. Bunun üzerine öyle bir yağmur başlar ki, dereler coşar, her yanı seller götürür. Yağmuru dört gözle bekleyen insanlar bu sefer de bu felaketten mustarip olur. Selvi kadın rüyasında Arap Baba'nın kesilen başı yerine konulursa yağmurun dineceğini görür. Arar, bir kesik baş bulur, mumyanın yanına koyar, yağmur da

    durur. Bu olaydan sonra Selvi'nin korkunç bir hastalığa yakalanarak günlerce ıstırap çektiği, sonra da öldüğü anlatılır.

    Aktaran: Doğan CAN

    BAŞKIZDIRAN- Ünye

  • Ünye ilçesinin en yüksek yeri olan Başkızdıran Tepesi, Yiğitler Köyü'nün ardında yükselir. Başkızdıran Efsanesi'nde, çok eski zamanlarda, savaşta düşmanın kafasını kestiği bir asker anlatılır. Kesik başını elinde taşıyan askeri gören bir çocuk annesine, 'Bak anne adam kafasını taşıyor' demiş. Bu sırada, başı çok kızan asker (Başı kızmak yörede, 'sinirlenmek' anlamında kullanılır), kafasını elinden bırakarak yere yığılmış ve oracıkta can vermiş. Askerin düştüğü bu yerde de, bölgenin en yüksek tepesi yükselmiş. Burada bugün de bir yatır olduğuna inanılır ve ziyaretlerde adaklar kurban edilir.

    Aktaran: Nedim KOVAN

    Derleyen: Yurt Haberler

    Bitti


     
  •  


     
     

     

    Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
    | Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir