 |
|
|
|
Deniz de benim gibi güzel
|
|
|
Hani deyim yerindeyse 'Gün geçmiyor ki ilginç bir reklam çekilmesin, herkes bu reklamı konuşmasın sayın seyirciler...' Sinan Çetin'in yönetmenliğinde çekilen Deniz Akkayalı, Aysel Gürelli ve üstüne bol bonuslu reklamdan söz ediyoruz. Ekranlara geldiği andan itibaren adeta 'Bir Cem Yılmaz reklamı' etkisi yaratan yeni Bonus Kart reklamından... Türk pop müziğinin 'olmazsa olmaz' isimlerinden Aysel Gürel bu reklamın da temel direği.
Yeni Bonus reklamının bu kadar çok ses getirmesini Sinan Çetin'in başarısı olarak gören Aysel Gürel, çekilen filmlerde kendisinin yanı sıra Deniz Akkaya'nın dublajını üstlenmiş. Ünlü söz yazarı, Deniz Akkaya'nın hatırı sayılır bir dünya güzeli olduğunu düşünüyor. Gürel, kendisinin de gençlik yıllarında Akkaya kadar güzel olduğunun da altını çiziyor. Bu da Deniz Akkaya yaşlandığında nasıl olacak diye merak edenler için önemli bir ipucu sayılır.
Deniz Akkaya, yıllar önce 'Aysel Gürel benim idolümdür' der, bu da Aysel Gürel'in çok hoşuna gider doğal olarak. Gürel bu durumdan hoşlanmakla kalmaz, tutar ünlü mankeni arar telefonla. 'Ben gerçekten sizi çok seviyorum, örnek aldığım kişisiniz' sözlerini bir de telefonun öteki ucundaki Akkaya'nın ağzından duyar. Deniz-Aysel yakınlaşması işte böyle başlar ve daha sonra Akkaya'nın bir dergi için Gürel'le yaptığı röportajla gelişir. Kendini her daim 'deli' diye tanımlayan usta söz yazarı, Bonus reklamları için Sinan Çetin'den teklif aldığında çalışmada yer alacak isimlerden pek haberdar değildir. Ancak kendisi kadar 'uçuk' olduğuna inandığı ünlü yönetmene güveni tamdır. Daha sonra reklamda kendi gençliğini Deniz Akkaya'nın oynayacağını öğrendiğinde ise çok sevinir. Çünkü Aysel Gürel de gençliğinde Deniz kadar güzeldir.
Yıldız ya da Nazan da kim? siz asıl bana bakın
Bugüne kadar 'Firuze', 'Ziller ve İpler', 'Abone' ve 'Ben Her Bahar Aşık Olurum' gibi yüzlerce hit şarkının sözlerini yazan Aysel Gürel, Yıldız Tilbe ve Nazan Öncel'in başkalarına verdiği besteleri için 45 bin dolar bedel biçmelerini alışılmış Aysel Gürel üslubuyla değerlendiriyor. Aysel Gürel'e göre kendisi dedikoduyu hiç sevmiyor ama bu iki ismin adının bile anılması onu sinirlendirmeye yetiyor. Gürel bu konuyla ilgili yorumunu şöyle dile getiriyor:
'Ben dedikoducu bir kadın değilim ama boş verin onları siz asıl Aysel Gürel'e bakın. Ben dedikoducu kadın değilim. O saydığınız isimleri de tanımıyorum işin doğrusu. Ama bildiğim bir şey varsa iyiler kalır, kötüler gider. Birileri bir ara şöhret olur, ama bu durum fazla sürmez. Koçlar hep ayakta kalır.'
Gürel, ortalarda dolaşan bol sıfırlı rakamları inandırıcı bulmuyor aslında: 'Hepsi yalan bunların, hepsi özendirici, ortalığı kızıştırıcı dedikodulardan ibaret. Ben şimdiye kadar yazdığım şarkıları böyle yüksek paralara satmadım. Böyle bir şey de yok aslına bakarsanız. Ben çok varlıklı bir ailenin kızıyım. Bu işi yapacak insanların ayrı bir ekonomik güvencesi olması lazım. 'Beste satayım, geçineyim' diye bir şey yok. Bu memlekette kim böyle geçinebilir ki zaten?'
Kimlere şarkı sözü verdiğini, kimlere vermediğini sormamız üzerine 'Bazı kişiler benden şarkı sözü istemeye cesaret edemiyor. Bu yalan rakamlar var ya hayır öyle değil. İki gözü morarmış, elinde iki çocuğuyla gelen solist bir kadın olunca bedava da veriyorum. Para benim için önemli değil, mühim olan insanlık.' diyor.
Uzun süredir ortalıkta gözükmeyen sanatçıya bunun nedenini sorduğumuzdaysa, 'Pop müzikte büyük bir kirlenme yaşandığı için geri çekildim. Müzik kanallarında artık halkın seyretmeyeceği klipler ve şarkılar dönüyor. Ben de sotaya yatmıştım. Nasıl 1990 yıllarında Abone'yi yapıp, pop müzikte yeni bir çağ açtıysam yine onun gibi büyük bir yeniliğe imza atmak için bekliyorum' şeklinde yanıtlıyor.
En büyük besteciyi takdimimdir
Aysel Gürel, geçen yıl Kral TV'de ödül vermek için sahneye çıktığında Serkan adındaki genç şarkıcıyı 'Türkiye'nin en büyük bestecisi aramızda' diyerek izleyicilerle tanıştırmıştı. Geçtiğimiz günlerde albümü piyasaya çıkan Serkan hakkında yanılmadığını söyleyen Gürel, “Bütün Türkiye önümüzdeki günlerde onun şarkılarına eşlik edecek” diyerek noktayı koyuyor.
Aysel Gürel televizyonu uzun bir süre önce hayatından çıkarmış ama kendi reklamını seyretmeyi de ihmal etmiyor. Gürel televizyon bahsi açıldığında hemen yanıtlıyor: 'Televizyonu hayatımdan kaldırdım, seyretmiyorum çünkü ekranlara gelen diziler içimi bayıyor. Durum çok tehlikeli bir mecraya doğru akmakta. Bir dizide 2400 kişi ölmüş (Kurtlar Vadisi'nden söz ediyor olmalı), bu 3.Cihan Harbi katliamı gibi bir şey değilse nedir? Bu yüzden katiyen televizyon seyretmiyorum'.
Geçtiğimiz ay Kanal 6'da dostu Orhan Kural'ın çevre temalı programına konuk olan Gürel, genellikle televizyon programlarına katıldığı zaman konuk kadrosunu da kendisi saptıyor. Aysel Gürel 'Yanımda şu, şu, şu olacak yoksa gelmiyorum diyorum, hepsi kabul ediyor' şeklinde açıklıyor durumu. Tabii Orhan Kural bir istisna onun için...
Bir savaş çocuğu olduğunun altını çizen Aysel Gürel son olarak bu konudaki düşünceleri aktarıyor bize: 'Ben hiçbir şeyin atılmasından yana değilim. Türk toplumu olarak o kadar müsrif bir toplum ki attığımız çöplerimizden kullanılacak eşyalar bile çıkıyor. Ben bazı akşamlar çöpleri karıştırıyorum. Buradan çöp atanlara söylüyorum, özellikle kesici olan şeylerini bir şeylere sarıp öyle atsınlar. Ben bir ev aldığımda evin içi kapısı açılmayacak kadar içi eşya dolar. Ben bir savaş çocuğuyum ve bu nedenle olsa gerek biraz aç gözlüyüm herhalde. Her gördüğüm şeyi almak istiyorum ve evim kısa sürede doluyor. Yeni bir ev satın alıyorum anında o da doluyor. Ama bunun sonunun olmadığının farkındayım. Geçenlerde böyle doldu diye bir evimi sattım ama eşyaları atmadım.'
Emin BABACAN emin.babacan@aksam.com.tr
|
|
|
|
|
|
 |