 |
|
|
|
Biz böyleyiz çünkü...
|
|
|
Serdar Turgut 25 Mart tarihinde, 'biz neden böyleyiz?' diye sormuş ve Türkler'in bazı davranışlarının nereden kaynaklandığının araştırılması gerektiğini yazmıştı. Serdar Turgut, en çok da aşırıya gitme eğilimimize dikkat çekmişti.
Hayati derecede kritik bir süreçten geçtiğimiz bu günlerde toplumumuzu anlamak açısından bu konunun üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Daha önce Hilmi Yavuz yazmıştı, ben de bahsetmiştim. Bazı akademisyen ve sanatçı arkadaşlarımızla oluşturduğumuz Arjantin Felsefe Grubu'nda ders veren hocalar arasına bir süre önce Erol Göka da katıldı.
Göka'nın, Türkler'e özgü davranışlar konusunda çalışmaları var. Bu zemindeki sohbetlerimizde Serdar Turgut'un gündeme getirdiği sorulara aydınlatıcı yanıtlar bulduğumuzu düşünüyorum. Toplumun geleceğini anlayabilmek ve olası tavır ve reaksiyonlarını görebilmek içinde oldukça yararlı olduğuna inanıyorum.
Doç. Dr. Erol Göka'nın tezine göre Türkler, Göktürkler'den bu yana değişmeden aynı kalan bazı davranış özelliklerine sahip. Şunu belirtelim ki burada Türkler derken bir biyolojik-ırki kategori kastedilmiyor. Ortak yaşantıya, yaşam kültürüne ve dile dayalı özellikler esas alınmış.
Türk tipi demokrasiye ihtiyaç var
Malum bugünlerde AKP'den ve CHP'den kopmalar yaşanıyor. Siyasi tarihimiz, partilerden kopmaların, yeni oluşumların örnekleriyle dolu. Göka'nın bu konudaki tespiti şu: 'Göçebe toplumların olağanüstü hareketliliği, siyasi oluşumların çözülme ve yenilenmesinde başka toplumlarda olmadığı kadar süratli olur.'
Göka, Türk tipi bir demokrasi yaratmamız gerektiğinden bahsediyor. Çünkü Türklerin 'itaat toplumu' olduğunu söylüyor. Bu nedenle Batı tipi demokrasinin ya da parti içi demokrasinin işlemesinin Türkiye'de çok güç olduğunu düşünüyor. Türkler hep güçlü liderliğe ihtiyaç duyuyor. Yani 'mutlaka güçlü bir lider bulmak zorundayız.' Aynı zamanda 'sadakat, ve bağlılık' ilkesini getiriyor. Göka, 'Toplumun Atatürk'ü bu kadar sevmesini anlamayanlar, Türk grup davranışının bu yönünü bilmiyorlar' diyor.
Araştırmalar ayrıca Türkler'in, tarih boyunca gösteriş ve şatafata düşkün olduğunu, anaerkil toplum yapısının hakim; katı bir namus anlayışına dayanan tek eşliliğin baskın olduğunu gösteriyor. Türkler'de yazılı değil, sözlü kültürün egemen olduğu ortaya çıkıyor.
Mafya meselesi...
Erol Göka'nın çalışmaları, Serdar Turgut'un gündeme getirdiği 'mafya gerçeği ve mafya dizileriyle ilgili' sorularını da aydınlatır nitelikte.
Göka, 'Türkler mafiyöz bir toplum yapısına sahiptir. Bu, Türklerin Anadolu'ya gelişlerinden beri sürmektedir' diyor. Göka, bu yönümüzü irdelerken araştırmacı Murat Çulcu'ya atıfta bulunuyor ve 'Önasya'yı karakterize eden otorite çatışması, bu çatışmaların neden olduğu toplumsal kan davaları, merkez ile yerel arasında asırlardır süren çatlaklar mafıyöz toplumun oluşum nedenleridir. İlave olarak da ayrıcalıklılar, koruyucular, korunanlar şeklindeki bir toplumsal kategorinin hep var olması yine mafya oluşumlarının arka zeminidir' diyor
Perşembeye devam edeceğiz.
|
|
|
|
|
|
 |