09 Nisan 2005 Cumartesi       




 

Engin Ardıç


 

Sap, saman, sivrisinek, saz, davul, zurna, vesaire

   
 
Şu 'Marduk' konusuna bir daha girmemeye yeminliydim, ısrarlara dayanamayıp yeniden burnumu sokunca korktuğum başıma geldi, gene gırgır başladı.

İşin özünü yeniden anlatmaya çalışayım; gerçi, tam sayfa yazdık anlatamadık da bu daracık yerde mi başaracağız?

'Pozitivizm' terbiyesi almış, her ne kadar sonradan ondan kurtulmaya çalışsa da 'memur zihniyeti ve memur solculuğu' cenderesinden geçmiş bazı arkadaşlar burun kıvırdılar ve kıvırıyorlar.

Oysa bendeniz bu konunun 'ispiritizmayla', 'kehanetçilikle' falan ilgisi olmadığını söylemiştim. Ama işte bir gazetenin yazı dizisine başka bir gazete 'eyvah tiraj oraya gitti' diye tepki gösterip hemen bir 'Nostradamus' falan da o patlatırsa, en aydın geçinen bile kafasında ikisini birleştiriveriyor.

Beş bin kere 'bu bir inanç meselesi değildir' diyorum, en akıllı arkadaşım bile dinliyor dinliyor, sonra 'yahu sen buna sahiden inanıyor musun' deyiveriyor!

Sevgili arkadaşlar, bu konu, bir astronomi, astrofizik, jeoloji, tarih ve arkeoloji konusudur. Ciddi bir konudur. Magazin değildir.

Sizi kınamıyorum, çünkü meselenin aslına değil, 'medya dünyasında' meseleye eğilen ikinci hatta üçüncü sınıf 'elemanların' sığ yaklaşımlarına bakıp gülümsediniz. Haklısınız, çünkü bu hıyar memlekette 'Marduk gezegeni geleceği için Amerika Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurdurmak istiyor' diyenler bile çıktı.

(Haklısınız, '666 şifresi Internet'i simgeliyor' diyen dıngılı ben de ciddiye almam.)

'Da Vinci' konusunda da öyle olmadı mı? İşin özü ve bunu anlatan ciddi kitaplar ya bir yana bırakıldı ya hiç okunmadı, Dan Brown denilen, bu konuları 'paraya tahvil etmeyi' çok iyi bilen, yazdığını da yanlış yazan bir esnafın, 'kısa zamanda köşe dönen' bir piyasa romancısının peşine takılındı...

(Doğrusunu Aytunç Altındal anlatmaya başlıyor, bari oradan izleyin.)

Fakat sizin de suçunuz şu: Bilmiyorsunuz, çünkü okumuyorsunuz, çünkü zahmete katlanmıyorsunuz, çünkü öğrenmek istemiyorsunuz, çünkü çoğunuzda doğru dürüst yabancı dil de yok.

Üstelik sizin de kendi dünyanızda tarih, arkeoloji falan değil, Bağ-Kur emekli reçeteleri, köprü trafiğinin düğüm noktaları, Turizm Bakanı'nın söylev ve demeçleri, milletvekili transferleri, ayçiçeği destek alımları ve hal çıkışı karpuz fiyatları falan gibi konular daha ağırlıklı.

Belki de kendinize yediremiyorsunuz, molla denilmesi için ağır oturmak gerektiğini düşünüyorsunuz, ne bileyim?

Ama anlatıyoruz işte... Niçin hafife alıyorsunuz?

Bendeniz küfürbaz ve gırgır şamata bir adam olduğum için, yazdığım en önemli konuya bile 'aman pek güzel yazmış' denilir, ve fakat gülünüp geçilir. Bu adam ya sevilir ya nefret edilir ama ciddiye alınmaz. Ondan mı?

Evet, kusura bakmayın bu meselenin 'devrimde' yeri yok. Marx olsun, Engels olsun, Bernstein olsun, Kautsky olsun, Lenin olsun, Stalin olsun, Mao olsun, Castro olsun, bu konuya hiç değinmemişler.

Oysa 'materyalist' ve çoğu zaman 'bir üstyapı kurumu olan' bazı yerleşik ve yanlış dini yaklaşımlara zıt düşen bu öykünün sizi daha bir ilgilendirmesi gerekirdi ama, o feraseti beklemiyoruz canım... Sizde o feraset olsaydı zaten iktidara falan da gelirdiniz.

Sizde mi kabahat, bende mi, yoksa bu konuları 'tiraja tahvil etme' eğilimli yöneticilerde mi, onu da bilemiyorum...

Peki, bu konuyu kapatalım artık. Şimdi soruyorum: Sayın başbakan, Sağlık Bakanlığı'na devredilen SSK hastanelerindeki kuyruklar ne zaman sona erecek?

(Oldu mu? Sürüye uyum sağladık mı?)


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir