Aşağıdaki yazı, binlerce polis adına gönderilmiş.Önemine katılıyor ve aynen yayınlıyoruz...
*10 Nisan Polis Bayramı ve Haftası nedeni ile yıllardır polisin sırtını sıvazlayan haftalık haberlerin öteki yüzünü aşağıda sunuyorum...
Biz polisler, 7 gün 24 saat görevliyizdir.
Üstlerimiz isterlerse bizi istirahatli olsak bile göreve çağırabilirler. Senin planın, önemli işin var mı yok mu hiç önemli değildir.
Geceden çıkarsın 12-13 saat uyumadan sabaha kadar beklemişsin... Yalnızca 1-2 saat sonra gündüz göreve çağırılırsın.
Gündüz çalışırsın, akşam olur eve gideceksin ek görev çıkar, yemeğini yer ve hemen göreve dönersin. Tabii eve döndüğünde, ev halkını ayakta bulamazsın, geç saat olduğu için...
Hafta sonu olur izinli dahi olsan seni mutlaka şehrin futbol kulübünün maçına, havada karada göreve çağırırlar... Hem de maç başlamadan 3-4 saat önce; stad görevlileri dahi gelmeden orada görev alırsın.
Sınav olur; ÖSS, AÖF, Ehliyet vs... Herkesten önce göreve gelir, en son sen ayrılırsın.
İşin en acı yönlerinden biri, stad görevlileri, salon görevlileri... vb. değişik miktarlarda ve asli işleri olmasına rağmen ücret aldıkları halde, polis memuru kuruş alamaz.
Yapılan etkinlikler; festival, halk oyunları, konser, tiyatro vs. sen olmadan yapılamaz!
Yıllık izine, şubat-mart aylarında çıkarsın zorunlu olarak!
Bir acı günün olsa en son sen duyarsın.
Bayramda, soğukta, sıcakta, gece, gündüz çalıştığın halde...
Terör, cinayet, gasp, sarhoş, psikopat, tinerci, üçkağıtçı, travesti, trafik vs. seni ilgilendirmeyen hiçbir şey yok gibidir yeryüzünde..
Ve belki bunların neticesinde 'Evine dönememek' gibi bir tehlikeyle de karşı karşıyasın ama...
Aldığın ücret, senin çalışma saatine ve görev zorluğuna hiç uygun değildir.
Bıraktık ücreti, sadece ve sadece tüm polislerin ve ailelerin en büyük derdi olan EK GÖREV sorununa mutlaka ve mutlaka çözüm bulursun, yeter.
Polisin haftalık çalışma saati '40 saati geçmesin' diye genelge gönderilmiş ama genelgeyi ne uygulayan oluyor ne de ciddiye alan,
Sözün özü...
Ne para, ne pul; sadece ve sadece insanca çalışma şartları istiyoruz.
Yaklaşık 180 bin polisi ve ailelerini ilgilendiren bu konuyu 'memleket sorunu' olarak görüp de, ucundan kıyısından değinirseniz, bizleri sevindirmiş olursunuz.
Her 10 Nisan yaklaştıkça, polisin sırtını sıvazlayanlar, lütfen polisin bu derin yarasına da artık el atsınlar.
İşte 10 Nisan, o zaman 'bayram' olur.
Paradan vazgeçtik; insanca çalışma ortamı istiyoruz.
Kedi!
Tayyip Erdoğan'ın evindeki kedisi kaçmış.
Yanlış yerlerde aramayın...
Karikatürist Musa Kart'a sığınmıştır!..
Aynı el!
'..Orgeneral Evren'i devlet başkanı olarak bulan siyasi kadrolar, Talabani'nin bir turda Irak Cumhurbaşkanı seçilmesine ne diyorlar acaba?' * Mehmet Barlas - Sabah.
Güldürmeyen 'şakacı' Bakan!
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç çok espritüel olduğuna inanıyor.
Şu ana kadar yüzümüzü güldüren bir esprisine tanık olmadık ama kendisinin yüzü hep gülüyor; Allah güldürsün.
De...
Bakanımız espri yaptıkça kendisi gülüyor, mahiyetindeki bürokratlar da gülüyor gibi yapıyorlar.
Fakat bazen Ruslar'ın yüzü asılıyor, bazen de diğer bakanların, belki de başbakanın...
Sayın Bakan, espri yapmaktan vazgeçseniz nasıl olur acaba?
Özür dilerken bile 'gaf' yapmak yine 'şakacı kişiliğinizle' açıklanamayacağına göre...
Sizin daha başka özellikleriniz olmalı ama henüz keşfedemedik...
Gelin siz bizi güldürmekten vazgeçin.
Biz de sizi 'keşfetme' külfetinden kurtulmuş olalım.
Politika buysa
Haksızlık etmişiz...
'Irak politikamız' varmış.
Talabani'yi Başkan seçtirdik ya!..
Benim Köşem Sıtkı SİNİRLİ
Tayyip'in gezileri
Allah'ı var, Tayyip her gezisine beni çağırıyor ama
gitmiyorum.
Gitmeme gerek de yok aslında. Çünkü ben, uzaktan da
olsa, onun her gezisinin muhteşem geçtiğini
biliyorum. Haber alamasam da,
Fatih telefonla bana bildiriyor:
- Sıtkı Abi, Tayyip Bey yine harikalar yarattı.
Zaten ardından bizzat Tayyip arayarak bilgi veriyor.
Nitekim, son Vatikan gezisini de, tek cümleyle
özetledi:
- Sıtkı Abi, peşimden dört milyon kişi yürüdü!
Hepinizin ağabeyi Sıtkı.
Reçete
Mehmet Anık'tan....
Doktor, yaşlı hastasını sıkı sıkıya muayene ettikten sonra hem reçetesini yazıyor hem de tavsiyelerini sıralıyordu:
- Artık bundan böyle içki yok, sigara yok, kadın yok, heyecan yok, kavga yok!
Doktor, yaşlı hastasının yüzünün asıldığını görünce, alçak bir sesle 'o kadar da değil canım' dedi:
- Bol bol şiir okuyabilirsiniz!..
NOKTA: Aptalı sık sık affetmek onu ahlaksız yapar. (Syrus)
|