 |
|
|
|
Kova ve Hagi
|
|
|
Gazetelerin yazdığına göre; '..Kayseri havaalanında cep telefonunu çaldırdığını sanıp, kafileyi karşılayan TARAFTARLARA 'Hırsızsınız!' suçlaması yapan Hagi'nin yöneticilerle yaptığı görüşmede, 'Keşke beni durdursaydınız. Nasıl böyle bir hata yaptım, BİLMİYORUM, dediği iddia edildi.'
Gazetelerden yola çıktık devam edelim. Galatasaray'ın futbol şube sorumlusu Fatih Gökşen, Hagi konusunda basına şu açıklamayı yapmış: '..Kendisi özür diledi. Kayserililer'in olayı kapatması için Hagi ne yapsın; havada takla mı atsın?'
Konuyla ilgili bu haberleri gazetelerde okudukça, o haberde kullanılan her harfin birilerinin zihinlerine, ruhsal yapılarına adeta striptiz yaptırdığını hissettim ve gördüm ki, bunlarda empati denen değerin zerresi yok; o sebeple de al birini vur ötekine!..
Neymiş efendim, yöneticiler kendisini niye durdurmamışmış... Canlı şahidiyim, yöneticiler Hagi'yi durdurmak için her çareye başvurdular.
Kayserili taraftarı nasıl yaraladığını değil, kişiliğine ayna tutan hiddet ve öfkenin faturasını yöneticilere çıkartmayı düşünen bir kişiden nasıl empati yapmasını bekleyebilirsiniz.
Bu arada gördüğüm kadarıyla bazıları Hagi'yi koruma adına, onun hiddet ve öfke bağımlılığını görmezden gelmek istiyorlar veya en azından olayı 'olur böyle vakalar'a indirgemek istiyorlar.
Oysa Hagi, bu kişilik yapısıyla artık Galatasaray'a zarar vermeğe başlamıştır.
Bundan sonra kapılacağı her hiddet ve öfke krizinde, içerisinde bulunduğu züccaciye dükkanına olağanüstü zarar yazdıracaktır; ÇÜNKÜ HAGİ'NİN SORGULANMASI GEREKEN BİR EMPATİ DEĞERLİLİĞİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTIR.
Bilindiği üzere empati, 'içini hissetme' anlamına gelen eski Grekçe 'empathiea' kelimesinden üretilmiştir.
Günümüzde karşısındakinin neler hissettiğini anlama, onun hissettiklerini paylaşma anlamında kullanılan ve günlük hayatımızda yer alan empati, aynı zamanda duygusal zekanın da olmazsa olmaz bir parçasıdır.
Empati değeri, daha doğrusu duygusal zekası yüksek olmayan bir kişinin, duygularını kontrol etmesi, hele hele öfke ve hiddet coşkusunun pençesine düşmemesi imkansızdır.
Özetle anlattığımız bu sebepledir ki, mesele Hagi'ye takla attırmak ve mani olmak boyutunu çoktan aşmış, doldurduğu süt dolu kovayı her an atacağı tekme ile devirecek özellikteki birisine katlanılıp kullanılmayacağı noktasına gelmiştir.
Sapla sapanı kimse birbirine karıştırmasın, LÜTFEN!..
|
|
|
|
|
|
 |