30 Mart 2005 Çarşamba       




 

Reytinge inanmıyorum

   
 
Oyuncu Emre Kınay, şu sıralar kurduğu tiyatrosuyla ilgileniyor. Dizi oyuncusu olarak anılmaktan rahatsızlık duyduğunu anlatan Kınay, televizyonun ticari bir iş olduğu için seçimlerinde daha geniş davranıyor. Ama ona göre esas er meydanı tiyatro

Yeni bir tiyatro kurdunuz. Biraz bahseder misiniz?

Duru Tiyatrosu alternatif oyunları yapabileceğimiz, keyifli, eğlenceli çalışmalar yapabileceğimiz bir yer oldu. Bakırköy Belediyeleri'nden izinle yapıyorum. Ama ne oynanacağına, ben karar veriyorum. Yeni kuruldu, en büyük sorun sahne. Profilo ve Akatlar'da oyunlarımızı sergiliyoruz ama önümüzdeki yıl daha yerleşik düzene geçeceğiz.

Özel tiyatroların bile kapandığı bir ortamda tiyatro kurmak risk değil mi?

Akıl karı değil ama ben yapmazsam kim yapacak. Türkiye'de tiyatronun mutlaka varolmasıyla ilgili fikir beyan ediyorum fakat konuştuklarımı hayata geçirmezsem boşa konuşmuş olurum. Televizyondaki popülerliği ve oradan kazandığım ekonominin bir kısmını buraya aktarmak lazım. Çünkü tiyatro ideal işidir.

Bu borcu ödemenize izin veriliyor mu?

Zaman zaman verilmiyor. Oyun iptal etmek zorunda kaldığımız günler oluyor. Seyirci biraz daha hassas davranmalı. Avrupa Topluluğu gibi çağdaş emelleri varsa asla reddedemeyecekleri bir şey. Dünyada oyunculuk anlamında çok önemli bir yerdeyiz. Bir sürü Avrupa ülkesinden teklif alıyorum. Onlar merak ederken kendi ülkemizin insanı, bizi merak etmiyor. Aydınlık, düşünen insanlara ihtiyacımız var. Toplum yaratmak da böyle bir şey. Bunda herkesin sorumluluğu var.

Popülerliği sevmiyor musunuz?

Ben de popüler işlerin içindeyim. Karşı değilim ama terazide ikisine verilen önem aynı değil. Bir ülkenin tiyatrosu olmazsa o ülkede manevi anlamda çok şey eksilir. Önüne gelen de albüm yapsın ama bu ülkedeki tiyatrocularla da ilgilenilsin. İlla Fransız Cumhurbaşkanı'ndan nişan almam mı gerekiyor haber olmam için. Haluk Bilginer de popülist işlerde ama deli gibi de tiyatro yapıyor. Onun yolundan gitmeye çalışıyorum. Bir gün ekonomik anlamda güçlü olduğumda ben de aynı şeyi yapacağım.

Yeni oyununuzdan biraz bahseder misiniz?

Oyun, havalimanında bekleyen bir yolcuna başka bir yolcu geliyor. Adamı dinlemek istemiyor ama bakıyor, yapacak bir şey yok 'Anlat' diyor. İlerleyen zamanlarda anlıyoruz ki, anlattığı hikayelerin adamla da ilgisi var. Önce kedi maması, sonra bir cinayet ardından da bir tecavüz olayı anlatıyor. Diğer adam ısrarla, 'Bunu bana neden anlatıyorsun?' diye soruyor. Finalde de bir sürpriz oluyor. Birinci perdesi bir kara mizah ikinci perdesi ise gerilimle yoğrulmuş bir oyun. İnsanın kimliğiyle yüzleşmesini anlatıyor.

Şimdiye kadar yer aldığınız projelerden rahatsızlık duydunuz mu?

Okul, bir gönül borcu ve arkadaşlarımın ilk sinema filmiydi. Jean Reno'yla bir film çektik. Orada figürandım. Berivan'da bir toprak konusu vardı. Bitmesi gereken bir sistemi bitirmeye çalışan bir adamdı Ferhat. Her rolde bir kabul nedenim vardır. İnşaat da geçen yılın en iyi filmiydi diyebilirim. Yaptığım iş bu kadar seyirci aldı diye bir şey söz konusu değil. Reytinge inanmıyorum. Çünkü ekonomik bir kriter.

Bir assolistle başrolü paylaşmak nasıl bir şeydi?

Sibel'le çok keyifli çalıştık. Televizyonu, sinema ve tiyatrodan ayırırım. Tiyatroda ve sinemada kiminle oynayacağıma dikkat ederim. Televizyonsa ticari iştir. Televizyonda yapılan işlerde seçiciliğimi alt seviyede tutuyorum. Oyunculuk için er meydanı sahnedir. Mesela Sibel'le sinema filmi çekmem. Televizyon dizisini herkesle yaparım. Televizyon oyuncunun ekmek kapısı. Reddetmek nankörlük.

NURBANU GÜNEY nurbanu.guney@aksam.com.tr


 
 

Diğer RÖPORTAJ 'lar

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir