30 Mart  2005 Çarşamba       




 

Boş kovana benzer felçli hastaneler

   
 
Geçtiğimiz günlerde, gazetelerde sağlık hizmeti veren bir vakfın ilanı yer aldı. İlanda hastaneler, sağlık ocakları, okullar yaptırarak devlete bağışlayan vakfın işleteceği yeni ve modern bir hastane tanıtılıyordu. Aynı sıralarda Sabah gazetesindeki bir haberde, bu kurumun üst düzey yöneticilerinden birinin açıklamaları yer adı: 'Devlet hastaneleri özelleştirsin. Biz hastaneleri işletmeye talibiz. Hem de çok iyi işletiriz.'

25 yılını sağlık sektöründe sahada hizmet vererek geçirmiş ve hala da hizmet veren bir hekim olarak sormak gerektiğini düşünüyorum: Sağlıkta yeni anlayış, boş kovana benzer felçli hastaneler mi? Felçli hastane ne anlama mı geliyor? Toplumun tümüne hizmet sunamayan, hizmet sunduğu kesime de bir katkı sağlayamayan; ülke gerçeklerine göre değil de, sanki o ülkeler sağlık çıkmazında değilmiş gibi başka ülkelerin ihraç ettiği sağlık sistemlerine göre dizayn edilen; teknoloji ithaline yönelik yapılanma sebebiyle, birkaç yıl içersinde tüm cihaz ve malzemeleri demode olmaya aday, dışarıdan bakıldığında lüks bir otelden farkı kalmayan hastaneler.

İnsan sağlığına, mühendislik hizmetlerinde olduğu gibi standart koyulamaz
Çünkü başı ağrıyan yüz kişinin her birinin ağrısı kendine has özellik arz eder. Herkesin alerjisi farklıdır. Bu standart koyma tutumu yüzünden, dünyada sağlık ciddi çıkmazdadır. ABD, İngiltere, Almanya, Fransa çıkmazdadır.
Bu durum mevcut sağlık hizmetleri piramidini tersine çevirmiş, hizmet genelden özele yönlenmeye başlamıştır. Örneğin daha önce yüz birim bir harcamayla doksan kişiye hizmet sunulurken, bu yapılanmaya yöneliş arttıkça, artık aynı harcamayla on kişiye ancak hizmet sunabilecek seviyelere düşülmüştür.
Türkiye'ye lüks hastane anlayışı merhum Özal'la gelmiştir. ABD'de by-pass olduğu hastaneye hayran kalan Özal, benzerlerini ülkemizde de görmek istemiştir. Oysa sağlık lüks bir hastanede by-pass ameliyatı yapmaktan ibaret değildir. Peki bu hastaneler kime hitap ediyordu? Bakan, milletvekili, bürokrat, müsteşar, general veya işadamı, sanatçı, yazar gibi toplumun üst tabakasına. Yani buralarda ya parası bol olanlar ya da masrafları devlet tarafından karşılananlar tedavi görüyorlardı. Ama iş, sayıca toplumun % 5'ini bile bulmayan bu kesimin sağlığıyla sınırlı değildir. İşin daha da acı olanı, bu hastaneler elit müşterilerinin de derdine derman olamamaktadır.
Eğer amaç toplum geneline hizmet vermekse, devlet hastanelerinde olduğu gibi bu hastanelerde acil yanık, acil kırık, acil menenjit, tüberküloz, şeker gibi toplumun geneline ait rahatsızlıklar için de hizmet verilmesi gerekmez mi? Gerekmezse, bugün bu hastaneler kendi amaçladıkları kesime verecekleri hizmetle Türkiye'de sağlık sorunlarına ne çözüm sunmuş olacaktır? Kısacası, boş kovan türü yapılanmayla, değil bir grup, özel sektörün tamamı bu tarz yatırıma yönelse, sağlık sorunlarının % 20'si bile çözülemez. Yeni açılan bazı büyük hastanelerde laborantlar, teknisyen okulları, ebe, hemşire yetiştirmek gibi bir düşünce de var. Ama buzdağının sualtındaki kısmı üç-dört yıl sonra görülebilecektir. Bu konuda samimi olanlara, bu sahaya 1994'te giren Abdülkadir Konukoğlu ile görüşmelerini salık veririm. O da heyecanla bu işe girişmişti. Ama içersine girince, sistemin öyle olmadığını fark etti. Bir iki sene sonra dışarıdan sübvanse etmeye başladı. Geçenlerde bir röportajda 'Sağlık sektörüne girecek misiniz?' sorusunu 'Yok girmeyeceğim, ağzım yandı' diye cevapladı.
Son bir tespit daha: Şu anda birçok holdingin ve kuruluşun özel hastanesi var; sağlık alanında da on milyar dolarlık bir pazar. Buna rağmen, tekstilde inşaatta veya başka sektörlerde olduğu gibi niye bu holdingler bu sahaya kendileri girmiyorlar da, devletten özelleştirme bekliyorlar? Bugün devlet sağlıkta herhangi bir yenilenmeye gidemese de, ciddi bir gelişme gösteremese de, doktorların, sağlık ocaklarının, dispanserlerin pratikleri oluşmuştur.

Yapılması gereken, bu omurganın ve çatının iyileştirilmesine yönelik projelerdir
Yani piramidi tekrar yerine oturtmak gerekmektedir. Sağlıkta cihaz ve malzemeye değil, insana da yatırım yapılmalıdır. Sağlığın bağ dokuları sayılan fizyoterapistlere, hemşirelere, çevre sağlık teknisyenlerine, ebelere hastabakıcılara, hizmetlilere bu sistemde gereği kadar yer verilmelidir.

İsmail Maraş-Tıp doktoru

 

 
Şansal Arsankan
 
 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir