 |
|
|
|
Türkçe rock'ta yaş ortalaması
|
|
|
Cuma günü harika bir konseri kaçırdınız. Babylon'da reggae'ci Zion Train ve Athena, üzerinde çok iyi çalışılmış bir setle ortak sahne aldılar. Athena'nın 'Öpücük' gibi çok bilinen şarkılarını reggae tınılarıyla dinlemek çok hoştu. Asıl büyüleyici olansa iki farklı grubun birbirlerini bu kadar iyi tamamlamaları, derslerine çok iyi çalışmış olmalarıydı. Sahi, ne zaman sadece birilerinin işini iyi yapması bile etkiliyor bizi?
Athena, kuruluş itibarıyla şuursuz, hatta şuursuz olmanın bayraktarlığını yapan, şuursuzluklarıyla övünen insanların adeta sözcüsü olan bir grup. Punk'çı olarak yetişmelerine, öyle çıkmalarına rağmen bu müzik veya yaşam kültürünün yanından geçmeyen insanlar. Ne bir politik tavırları var, ne de muhaliflikleri. Tek başarıları çok eğlenceli olabilmeleri. Eğlenmeyi de çok sevdiklerinden olsa gerek.
Daha Captain Hook'ta çaldıkları yıllarda bazı gençler bu çocuklarda kendilerini buldu, onlarla özdeşleşti. İlk albümlerini çıkınca da sokaklar onları bağrına basacak dinleyicilerle doluydu zaten. Onlar gibi giyinen, onlar gibi konuşan, hatta hayata tutunma biçimleri de onlar gibi olan gençler. Tek amaç eğlenmek, taraf tutulan tek alan futbol, devlet-millet işleri yakından geçmeyenler...
Gençlik politikadan uzaklaştıkça hayat Athena gibiler için daha kolay oldu, Athena giderek daha da ünlendi, kendi inandıkları işleri yaparak başarıyla ulaştı. Athena bugün en iyi sahne performansı olan grup, ama şaşırtıcı bir değişimden geçiyorlar. En az satan son albümleri 'Us' adından da anlaşıldığı gibi akıllandıkları, olgunlaştıkları bir çalışma. Şarkıların yaşı büyümüş, kendi içinde meselesi oluşmuş, şarkı yapmak için bir meselen olman gereğini kavramışlar. Bu seyirciye de yansıdı: Athena'yı dinleyenler artık yaşları daha büyük, kıyafetleri onlara çok benzemeyen bir kitle.
Geride kalan gençleri de Ceza'yla Mor ve Ötesi paylaştı.
Mor ve Ötesi'nin akustik konseri Salı günü Yeni Melek'teydi. Yaş ortalamasının epey düşük olacağı kestirilmiş olmalı ki dünya üzerinde 20:30'da başlayan ilk rock konseriydi.
Beklendiği gibi seyircilerin çoğu 'Dünya Yalan Söylüyor' adlı son albümlerini ezbere biliyorlardı, ama grup onlara istediklerini vermek yerine kendi bildiği yoldan ilerledi. Adeta bir Bülent Ortaçgil disiplini altında, bilinmeyen şarkılarından başlayarak, en bilinen ve herkesin hep bir ağızdan söylediği tek şarkıları olan 'Cambaz'ı en sona sakladılar.
Mor ve Ötesi, Athena'nın tam zıttı, politik olan, öyle görünmek isteyen bir grup. Davulcuları öğretim üyesi, solistleri çift bölüm mezunu bir Boğaziçili ve çiçeği burnunda bir köşe yazarı (Aktüel'de). Son albümlerinde de bir Amerikan grubu edasıyla Bush yönetimini eleştiren, medyaya tavır alan şarkılar var.
Grubun kulisinde Troçki falan tartışılıyor, dahası Yalçın Küçük'le yakın bağları var. 'Siyaset Meydanı' tarzı tartışma programlarına politik görüş vermeye bayılıyorlar.
Ama en fanatik dinleyicileri 14-18 yaş arasındaki gençler. Genç kızlar Mor ve Ötesi'ne erkeklerden oluşan bir pop müzik grubu gibi bakıyor adeta. Çığlıklar, heyecanlar buna işaret ediyor.
Konserde birkaç kişiye 'Siz de yoksa Mor ve Ötesi'ni sadece son albümleriyle bilenlerden misiniz?' diye sordum, hepsi de 'Evet' dedi. Halbuki grubun tarihi çok daha öncesine dayanıyor.
Konser boyunca da seyircinin çoğunluğunun bırakın tüm albümü, sadece birkaç şarkıdan haberdar olduğu izlenimi uyandı bende. Eşlik ettikleri şarkılarda geçen 'Teksas'tan gelen küstah tokatlar' ya da 'Ne habersin ne Türk'sün' gibi lafların neye gönderme olduğunu bildiklerinden de emin değilim. Umurunda olduğunun da.
Mor ve Ötesi, politik rock yapmak için çabalıyor ama popülerleşme süreci içinde bunu karşılayacak bir kitleyi bulamıyor gibi görünüyor. Benim gibi onları daha önceden bilenlerse, bu son albümlerine bayılmakla beraber her şeyi bir 'şuur' bombardımanı altında bırakma huylarını itici buluyor olmalılar. 'Biz' yoktuk çünkü konserde, 'onlar' vardı.
'Dünya Yalan Söylüyor'un muhteşem bir albüm olduğunu düşünmekle beraber, 'Gül Kendine'den aldığım tadı alamadım bir yıldır.
|
|
|
|
|
|
 |