14 Mart 2005 Pazartesi       




 

Meriç Köyatası


 
meric.koyatasi@aksam.com.tr

Mali reformları kim yapar?

   
 
Faiz ve dövizle oynayarak, krizlere girdik, krizlerden çıktık. Kalıcı mali reformları yapmazsak, girip çıkmaya da devam edeceğiz. Maliye Bakanlığı, gelir idaresini etkinleştirmek için bir tasarı hazırladı. Bunu da reform diye kamuoyuna sundu.

'Hiçbir şey değişmiyor, gelir idaresinde yine çok başlılık sürecek' diye itiraz eden bir yazı yazdık. Yazıya, inanılmaz güzel tepkiler aldık. Fikir beyan etmekten aciz, imza atmaktan korkan cibiliyetsizlerin hakaret mailleri de eksik olmadı değil.

İşin özü şu: Türkiye'de vergi denetiminde çok başlılık var. Hesap uzmanları ve maliye müfettişleri kendilerini ayrı bir yerde görüyorlar. Ayrıca gelirler kontrolörleri ile vergi denetmenleri var. Vergi denetmenleri, ordudaki astsubaylar gibi. İşin hamaliyesini onlar yapıyor. Bir de elleri kolları tamamen bağlanmış, ne yapacakları hiç belli olmayan gelir uzmanları var.

Yasanın amacı, gelir idaresinde çok başlılığı ortadan kaldırmak ve özerk bir başkanlık kurmak. Ama hesap uzmanları ve maliye müfettişleri 'biz bu işte yokuz' deyip kendilerini yine bir üst kata taşıdılar. Vergi denetiminde çok başlılık yine sürecek, sadece Gelirler Genel Müdürlüğü'nün adı Gelir İdaresi Başkanlığı olacak.

Cuma günkü yazımın son cümlesi şöyle bitiyordu. Maliye reformu, maliye bürokratlarına bırakılmayacak kadar önemlidir.

Ülkemizde denetimin iyi işlemediği ortada. Nüfusu 70 milyona varan Türkiye'de basit usule tabi 814 bin, beyana dayalı 1 milyon 774 bin toplam 2.5 milyon Gelir Vergisi mükellefi, 632 bin de Kurumlar Vergisi mükellefi var. 70 milyonluk nüfusta 3 milyon 100 bin mükellef olması zaten başarısızlığın en önemli göstergesi. Bu mükelleflerin denetimi yüzde 2'yi bulmuyor. Denetlenenler ve hakkında ceza uygulanan mükellefler de mahkemeye gittiğinde, davalar yüzde 90 mükellef lehine sonuçlanıyor.

Bütün bu rakamlar denetim ve vergi idaresinin hiçbir işe yaramadığını, yeniden yapılanma gerektiğini zaten ortaya koyuyor.

Türkiye'de vergilerin yüzde 70'ten fazlası, dolaylı vergi olarak toplanıyorsa, beyannameye dayalı Gelir Vergisi mükelleflerinin ortalama vergisi, asgari ücret vergisinden daha az ise, 632 bin Kurumlar Vergisi mükellefinin aslında sadece beş bininin vergi ödediği, diğerlerinin de maçı idare ettiği ortadaysa, ekonominin yarısından fazlası kayıt dışıysa, Türkiye'de ciddi bir vergi reformuna (isterseniz adına devrim deyin) ihtiyaç var.

Hayati soru şu: Peki bu reformu kim yapacak? Maliye teşkilatını bu hale sokmuş, mevcudiyetlerini meşrulaştırmak için anlaşılmaz ve karmaşık mevzuat hazırlama hastalığındaki maliye bürokrasisi mi? Bu arkadaşlar en son olarak sadece iki maddeden oluşan enflasyon muhasebesi kanunu hazırlamışlardı. Üstüne 50 sayfadan fazla sirküler, 20 kadar da kitap yayınlandı. Hala işin ne olduğunu anlayan yok. Şimdi bu arkadaşlara reform adına yeni yasa hazırla diyorlar.

Bürokrasinin reform ya da devrim yaptığı görülmemiştir. Zaten işin ruhuna da aykırıdır. Türk ekonomisinin ciddi şekilde mali reformlara ihtiyacı var da, bu işler bürokrasiyle olmaz. Benden söylemesi. Gerisini Kemal abi bilir.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir