14 Mart 2005 Pazartesi       




 

Deniz Gökçe


 
deniz.gokce@aksam.com.tr
deniz-gokce@superonline.com

Kredi kartını tanıyalım!

   
 
Kredi kartları Ankara Ticaret Odası'nın ilginç Başkanı Sinan Aygün'ün popülist ve siyasi amaçlı yaklaşımı ile büyük bir sorun olarak ortaya kondu. Zaten Türk toplumu oldum olası banka sevmez, çok kar ettiklerini düşünür (ama neden kar değil iflas yaşadıklarını da hiç düşünmez), şimdi de kredi kartı konusu ile zaten yaralı banka sistemi hırpalanmak isteniyor. Medya da 'bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olmanın' uzmanı olarak bu konunun üzerine benzer popülizmle atladı. Ama konunun içeriği hiç tartışılmadı.

Kart denince çeşitli kartlar var. Mesela banka kartı sizin bankada mevcut tasarrufunuzu banka dışında bir yerde ödeme yapmak için kullanmanıza yarar. Hiçbir kredi veya taksit içermez (debit cart deniyor).

Kredi kartı dediğiniz ise aslında bir ödeme aracıdır. Kredi kartı, kredi vermez. Sadece ödemeyi yapmanızı sağlar ve bir süre içinde ödeme tutarını geri ödemeniz beklenir. Kredi kartını ödeme aracı olarak kullanmamanızı teşvik için de, süreyi aştığınız zaman, ödemediğiniz bakiyeye çok yüksek caydırıcı bir faiz konur. Bu nedenle de mantık sahibi insanlar kredi kartı bakiyelerini tümüyle öderler.

Kredi kartlarında tartışılması gereken konu son zamanda ortaya çıkan taksit konusudur. Bu uygulama dünyada birçok ülkede vardır. Bunu tartışacağız. Ama önce kredi kartlarının ekonomisini anlayalım.

Türkiye mesela büyük toptan ve perakende ticaretin nasıl bir prodüktivite artışı sağlayan olgu olduğunu anlamadığı için geçen yıl organize perakendeyi Fransa'dan kopya bir kanunla sınırlamaya kalkmıştı. Konu incelenince bu sınırlamadan vazgeçildi. Şimdi de kredi kartları işin ekonomisi anlaşılmadan sınırlanmaya çalışılıyor. Peki nedir kredi kartlarının ekonomisi?

Bir ülkede kalkınma ve gelişme olabilmesi için mal ve hizmetin üretilmesi ve taraflar arasında değişimi (exchange) gerekir. Çağdaş ekonomide değişim mala mal takası (barter) ile değil, parasal ödeme ile yapılır. Değişim bugün mutlaka bir ödeme içermek zorundadır. İnsanlık ilk önce parayı icat etmiştir. Ancak nakit taşımak ve ödemek etkin (efficient) bir ödeme sistemi değildir. Sonradan bulunan elektronik ödeme sistemleri çok daha etkin bir ödeme yaklaşımıdır. Elektronik ödeme sistemleri daha yüksek satış hacmi ve daha geniş global bir pazar, coğrafi sınırlamalardan kurtulma ve etkin ve prodüktivite arttırıcı bir ödeme sistemi getirmiştir. Yapılan araştırmalar elektronik yani kartlı ödeme sistemlerinin nakit ile ödeme yapılan sistemlere oranla üçte iki kadar maliyet düşürdüğünü göstermektedir. Bu mikroekonomik bir olgudur. Bu kabaca vatandaş açısından GSYİH oranı olarak yüzde 1 maliyet tasarrufu demektir.

Ancak elektronik ödeme ve kredi kartlarının daha da büyük makroekonomik etkileri vardır. Makroekonomik olarak 50 ülkede yapılan bir araştırma, elektronik ödemelerin toplam ödemeler içinde payının yüzde on artmasının reel tüketici harcamasında yüzde 0.5 artışa neden olduğunu göstermektedir. Bu da mal ve hizmete talep artışı, büyüme ve istihdam demektir. Elektronik ödeme araçlarını kısıtlamak ise büyümeyi, iç talebi ve istihdamı ciddi şekilde kısıtlamak anlamına gelir.

Gelişmiş ülkelerde nüfusun yüzde 60-85 kadarı banka sisteminde tasarruf tutar. Gelişmeye çalışan ülkelerde ise bu oran yüzde 15-25 arasındadır. Bankada fon tutulması kredi yaratmayı kolaylaştırır, kayıt dışını kayıt içine de alır. Elektronik ödeme sistemleri yani kredi kartları banka dışındaki nakiti banka sisteminin içine sokar ve kredi verilebilecek fon böylece artmış olur. Gelişmiş ekonomilerde yapılan araştırmalar, nakitten bankaya yatırılan fonlara geçişte yüzde on artışın GSYİH'da yılda yüzde bir oranında artış yani büyüme sağladığını göstermektedir. Kayıt dışının yüz milyar doları aştığı ve büyük ölçüde nakit ve vadeli çekle dönen Türk ekonomisinde fonları banka sistemi içine çekmek, gelişmiş ekonomilerden çok daha önemlidir.

Türkiye'de kredi kartı kullanımı düşüktür. Türkiye kredi kartı adedinde Avrupa üçüncüsü olmakla beraber, kredi kartı kullanımında onuncudur. Türkiye'de toplam tüketim harcamalarında kredi kartı kullanımı payı yüzde 10 kadardır. Mesela İngiltere'de bu rakam yüzde 18 civarındadır. Kredi kartı harcamalarının ülkemizde toplam özel tüketim içinde payı da yüzde 20 civarındadır. Gecikmeli alacak oranı ise ilginç bir görüntü vermektedir. 30 günü aşan ödeme gecikmesi olan kartlardan doğan alacakların toplam alacağı oranı Avrupa'da yüzde 8.7, Türkiye'de ise yüzde 5.5 civarındadır. Yani bizde daha azdır!

Türkiye'de bankacılık sektörü ekonomiye göre küçüktür. Kredi verme oranı daha da küçüktür. Kredi kartı kullanımını banka sistemini geliştirmek için ve dolayısı ile gelişme ve büyüme için yardımcı bir olgu olarak görmemiz gerekirken, saçma sapan nedenlerle sınırlamaya çalışmamız açık ve seçik bir şekilde büyüme ve gelişmenin önünü kesmektir. Bunu neden yapıyoruz? Yarın devam edeceğiz!


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir