 |
|
|
|
Bu ceza yasası ertelenebilir
|
|
|
Yeni Türk Ceza Kanunu, bir sürpriz olmazsa 1 Nisan'da yürürlüğe girecek. Medyaya 'Nisan Balığı' gibi düzenleme yapıldığı ortada. Vatandaş Mustafa Dolu 'Özel hayata' dalarsa bir yıl yiyecek. Gazeteci kimliği eklenince bu süre birbuçuk seneye çıkacak. Örnekleme böyle. İş işten geçmiş gibi ama herkes konuşuyor. 'Daha önce neredeydiniz' diyen Adalet Bakanı'na da hatırlatmada bulunmak istiyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti bu konuda itirazını içeren dosyayı size Meclis'in 'Koruma Odası'nda -Başka yer bulamamıştınız- vermedi mi? Bir kopyası Başbakan Erdoğan'a iletilmedi mi? Bu durum ortadayken Sayın Cemil Çiçek'in Selahattin Pınar'ın ünlü bestesini hatırlatan sözlerini anlamak mümkün değil. İstenirse bu Meclis, 'Erteleme Kararı'nı pekala çıkarır. Ondan sonra da yenisi düzenlenir. Eğer, yeni TCK bir ard niyetin eseri değilse, bunu bekliyor ve istiyoruz...
* * *
Yaşı müsait olanlar 'Türkiye'deki Sansür Tarihi'ni hatırlarlar. Milli Şef dönemi, hatta Demokrat Parti İktidarı'nda sadece motosikletli polis yollanıp, süresiz kapatılan gazete ve dergiler vardı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, medyaya uygulanan yasakları bire bir yaşayanlardan olduk. 'Her şeyi soracaksınız' dediler. Önce Merhum Çetin Paşa adres gösterildi. Birkaç ay sonra Selimiye'deki nöbetçi astsubaylardan icazet alır hale geldik. Hadi intiharların yasaklanmasına lafımız yoktu. Trakya-Pancarköy'de düşen askeri uçağın haberinin engellenmesini hala anlamış değiliz.
'Evren Spor' yazısından dolayı hapse mahkum edilen Nazlı Ilıcak'ın cezaevine giriş gününü hatırlayanlardanız. Çok sevdiği marmelatlarını valizine yerleştirirken 'İçeri sokmazlar. Sonra, oradan temin edebilirsiniz' demiştik. Nitekim haklı çıktık, o marmelatları koğuşuna götüremedi. Sonra, bazı gardiyanlarla bu sorun halledildi.
* * *
Yasakların acısını çok iyi bilen Nazlı Hanım'ın a takımı'ndaki tutumunu görünce şaşırdık. 'Yeni TCK medyaya nasıl yansıyacak' başlıklı tartışmada, gazeteciliği yapılamaz hale getiren değişiklikleri savunan tek 'Sarı basın kartı sahibi' idi. Türkiye'yi dünyanın en kalabalık 'Mahkum gazeteciler cezaevi rekoru'na ulaştıracak bir gelişmeyi nasıl savundu, aklımız ermiyor. Eğer bunları Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti değil de, kazara bir başkası yapsaydı, parça parça ederdi.
atv'deki tartışmaya İstanbul'da batan, LPG taşıyan Ro-Ro gemisi ağırlığını koydu. Savaş Ay'ın habercilik tarafı ağır basınca ele alınan konunun ciddiyeti kayboldu. Ay'ın başında bulunduğu 'Merkez Haber Ajansı'nın şovunu, bir yerde de reklamını izlemeye başladık. Anlayacağınız böyle bir organizasyon, düzenleyicisinin eliyle ratingini, dolayısıyla ciddiyetini kaybetti...
|
|
|
|
|
|
 |