 |
|
|
|
Uzaktaki Anadolu
|
|
|
Tıpkı Türkiye'de çok şey yapabilecek iyi yetişmiş birçok insanın yurtdışına gitmesi gibi, ülkenin farklı kentlerindeki pek çok iyi yetişmiş insan da kendi topraklarını bırakıp İstanbul'a ya da öteki büyük kentlere geliyor.
Yıllardan beri yalnızca yoksulluk, işsizlik yüzünden yaşanan ve bitmeyen göçün yanında bir de bu ikinci tür göç yaşanıyor.
Bazen çok iyi eğitim gördükten sonra yine kendi memleketine dönen ve orada bir şeyler yapmaya çalışan insanlar görüyorum. Bunlar kentlerini, kasabalarını gerçekten de kalkındıracak önemli işlere imza atıyorlar.
O bölgenin görüntüsünü bir anda değiştirecek, çok önemli istihdam sağlayacak, bunların yanında da kendi kentlerini geliştirecek faaliyetlere imza atacak işler yapıyorlar.
Son on yıldır birçok yerde bunun farklı örneklerini görüyorum. Turizm yatırımlarından, okullara, sanayiden müzeye varıncaya kadar bazen büyüklüğüne inanamayacağımız düşüncelerin, hayallerin gerçekleştiği görülüyor.
Fakat özellikle yeni kuşaklara yaşadıkları yer artık dar geliyor ve onlar yurtdışına gitmemişlerse, İstanbul'a, Ankara'ya yerleşmeyi tercih ediyorlar. Kendi kültürlerini bırakıp buradaki eklektik kültüre uyum sağlıyorlar.
Birçok para ve toprak sahipleri, aileden kalan önemli işleri olanlar bile kendi şehirlerinde yaşamak istemiyor. Oradan çıkıp bir an önce İstanbul'a gelmeyi, burada büyümeyi ya da pek bir şey yapmadan oradan geleni burada yemeyi tercih ediyor.
Onun için örneğin İtalya'da, Fransa'da sık sık rastladığınız 'biz üçyüz yıldır aynı mesleği babadan oğula sürdürüyoruz,' türünden işletmeler, markalar, ürünler bizde pek görülmüyor.
Benim pek çok kentten İstanbul'a gelmiş dostlarım var. Hepinizin tanıdığı pek çok işadamı var. Eğer bunlar, burada yaptıkları yatırımların yüzde onunu kendi kentlerine yapsalardı bugün Türkiye bambaşka bir görüntü içinde olurdu.
Bunu sağlayabilmek için teşvikler, özellikle Özal döneminde altyapı çalışmaları çok yapıldı. Bir miktar başarı da sağlandı.
Ama hala İstanbul kendisini başkent olarak görüyor. Basın tümüyle İstanbul ve Ankara temelinde çıkıyor. Televizyonlar tümüyle İstanbul'dan yayın yapıyor. Hatta denilebilir ki aslında Anadolu'nun neredeyse tamamını bölge bölge bulabileceğiniz İstanbul bile medyaya yeterince yansımıyor. Bugün İstanbul'da yaşayan ve fazla seyahat etmeyen gençlerin çoğu Anadolu'nun birçok kentinin neye benzediğini bile bilmiyor.
Oralarda da bu duruma ciddi bir tepki var. Gittiğimiz yerlerde basına yöneltilen en önemli eleştirilerden biri de bu.
Yazık ki ülkenin zenginliği, farklı kültürel yapısı, insan malzemesi sahip olduğumuz bu önemli kaynak bir araya gelip herkesle başedebilecek bir dinamik oluşturamıyor. İstanbul, Anadolu'ya hala çok uzaktan bakıyor.
|
|
|
|
|
|
 |