 |
|
|
|
Nasıl bir haftaya başlıyoruz?
|
|
|
Yeni bir haftaya başlarken piyasaların içinin pek de rahat olmadığını söyleyebiliriz. Salih Neftçi dün köşesinde tedirginliğin genel resmini çok güzel verdi. Fakat panik olacak bir durumun omadığını da vurguladı.
Konuyu biz de basişt bir biçimde açıklayalım. Türkiye için korktuğumuz şeyin ABD'nin başına gelmesinden korkuluyor. Yani ABD hazine bonosu ve tahvillerini ellerinde bulunduran yabancılar ya bunları satmaya başlarlarsa. Neden satsınlar ki?
Çünkü ABD halkı tüketmeye ve ithal malları almaya devam ediyor. Yani ABD dışında tasarruf edenler, ABD'nin cari açığını finanse ediyorlar. ABD halkı, bizim yaptığımız gibi, başka ulusların tasarruflarını harcıyor. Dolar aşırı derecede değer yitirmesine rağmen, dış ticaret açıkları büyüyerek tarihi rekorlara yaklaşıyor. Bu gidişat nedeniyle ABD Doları'nın daha da değer yitirmesi korkusu nedeniyle elinde yüklü ABD kağıdı bulunduran ülkelerin bunları satmasından korkuluyor. Eğer dolar değer kaybetmeye devam ederse, bu kağıtları bulunduran ülkeler zarar yazacaklar. Bu tür bir gelişme sürü hareketine dönüşürse sadece Türkiye değil, bütün ülkeler olumsuz etkilenir. Peki sürü hareketine dönüşür mü?
Bu soruya en güzel cevabı 'a mathematician plays stock market' (bir matematikçi borsa oynuyor) isimli kitabın yazarı John Allen veriyor. Çin'in yapacağı bir açıklama veya ağırlıklı olarak ABD kağıtlarına sahip olan ülkelerden birindeki önemli bir ağızdan çıkacak endişe belirten sözcükler bile domino etkisi yaratabilir. Bu nedenle dışarıya daha fazla kulak kabartmak gerekiyor.
Diğer taraftan petrol fiyatlarındaki yeni çıkış hareketinin, ABD'de enflasyonu artıracağı endişeleri ile birlikte faiz artırımlarının daha güçlü olabileceği beklentisi de ek tedirginlik yaratıyor.
İçeriye baktığımızda, Vahap Munyar'ın dünkü yazısı önemliydi. Bankacılık yasa tasarısında, 'fona yeni bankaların alınması' konusunda IMF'nin dayatması ve bu konuda hükümetin tersi görüş içinde olması basit bir nokta olsa da, üç tane reform yasasında başka hangi konularda ne gibi pürüzler çıkabileceğine ilişkin beklentilerin olumsuza dönmesine neden oluyor. Diğer yasaların bütün maddelerinde anlaşmaya varıldığına dair net bir sinyal yok.
Geçen hafta içinde sayın Babacan'ın nisan ayının ilk iki haftası içinde stand-by'ın imzalanabileceğini söylemesi, JCR'ın kredi notu artırımı, faiz indirimi gibi olumlu faktörleri piyasalar satın almadı.
Dış siyasete bakıldığında ABD'nin İran'a zeytin dalı uzatmasına karşılık İran'dan gelen 'barışçıl nükleer programa devam edileceği' açıklaması yeni bir gerginlik unsuru olabilir.
Sonuç olarak; zor bir hafta olabilir. Geçen hafta yabancılardan gelen bono satışının devam etmesi, avro-tahvillere satış gelmesi piyasaları bir süre için olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla borsa yatırımcısının ek pozisyon almak yerine biraz nakitte kalıp kısa vadeli bonolarda beklemesi bu hafta için uygun strateji olarak görünüyor. Fakat özellikle stand-by konusunda IMF'den gelecek olan çok olumlu açıklamalar veya icra kurulunun toplanabileceğine dair bir haber aksine çok olumlu bir hava yaratabilir. Olumlu açıklamaların hükümet tarafından gelmesi, beklenen olumlu etkiyi yaratmaya yetmeyebilir. AB ve IMF çıpası hala yönümüzü belirleyen en temel iki unsurdur. Şu ana kadar elde edilen başarılı trendin devamı için, bu sistem içinde bu çıpalar hayati önem taşımaktadır.
|
|
|
|
|
|
 |