Koç Sistem, Infotech, Soft, Netsis, Obase, Prizma, GVZ, Mobilera. Bunlar, Türkiye'nin yüzde 100 ulusal sermayeli bilgi - bilişim - teknoloji (BT) şirketleri. Bir 'ilk'e' imza attılar ve 8 şirket 'Platform 360' adıyla işbirliğine - güç birliğine gittiklerini, hedef ülke ve pazarlara yönelik BT ihracatını arttırma, Türkiye'yi öne geçirme iddialarını ilan ettiler. Heyecan verici bir gelişme değil mi? Ancak, Microsoft Başkanı Bill Gates'in 4 saatlik Türkiye ziyareti, 'ci' deyip gitmesi kadar bile yankı bulmadı. Hedefleri 25 milyon dolar olan yıllık BT ihracatını, üç yılda 100 milyon dolara, giderek 500 milyon - 1 milyar dolara kadar yükseltmek. Rusya, Kazakistan, Ukrayna, Azerbaycan, İran, Suudi Arabistan, Mısır, İsrail, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Hollanda, ABD, KKTC hedef ülkeler ve pazarlar.
Platform 360, bu birlikteliğin 'yabancı şirket - sermaye karşıtlığı' olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de (BT) pazarının 2.2 milyar dolar olduğunu, bu yıl ise 2.7 milyar dolara yükselmesinin beklendiğini anlatıyorlar. Dünya BT pazarı 2004'de 2.2 trilyon yuro. Bu yıl yüzde 6 büyümeyle 2.3 trilyon yuro'ya ulaşması bekleniyor. BT'nin 'Ulusal Stratejik Sektör' ilan edilmesi, bu alanda yatırım ve teşviklerin desteklenmesi gerektiğini kaydeden Platform 360 kurucuları, İrlanda, İsrail ve Hindistan'ın bu yolla, dünyada öne çıktıklarını aktarıyorlar. Son olarak Kosta Rika bunu yaparak sektörde atılıma geçmiş. 4 milyonluk ülkede 150'nin üzerinde BT şirketinde 5 bin kişi çalışıyor. Yılda 500 milyon dolar gelir hedeflemişler. Kosta Rika'nın neredeyse sadece 'kahveye' dayanan ekonomisi nedeniyle, lakabı 'Yeni Yüzyılın kahvesi'. Geçen hafta elektronik devlet (e- Devlet) konferansı yapıldı. e - Eğitim, e- Yaşam, e - öğrenme ve daha birçok e - proje devrede. Başta Microsoft, dünya devlerinin başkanları, CEO'ları, biri gelip biri gidiyor. Kara kaşımız, kara gözümüz, ya da 'Vah, vah, Türklere, gençlere, öğretmenlere, memurlara bilişim öğretelim yazık' diye mi?
Canlı, dinamik, genç Türkiye pazarı iştah kapatıyor. Hibeler, Başbakan'a hediye ve 650 bin öğretmene dizüstü bilgisayar alımı, 30 bin öğretmene ücretsiz eğitim, işletim ve işlemci program satışları. Türkiye treni kaçırmadan gereğini yapmalı. Ülkenin gençleri, bilgisayar, elektronik mühendisleri okuyup okuyup, dünya şirketlerince kapışılıyor. Onun için Platform 360 gibi girişimlerin, teknoloji, yazılım yatırımlarının artması, desteklenmesi, teşviki ve bu alanda bir ulusal stratejinin devreye girmesi gerek. Türkiye bu alanda niye bir dünya devi olmasın? Hindistan, İrlanda, İsrail ve şimdi de Kosta Rika'nın yaptığını, Türkiye niye yapmasın?
Mey'in kırdığı şişeler siyasetçiye, bürokrata örnekler
Sahte rakı, sigara, ilaç derken, 30'un üzerinde insanımızı bir haftada kurban verdik. 300 milyon dolara Tekel'in alkollü içki birimini satın alan ortak girişim Mey A.Ş. bir yandan Özelleştirme İdaresi'ne ödemelerini aksatmamaya çalışırken, bir yandan Türkiye'de ilk ve dünyada da büyük yankı ve saygı uyandıran bir kararla 40 milyon dolar kaybı, zararı göze aldı. 5 milyon şişe rakıyı toplayıp, imha etme, kararını devreye soktu. Sahte rakıları Mey A.Ş. mi üretti? Hayır! 30 kişiyi Mey A.Ş.'mi öldürdü? Hayır! Ama insana, tüketiciye, topluma saygı, sorumluluk, 'markalarının' taklit, kaçak ve sahtesiyle insanların soyulması, ölmesine 'dur' dediler. Ticarette, kar, kazanç her şey değil. Kimse Mey A.Ş.'yi de suçlamadı. Ama ticaret ahlakı, şirket ahlakı, sorumluluk, saygınlık!
Mey A.Ş.'nin tavrından siyasetçilerimiz, bürokratlarımız ders ve örnek almalı. Bir bakan başında oturduğu, siyasi sorumluluğunu taşıdığı bakanlıkta soygunlar, vurgunlar, yolsuzluklar olurken, ülkenin paraları çalınırken 'Ben yapmadım, haberim yoktu' deyip, koltukta oturuyorsa Mey'in tavrını hatırlasın. Bir bakan kendisine bağlı kurumlarda yanlış uygulamalar, beceriksizliklerle oluşan kazalarda onlarca insan öldüğünde 'Kazayı ben mi yaptım?' deyip orada oturmaya devam ederken Mey'in tavrını hatırlasın. Bir bürokrat, kendisine emanet kamu malı, parayı soyup, batırıp, yanlış kararlarla ülkeye zarar verip, 'Kararları uyguladım, talimatlara uydum' ya da ekonomiyi, Hazine'yi, bankaları, batırıp, sonra 'Ne yapalım, IMF dedi, yaptık. Meğer program yanlışmış' derse, sorumluluğu yokmuşçasına holdinglere transfer olup, danışmanlık şirketini kurup para kırarken, köşe yazarı olup ahkam keserken, Mey'in tavrını hatırlasın, ahlakı, vicdanı, ilkeleri, sorumlulukları sorgulasın uyuyamasın.
Takas, becayiş, değiş-tokuş borçtan kurtuluş
Biz 'torba yasa' dedik. Maliye Bakanı 'torba mı, çorba mı?' dedi. Gerçekten, içinde 50'yi aşkın yasada, kanun hükmünde kararnamede değişiklik barındıran tasarı bu haftaya kaldı. Bazı maddeleri genel kurulda kabul edildi. Mesela, Kablo TV'nin Türksat A.Ş'ye devri gibi. Ha bire de tasarıya, önce komisyonda, sonra da genel kurulda yeni önergelerle eklemeler yapılıyor. Bir tanesi de 'dış borç takası' maddesi. Hazine'nin geçmiş yıllarda, krizler, acil ihtiyaçlar nedeniyle kim ne verirse yaptığı 'kısa vadeli, yüksek faizli' dış piyasalara yönelik tahvil ihraçları için, Devlet Bakanı Ali Babacan'a 'yetki' veriliyor. Babacan eski tahvillerin, daha uzun vadeli, daha düşük faizli yeni tahvillerle 'takas ve değiş - tokuş' edilmesi için yetkili olacak. Son olarak 20 yıl vadeli, yuro tahvili ihraç eden Hazine bu cesaretle, Brezilya'nın yaptığı gibi, tahvil takası yapıp, dış borç tablosunu düzeltecek. Tabii 'gönüllülük' esasına dayalı olarak. Bir yandan da bir kısım borçları erken ödeyip kurtulma imkanı doğacak. Kemal Derviş de, iç borçlar için yapmıştı ya hani. Kısa vadeli iç borç kağıtları 'dolarla' takas edilmişti. Şimdi hariçte yapılacak tahvil 'becayişi'. İyi olur, görmek nasip olur inşallah, boçlardaki bitişi.
|