22 Şubat 2005 Salı       




 

Meriç Köyatası


 
meric.koyatasi@aksam.com.tr

SEKA ve özelleştirme

   
 
Türkiye'de özelleştirmenin ilk savunucularından biriyim. Devletin, adalet, asayiş, güvenlik, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, altyapı gibi konularda faaliyet göstermesini, üretimden çekilmesi gerektiğini düşünürüm.

Bunu düşünürken de temel hareket noktalarımdan biri, 'devletin parası yoktur, devletin harcadığı her kuruş, milletin parasıdır. Bu para ya vergidir, ya da faturası millete yüklenen borçlanmadır. Millet de bu parayı devlete, eğitim, sağlık, adalet, asayiş, altyapı vs için öder' inancından kaynaklanır.

Vergi veren insanlar, devletin başka bir yerde, zarar pahasına istihdam sağlamasına bakmaz. Çünkü onun da bulunduğu yerde işsizlik vardır. Vergi veren vatandaş, devletten asayiş, adalet, güvenlik, eğitim, sağlık, altyapı hizmeti bekler. İşsizliğin çözümü, devletin zarar eden fabrikalar işletmesi değildir.

20'nci Yüzyıl'ın başındaki dünya konjonktürü ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin şartları, devletçi ekonomik yapıyı gerektiriyordu. Sadece Türkiye'de değil, kapitalist dünyada, İngiltere, Fransa gibi ülkelerde de devlet kuruluşları vardı. Şartlar değişti, 80'li ve 90'lı yıllarda Sosyalist blok dahil, dünya özelleştirmeye yöneldi. Herkes bu işi bitirdi ama bu işe ilk başlayan ülkelerden Türkiye her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı.

Eskisi yenisi, iktidara gelen siyasi partiler, özelleştirmeyi, ekonominin ve dünya konjonktürünün bir gereği olarak görmediler. KİT'leri arpalık olarak kullanmaya devam ettiler. 'Nasıl olsa özelleştireceğiz' deyip gerek duyulan hiçbir yenileme yatırımını yapmadan işletmeleri çürümeye terk ettiler.

Bu süreç içinde özelleştirilecek kuruluşlar iyice hantallaştı, rekabet gücünü kaybetti, piyasa değerleri düştü, kimi de satılamaz hale geldi. Tıpkı İzmit SEKA'da olduğu gibi. Yarın, öbür gün TEKEL'in sigara bölümü de SEKA gibi olacak. Şimdiden söylüyorum, PETKİM ve TÜPRAŞ da aynı akıbete uğrayacak.

Oysa doğru özelleştirme politikalarında, hem devlet işletmecilikten çekilecek hem tesis ekonomiye katma değer yaratacak hem de politik nedenlerle şişmiş kadroların tasfiyesine rağmen istihdam devam edecekti. Hiçbirini beceremedik.

Uygulanan hatalı politikalar sonucu, şu anda hiç de verimli olmayan İzmit SEKA Fabrikası, beş para etmiyor. Satsan alıcı yok, çalıştırsan, piyasada rekabet gücü kalmamış Oysa bir dönemin tekeliydi...

Satamadık, kapattık. İyi tamam da, orada çalışan o kadar kişi ve onların aileleri ne olacak? Eve ekmek gerek, aş gerek. Kiminin hastası var, kiminin okula giden çocuğu.

Özelleştirmeyi, gerekirse kapatmayı Türkiye'de ilk savunanlardan biriyim. Ama bu iş, 'Babalar gibi satarım' demekle olmuyor. Hem sosyal politikalarla desteklemek lazım, hem de piyasa konjonktürünü iyi izlemek lazım.

SEKA çalışanlarının sürüklendiği dram, benim gibi özelleştirme savunucusunu isyan ettiriyorsa, bu ülkede özelleştirme yapılamaz.

Özelleştirme ekonomik bir gerekliliktir ama insanları çiğneyerek olmaz. Evin aşı, çocuğun okulu, hastanın ilacı her şeyin üstündedir.


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir