21 Şubat 2005 Pazartesi       




 

Zülfikar Doğan


 
zulfikar.dogan@aksam.com.tr
zulfikar.dogan@superonline.com

Şeker işi çok şeker, tez gelen şerbeti içer!

   
 
Şeker Kurumu'nun 'kapatılıp, dağıtılıp' Şeker Kurulu'nun görev süresinin iki yıl uzatılması, ilk olarak bu köşede eleştirildi. Yılbaşı gecesi Resmi Gazete'nin 'beşinci mükerrer' sayısına yetiştirilen 'kapatma' kararı günler sonra fark edildi. Kararın 'yanlışlığı'da şimdi anlaşıldı. Tipik bir 'Türk'ün aklı' misali. Aslında kendimizi böyle 'aşağılamanın' anlamı yok. Bu bir 'yönetim ve algılama' zaafı. Ya da 'şeker hesaplar' işareti. Sanayi Bakanı Ali Coşkun 'Yanlış yaptık düzelteceğiz' diyor.

Diyor da, şeker piyasası alt üst. Pancar ve nişasta bazlı şeker üretim ve ithalat kotalarında, karmaşa. Fırsat, bu fırsat piyasada, 'kimyasal katkılı, ucuz maliyetli tatlandırıcı' girişimleri arttı. Dev bisküvi, meşrubat, tatlı üreticileri 'tatlandırıcı' için kolları sıvadılar. Şeker Kurumu'nun 'kapatılması' yönünde görüş bildiren, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, AB'den, Dünya Ticaret Örgütü'nden 'Bu ne iş?' eleştirileri gelince, Kurum'un açılması için 'yasa' diye, Başbakanlığa başvurdu. Müsteşarlığın 'Ne bu aç - kapa, dalga mı geçiyorsunuz?' dercesine, geri çevirdiği bu girişim, şimdi bizzat Başbakan Erdoğan nezdinde yineleniyor. Bir farkla. Kurul'un üye ve temsil yapısı 'değiştirilip' Reklam Kurulu benzeri, Sanayi Bakanlığı bünyesine alınması, özerk statüden çıkarılması düşünülüyor. Kılıfı, TOBB ve TZOB'un da kurulda temsili. Bu şeker işi 'çetrefilli, hem maddi, hem siyasi neması' olan bir iş. Önce kapat, sonra yine aç işi de, 'acayip' bir iş. Mesela tam da, Şeker Fabrikaları (TÜRKŞEKER) özelleştirilme sürecindeyken, ÖYK karar almışken, 'düzenleyici' Kurum'un kapatılması, Kurul'un 'elinin kolunun bağlanması, personelin dağıtılması' şeker piyasasının 'başı boş' kalması anlamlı değil mi? Kütahya Şeker Fabrikası'ndaki yüzde 54 kamu payı satışında, yüzde 44 hissedar pancar üreticilerinin açık arttırmada 15 milyon dolarla 'yaya' kalması, tesisi 'Tosunlar Gıda' nın (Başbakan gençliğinde Tosunlar'da mı çalışmış? Bilmem.) 23.8 milyon dolara alması. Ne olmuş yani? Arttırmaya girmiş almışlar? Arttırmada ne mi olmuş? Nereden bileyim kardeşim!

Tosunlar, sonradan bir bölüm hisseyi Kiler Grubu'na mı devretmiş? Kiler'in sahipleri AKP milletvekili miymiş? Hay kemiksiz diller! Ne 'şayialar' değil mi? Olabilir, alır, satar. Kime ne?

Ağızlar torba değil ki büzesin! Tesadüftür canım! Bir de Marmara Depremi münasebetiyle kapalı olan, ama 'şeker kotası' kullanılan Adapazarı Şeker'in özelleştirilmesi projesi var. O da ayrı hikaye. İleride bir gün yazarız. Yine 'vıdı, vıdı' işte! Ama şu kadarını soralım, özelleştirmede amaç ne? Tesisin yenilenip, üretime, istihdama, ekonomiye katkısı mı? Kotayı satıp, aktarıp, tesisin kapalı kalması, birilerinin şekerde piyasa payını katlaması mı? Şeker Kurumu yok, piyasada 'at oynatan' çok. Kurum, kapatılırken maksat neydi? Boşlukta ne oluyor, bitiyor, kimler fırsattan istifade lisans - kota peşinde koşuyor, ne yapılıyor bilen yok. Şayia, rivayet çok!

Bu şeker işi, 'çok şeker' bir işmiş, şerbet gibiymiş!




Bir de emanet banka şekerleri

Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım, şekerli, ballı mevzularda buluşalım. Bankalar Caddesi'nde dolaşalım. Bir banka varmış. Devlet, sahibinden almış. 'Sen yönetemedin bırak, banka nasıl yönetilirmiş bak, bilahare bu banka satılacak!' demiş. Sonra arka arkaya, bu emanet bankaya, mutemet memurlarını atamış. Malik dışarıda kalmış. Mutemet memurlar, nakli hane yapmışlar. Hayale dalmış, bankayı kendilerinin sanmışlar. Önce 'Gözünün üstünde kaşı var, Amerikan saç tıraşı var. Gencecik de yaşı var, gıcığımıza giden, bizi sinir eden oturup - kalkışı var' diyerek, maniler bulup, söyleyerek umum müdürü yollamışlar. Bir vekil aramışlar. 'Otur' deyince oturan, 'kalk' deyince kalkan, sözden - tembihten çıkmayan, ağzı olup, dili olmayan birini bulup, vekil umum müdür yapmışlar. Tabii yine bu arada, emanet bankada, epeyce adam atıp, epeyce de almışlar. Akıllarına esince, canları isteyince, zevceleri de alıp maailece, memleketten harice, icra heyeti olarak top yekun, bir seyahat yapmışlar. Hariçteki bankaların hal ve gidişine bakmışlar. Muhterem zevceler, gezip görünce ecnebi şehir ve ülkeler, bu seyahatten memnun ve mütehassıs olmuşlar. Refiklerinin yanağına birer buse kondurmuşlar. Tabii nakli hane yapınca, ihtiyaç hasıl olmuş, heyeti icra azalarına, dünyanın parasına birer lojman tutulmuş. Hayat güzel giderken, ha bugün, ha yarın derken, bankanın hakiki malikinin bankayı satacağı tutmuş. El sıkışmış anlaşmış. Mutabakata varıp, mukavele safhasına yaklaşmış. Yeni malike, teslim tesellüme az bir vakit varmış. Emanet bankanın, emanetçilerini bir düşünce almış. Oysa hayat güzel, bir ellerinde şeker, bir ellerinde yağ balmış. Heyeti icra duyunca satışı, acilen cem olup, bir karar almış. Vekil umum müdüre 'asilsin' deyip kontratı bağlamış. Tüm banka piyasası, cemaati, hulasası, bu icraat sonrası, şaşırmış, şayanı hayret baka kalmış! Şayet emanet banka, yeni malike geçince. O yeni malik, yeni umum müdür getirince. Kulaktan, kulağa dolaşan rivayet mucibince. Son dakika umum müdürünün cebine, nerede ise yetecek yedi cedde, bir tazminat saymakla mükellef olacakmış!

Oldu olacak, kırıldı nacak. Bu emanet bankanın öyküsü, yıllarca anlatılacak!!!


 

 

Diğer YAZARLAR

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir